Kadir Mısırlıoğlu'nun İpliğini Pazara Çıkardı!
Ortadoğu gazetesi yazarı Yücel Bulut, 1963 yılında, Türkiye’nin ilk Hac ve Umre Organizasyon şirketinin kurucularından Prof. Dr. Mehmet Müftüoğlu'nun Kadir Mısıroğlu ile ortak olduğunu, ancak şirketin başına bıraktığı Kadir Mısıroğlu'nun kasayı boşaltarak Bebek'ten ev aldığını iddia etti.

Yücel Bulut, Mısıroğlu ile ilgili şunları yazdı:

"Yıl 1963!

Bugün “dindar gençliğine” rol model olarak sunulan ve kendini “belli ölçüde deliyim” şeklinde tanımlayan Kadir Mısıroğlu’nun henüz bu denli tanınmadığı yıllardır.

Bugün olduğu gibi, o günlerde de Kadir Mısıroğlu çevresine dindar bir profil çizmekte, tertemiz Müslüman profiliyle güven telkin etmektedir. Ticarete heveslidir. Dönemin tanınmış ilahiyatçılarından olan ve Türkiye’nin ilk Hac ve Umre Organizasyon şirketinin kurucularından Prof. Dr. Mehmet Müftüoğlu; ağzı iyi laf yapan bu genç adama güvenir. Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı’yla birlikte “ORTAŞARK” isimli Hac ve Umre Organizasyon Şirketi’ni kurarlar. Hacı Bayram Mevkiinde Kıskaç Sok Numara 4’te kurulan bu şirket Güney Matbaasının hemen yanındadır.

Mehmet Müftüoğlu çok iyi düzeyde Arapça bilmesi nedeniyle Türkiye’den Hacca giden kafilelerin başında yer alır. Müftüoğlu, Hacılarla birlikte Suudi Arabistan’a giderken; şirketin Türkiye’deki işlerini de Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı’ya bırakır...

PARALAR BUHARLAŞTI

1960’ların Türkiye’sinde oldukça uzun süren bir Hac seyahatine çıkan Mehmet Müftüoğlu bu defa geri döndüğünde her şeyin buhar olup gittiğini fark eder.. Dünyası yıkılmıştır. Her şeyini emanet ettiği Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı toplanan Hac paralarını adeta buharlaştırmıştır. Bir türlü hesabı tutturamazlar. Rivayet göre İhsan Toksarı hacıların parasıyla bebekte apartman yaptırmış, Kadir Mısıroğlu da paraların bir kısmını buharlaştırmıştır.

Olay Adliyelik olur. Bütün birikimini bir anda kaybeden İlahiyat Profesörü Mehmet Müftüoğlu derhal mahkemeye koşar. Kadir Mısıroğlu ve İhsan Toksarı aleyhine alacak davası açar. Açar ve kazanır da! Ama parasını tahsil etmesi mümkün olmaz. Ahını bırakıp geride, Rahmet-i Rahman’a intikal eder. Çok meraklısına buna ilişkin mahkeme kararını da gönderebiliriz.

CUNTACILARDAN KORKUP YURTDIŞINA GİTTİ

Neyse Kadir Mısıroğlu, sonrasında yayıncılık gibi işlerle uğraşır. Ama asıl işi Atatürk’e ve Cumhuriyeti kuran kadroya küfretmek ve şeriat düzeni istemektir.

Hayatını küfür ve hakaretlerle geçiren ve güya Allah’tan başkasından korkmayan Kadir Mısıroğlu; hakir gördüğü "Allahsız Devrimciler"in ya da kafatasçı ülkücülerin hücrelerde tutulduğu ihtilal günlerinde; cuntacıların hışmından korkmuş ve soluğu yurtdışında almıştır.

BAKMAYIN ŞERİAT DEDİĞİNE

Bütün hayatı boyunca, memlekete Batı tipi bir düzen getirmekle suçladığı Mustafa Kemal’e küfreden ve şeriat düzeni isteyen Kadir Mısıroğlu’nun, hayalindeki gibi şeriatla yönetilen bir İslam Ülkesine kaçtığına kesin gözüyle bakılmıştır. Oysa şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım diyen dili bir anda “lal” olmuş, cuntacıların şerrinden kaçıp şeytan dediği Batı’ya sığınıvermiştir. Gençlere şeriatın hikmetlerini, Batı’nın melanetini anlatan Kadir Mısıroğlu soluğu Almanya’da almıştır. Frankfurt’a yerleşen Mısıroğlu, buradan da İngiltere’ye geçmiştir...

Bakmayın şeriat istediğine, 7 Eylül 1983 tarih ve 18158 numaralı kararla birlikte Türk Vatandaşlığından çıkarıldığında, bu defa da İNGİLTERE’DEN siyasi iltica talep etmiştir.

Sonrası mı?

İngiltere’de geçirdiği günleri sonrasında beş parasız kalmıştır. Mehmet Müftüoğlu’nu hiç hatırladı mı bilinmez ama rotayı yine şeriata değil “kişisel rahatına” kırmıştır. Tekrar Almanya’nın yolunu tutmuş, yurtdışında kaldığı 11 yıl boyunca dilinden düşürmediği “şeriatla yönetilen İslam ülkelerine” bir kez bile uğramamıştır..

Almanya’da camileri dolaşıp, kurduğu sucuk fabrikası için Müslümanlardan para toplamıştır. Tabi aklına kim geldiyse söverek...

Bugün Tayyip Bey’in mirasçısı olmakla övünüp durduğu Demokrat Parti’nin kurucusu Celal Bayar’ı “İnönü’den bile dinsiz ilan ederek...”

Çok merak edenler arşivlerden, sucuk fabrikası için para toplayan Kadir Mısıroğlu’nun Celal Bayar’a ithamlarını da okuyabilirler.

MEHMET AKİF'E DE KÜFRETMİŞTİR

Uzatmayalım...

1991 yılından sonra Türkiye’ye tekrar dönmüştür. Kaldığı yerden Atatürk’e, İnönü’ye ve Bayar’a; Cumhuriyeti kuranların neredeyse tamamına küfretmeye devam etmiştir.

Sadece O kadar mı?

Elbette hayır...

Akif’e de küfretmiştir Akif’e...

Yandaşların dilinden düşürmediği Mehmet Akif’e...

Kaldırıp milli şairimize “serserinin teki” deyip geçmiştir...

Dedik ya...

Müslüman mı, yoksa koca bir şarlatan mı bilemeyiz...

Bu adama alkış tutmaya devam edenlere de sadece Allah’tan akıl ve fikir ihsan etmesini dileyebiliriz..."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali 2 yıl önce

M.akif eleştirilmez diye bir kaide yoktur neticede insan.Bir kişiye eleştiri İslam nazarında olur.Mısıroğluda bu yönde tenkit etti.Sevilen bi kişiye biri bi laf söylese hemen küfrediliyo dışlanılıyo.Hiç kimseyi put yapmamak lazım.Bu adamın da yanlışı olabilir ancak bu yanlış İslamiyet yönünden yanlışsa ve umuma etki edecek bir yanlışsa söylenir.M.kemali ve cumhuriyeti fikriyle savunamayanlar kemalistler iftira atarak İslami düzeni savunanlara anca iftira atarlar.Bir adamı değerlendirirken sevap günah dengesine bakılır (ancak itikadi bozukluğu yoksa)