İYİ Parti Neden Başaramadı?

24 Haziran’da Türkiye sandık başına gitti ve önümüzdeki 5 yıl için görev yapacak Cumhurbaşkanını ve TBMM’de yasama görevi yapacak milletvekillerini seçti.

24 Haziran seçimlerinin 2002’den sonra yapılan genel seçimlerden daha farklı bir seçim olmasını sağlayan ise çok adaylı bir cumhurbaşkanlığı seçimi ve milletvekili seçimlerine farklı ittifaklar ile gidilmesi idi. Burada kuşkusuz seçime bir farklılık katan Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı adayı olması ve Genel Başkanı olduğu İYİ Parti’nin ilk kez bir seçime katılması oldu.

İYİ Parti bildiğiniz üzere 1 Kasım 2015 seçimleri sonrasında MHP içerisinde başlayan olağanüstü kongre sürecinin bir şekilde sonuçlanamaması üzerine sürecin en etkin siyasi aktörü olan Meral Akşener’in liderliğinde iki yüz kişilik Kurucular Kurulu ile Ekim 2017’de kuruldu. Kuruluş günü Genel Başkan Meral Akşener’in yaptığı konuşmada ve partinin programında İYİ Parti’nin Ak Parti ile CHP arasına sıkışmış siyasi iklimin değişmesine ve İYİ Parti’nin siyasi merkeze oturduğu ve bunun Milli Merkez olduğuna vurgu yapıldı.

Milli Merkez kavramının Türk Siyasi Hayatı’nda nereye konumlandığı ve ne anlam ifade ettiği pek belli olmasada, hadi diyelimki oldu, partinin oluşturduğu Genel İdare Kurulu ve Başkanlık Divanı gerçekte var olup olmadığı belli olmayan Milli Merkez görüntüsünü pek vermedi. Genel İdare Kurulu’nu incelediğimizde sayısal olarak daha çok siyasi hayata ilk defe adım atan kamuoyu tarafından pek tanınmayan kişilerin sayısı hayli fazlaydı. Tanınan simalar ise genellikle MHP geçmişi olan meşhur siyasilerdi.

Bu görüntü bir şekilde Başkanlık Divanı’nda da devam etti. 12 Kişilik Başkanlık Divanı’nda görev alan 7 Genel Başkan Yardımcısı geçmişte MHP’den siyasi görev yapmış kişilerdi. Burada MHP geçmişi olan kişilere görev vermenin yanlış olduğunu söylemiyorum, söylediğim Meral Akşener’in İYİ Parti’nin kuruluş günü yaptığı konuşma ve partinin programında vurguladığı çeşitlilik ile genel merkez kadrosunda bir siyasi görüşe aşırı yığılmanın bir çelişki ortaya çıkardığıdır.

Kişisel düşüncemi söylemeliyim, bence Meral Akşener’in aslında yaratmak istediği siyasi parti Adalet Partisi veya DYP benzeri bir parti idi. Fakat kuruluş sürecinde kamuoyunun karşısına merkez sağ görünümünü güçlendirecek güçlü siyasi karakterler çıkarılamadığı için, İYİ Parti kamuoyu tarafından bir merkez sağ parti olarak algılanmadı.

Yine burada kişisel fikrimi söylemeliyim. Asıl fark edilmeyen zaten bu idi. Türkiye’de artık merkez sağ gibi bir grubun olmadığı gerçeği fark edilemedi.

2002-2007 arası dönemde belirgin olan merkez sağ seçmen, 2007 seçimleri öncesi Mumcu-Ağar ittifakının sağlanaması sebebi ile Ak Parti, CHP ve MHP tarafından paylaşıldı. Bu paylaşımdan sonra Türkiye’nin girmiş olduğu siyasi iklim bu grubu tekrar diriltmedi aksine farklı siyasi partiler içinde eritti.

Bu erimenin sonrasında eskiden siyasetin merkezini yani kazananı belirleyen seçmen eski merkez sağ seçmen değil milliyetçi-muhafazakar seçmen oldu. Burada bahsetmek istediğim ideolojik manada bir milliyetçilik değildir. Daha çok vatan millet vurgusu ağır basan ve geleneksel olarak kendini milliyetçi olarak tanımlayan Anadolu insanının kendini ifade etme biçimidir.

Sosyolojik olarak toplumun oy verme davranışları ve siyasi olarak kendini konumlandırma özellikleri iyi bir şekilde araştırılmadan, İYİ Parti kendisine klasik bir merkez sağ parti imajı çizmeye kalkıştı ve en ilginç tarafı uzun bir süre kendisini sağ bir parti olarak dahi tanımlamadı. CHP’den gelecek 2 yada 3 puan “ulusalcı” seçmenin kaçmaması için toplumun %65’inin ben sağcıyım dediği bir ülkede Milliyetçi ve Muhafazakar kimliği ile tanınan Meral Akşener’in partisi ben sağ bir partiyim diyemedi, demedi.

Hedeflenen seçmen kitlesinin yanlış seçilmesi yada seçimi kazandıracak seçmene uygun söylemler geliştirilememesinin yanı sıra, parti programında da genellikle yüzeysel cümleler kurularak tabirimi maruz görün “Suya sabuna dokunmayan” bir yazı dili hakimdi.

Terörle Mücadele, Avrupa Birliği, Demokratikleşme, Yeni Anayasa, Ekonomik İstikrarsızlık ve Dış Politika gibi hayati konularda genellikle yüzeysel bir bakış açısı sunuldu, derinliği olan topluma yeni bir bakış açısı sunacak bir görüş aktarılamadı.

Bütün bu olanların sonrasında seçim kararı alındıktan sonra açıklanan milletvekili aday listesi ise kamuoyunun ve parti tabanının beklentilerini istenilen düzeyde karşılayamadı. Her seçim öncesi bütün partilerin başvurduğu kamuoyunu şaşırtacak milletvekili adayı gösterme alışkanlığı Mehmet Tezkan ve Şengül Hablemitoğlu ile sınırlı kaldı. İsmini verdiğim kişiler şüphesiz çok değerli ve saygın kişilerdir fakat toplumu heyecanlandıracak kişiler maalesef değiller.

Milliyetçi ve Muhafazakar seçmen ile buluşmamızı kolaylaştıracak doğru adayların eksikliği ve önemlisi seçimi kazandıracak seçmen olan Ak Parti seçmeninin karşısına bir şekilde seçim ittifakı dahi olsa bu seçmenin hiç destek vermediği CHP ile ittifak yapmış olarak çıkmak büyük bir hata oldu. 15 Milletvekili transferi ise kısa vadede İYİ Parti’ye kazandırmadı aksine iktidar tarafından bilgilendirilen yani A Haber ve ATV izleyen Ak Parti seçmenine burada siyasi ahlaka sığmayan bir transfer yapılmış izlenimi vererek kaybettirdi. İktidar İYİ Parti’yi seçime sokmak istemedi bunu biliyoruz ama İYİ Parti’de iktidarın restine gördüm artırdım diyemedi. Nasıl olsa Meral Akşener imza toplayarak aday olacağı için İYİ Parti’nin milletvekili adayları da bence çok kolay Demokrat Parti listelerinden aday olabilirdi. Kampanya süreci “Bunlar korktu, partimi seçime sokmadı” gibi tek bir cümleye indirgenebilirdi. Galiba İYİ Parti 2019 Ocak ayında partilerin alacağı hazine yardımını kaçırmak istemedi. Yoksa kişisel kanaatim İYİ Parti, Demokrat Parti listelerinden mecburen aday göstermiş olsa idi en az %5 daha fazla oy alır 70-80 arası bir milletvekili sayısına ulaşabilirdi.

Asıl handikap ise Meclis seçimlerinde CHP ile ittifak yapılmasından dolayı Cumhurbaşkanlığı yarışında Meral Akşener hiçbir zaman Muharrem İnce’yi hedef almadı. Üstelik daha CHP’nin adayı dahi belli değil iken, ben 2. tura kalamazsam “şeksiz şüphesiz” CHP adayını 2. turda desteklerim diyerek stratejik bir hata yaptı. Burada ki hata şu idi, İYİ Parti yeni bir parti, CHP ise 100 yıllık bir parti. Seçmen isterse CHP’yi iktidar yapar, seçmenin istemediği bir şeyi sen vaat edersen CHP’nin karşısında kim güçlü ise oraya yönelir. Tam olarakta böyle oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarış Erdoğan mı İnce mi ikileminde kalınca, temel oy verme davranışları artık çok net olan milliyetçi-muhafazakar seçmen Erdoğan cevabını verdi.

Buraya kadar bir şekilde İYİ Parti’nin kendi tercihlerinin yanlışlığı üzerine konuştuk. Elbette seçimlerde beklenilen ve arzu edilen sonucun alınamamasında başka faktörlerde etkili idi.

Bunun en önemlisi ve belirleyici olanı siyasi iktidarın İYİ Parti’ye ve Meral Akşener’e uyguladığı medya ambargosuydu. Meral Akşener’in seçmene ulaşması bu şekilde engellendi.

İktidarın elindeki medya aparatı ile kendi tabanına pompaladığı İYİ Parti ile FETÖ örgütü arasında sanki bir doğal irtibat olduğu algısı yıkılamadı.

OHAL şartlarında kurulmuş ve seçime katılmış yeni bir parti olan İYİ Parti, toplumdan yeterli oranda nitelikli insan kaynağı transfer edemedi. Parti’nin kapatılacağı, seçime sokulmayacağı, yönetici olanların yargılanacağı gibi değişik söylentiler vatandaşın bir şekilde uzak durmasına yol açtı.

Ve en önemlisi CHP’nin Muharrem İnce’yi aday yapması oldu. Meral Akşener’in hiç beklemediği şey buydu. Bence bütün strateji İlhan Kesici, Yılmaz Büyükerşen yada Abdüllatif Şener’in CHP adayı olması üzerine oturtulmuştu. İnce’nin CHP tabanının bütün fraksiyonlarını birleştirip çok ses çıkarması ve bir ölçüde Erdoğan’ın elindeki medya gücü ile İnce’yi birkaç adım öne çıkarması Akşener’i halk gözünde yarıştan kopardı.


En nihayetinde İYİ Parti katıldığı ilk seçimde %10.1, Meral Akşener ise %7.3 oy aldı. Meral Akşener’in ilk bakışta partiden daha düşük bir oy aldığı bir sorun olacak izlenimi versede, şuan için İYİ Parti’de partiyi daha yukarılara çıkarabilecek bir lider adayı olmadığı için Meral Akşener’in liderliğinin devam etmesi gerekiyor. Burada asıl önemli olan yaklaşık 5 Milyon seçmenin desteğini alan İYİ Parti’nin verilen mesajı doğru algılayıp ona uygun bir yol haritası çıkarmasıdır. İYİ Parti, yazının başlığında sorduğumuz gibi “Neden Başaramadık?” sorusunu kendisine sormalı, yönetim organlarında değişiklik yaparak, mecliste millet adına vekalet görevini layıkı ile yerine getirmelidir.

Mesele kaybetmek değil, neden kaybettiğini bilmektir, neden kaybettiğini bilirsen kazanabilme umudun olur…

FATİH UÇAR

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ülkücü 3 yıl önce

seçim sırasında kırsalın ağırlıklı olarak izlesiği yandaş televizyonların hakaretine rağmen % 10 büyük başarıdır