“İranlılık” Kimliği Yerine “Azerbaycanlı-Türk” Kimliği
 Safevi Devleti dönemi itibarı ile bugün İran adlanan coğrafyanın büyük kısmında Şiilik yaygınlaşmış ve zaman sürecinde bir ortak kimlik haline gelmiştir.


Safevi ve sonrasındaki hâkimiyetlerde devletin egemen öğesi olarak bu kimliği yaratan ve yaygınlaştıran Azerbaycan Türkleri de her zaman bu ortak şuurun savunucusu olmuşlardır.

Pehlevi krallığını iktidara gelişi ile İslam dinine karşı tarihi bir öfke duyan Fars milliyetçiliği Şiilik tabanında var olan bu ortak şuuru kullanarak yeni bir milli kimlik inşa etmeye çalışmıştır. “Şuubiye” tarikatıyla ortaya çıkıp Pehlevi krallığıyla devleti ele geçiren Fars milliyetçiliği akımı Şiilik unsurunun yerine efsanevi bir mahiyeti olan ve hiçbir gerçeklikle bağdaşmayan Fars etnik kimliğine dayalı “İranlı” kimliğini yerleştirilmek istemiştir. Fakat bu girişimin ne kader yanlış ve başarısız olduğunun ortaya çıkması da çok uzun sürmemiştir.

Pehlevilerin her anlamda dışa bağımlı bir devlet olmasına ve yeni ulus-devlet inşası sürecince altına imza atılan korkunç yanlışlara verilen tepkiler gidişatı “İran İslam Devrim”ine kadar getirip çıkarmıştır. 

Devrimin ortaya çıkışının farklı zeminleri olsa da Siyasi İslam (Şiilik) ideolojisi oldukça ağır basmıştır. Fakat her ne kadar yeni rejim İslam Ümmeti ve Şiilik üzerinde dursa da Fars eksenli İran kimliğinden vazgeçmemiştir ve resmi ideolojinin dışında her şey aynen devam etmiştir. Rejim devrimin ilk yıllarında halkın eskiden beri süre gelen dini duygularını ve devrim-savaş şartlarını kullanarak halkın büyük çoğunluğunu Müslüman ve emperyalizm düşmanı bir İranlılık kimliği etrafında birleştirmeyi başarmıştır. 



Siyasi İslam’ın çöküşü rejimle birlikte İranlılık kimliliğini de ciddi bir krize itmiştir. Siyasi İslam’ın iflas nedenlerini tartışmak yazımızın konusu olmasa da ana hatları ile bu şekilde özetlenebilir:



– Dini rejimin siyasi anlamda tekelci zihniyeti ve herhangi bir muhalefete katlanamaması,
– Ekonomik, kültürel ve toplumsal yönetimde rejimin tıkanması ve başarısızlığı,
– Bölge ve dünya ülkelerine düşmanca ve müdahaleci tavırlar sergilemesi,
– Küreselleşme ve haberleşme çağının şartlarına ayak uyduramaması. 



Bu gibi şartlar içerisinde ülkede kendiliğinden bir laikleşme süreci yaşanmış, ülkenin nüfus çoğunluğunu oluşturan Türk ve Fars toplumlarının üst ve belirleyici kimliği olan dini kimlik geri plana itilerek yerini etnik kimlikler almıştır. 


Ülkede yüzyıllar boyunca dini kimlik belirleyici olsa da etnik kimlikler her zaman var ola gelmiştir. İranlılık kimliği Azerbaycan’da müteahhir bir olgudur fakat Azerbaycanlılık ve Türklük bilinci her zaman var olmuştur. Şah İsmail Hatayi, Genceli Nizami, Fuzuli, Âşık Abbas Tufarganlı, Âşık Ali Asker, Şehriyar ve daha nice Azerbaycanlı Türk yazar ve şairin eseri incelendiğinde bu iddiayı ispatlayacak birçok delile rastlanabilmektedir.



Pehlevi döneminde Türklüğe karşı “Azeri” dili ve kimliği teorisi icat edilip yaygınlaştırılmaya çalışılsa da Güney Azerbaycan bu teori hiçbir zaman yerini alamamıştır.



Milli hareketin halk içinde yaygınlaşması ile Azeri uydurması her geçen gün renksizleşmiş ve Türk kimliği koyulaşmıştır, çünkü milli hareket Azerbaycan vatanı ve Türk milli kimliği üzerine inşa edilmiştir. 



“İranlılık” Kimliği Yerine “Azerbaycanlı-Türk” Kimliği


Kaynak: Güney Azerbaycan Türklüğünün Özgürlük Mücadelesi Yolunda Azerbaycan Milli Direniş Teşkilatı (AMDT)

http://araznews.org/tr/?p=639
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.