Irak ve Suriye krizinin bedeli: 16.7 milyar dolar

Türkiye’de Suriye ve Irak krizlerde hükümetin rolüne dair etkili bir muhalefet yapamamakla eleştirilen ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 7 Haziran seçimlerine giderken bir raporla kamuoyunun karşısına çıktı. ‘Suriye ve Irak Krizleri: Türkiye’nin Ödediği Fatura’ başlıklı 72 sayfalık rapora göre Türkiye’nin iki bölgedeki krizler yüzünden 4 yıldaki kaybı 16.7 milyar doları buldu. Bu maliyette izlenen yanlış politikaların önemli bir payı olduğunu not eden raporda, çıkartılan maliyet Suriyeli sığınmacılar için yapılan harcamalar, potansiyel ihracat kayıpları ve düşen turizm gelirlerinden oluşuyor.

CHP İş Dünyası Grubu’nun Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Adana, Mersin ve Hatay’da yaptığı araştırmalarla hazırladığı rapora göre sayıları resmi olarak 1 milyon 698 bin, gayri resmi olarak 2 milyonu aşan mültecilere bugüne kadar kamu bütçesinden 5.5 milyar dolar harcandı. Bunun dışında ihracat ve turizm gelirlerindeki düşüşe bağlı olarak ekonominin kayıpları ciddi boyutlara ulaştı. Suriye’ye ihracatın 2011-2014 arasında 10.5 milyar dolar olması öngörülüyordu. Ancak savaş nedeniyle toplam ihracat 4.5 milyar dolarda kaldı. Yani Türkiye 4 yılda 6 milyar dolarlık ihracat gelirinden mahrum kaldı. 2014’te Irak’ta yaşanan kaos da ihracatı vurdu. 2010-2013 arasındaki eğilim dikkate alındığında 2014’te Irak’a ihracat 14.2 milyar dolar olacaktı. Ancak bu rakam 10.7 milyar dolar olarak gerçekleşti. Burada da Türkiye, 2014’te 3.6 milyar dolarlık ihracat gelirinden mahrum kaldı. Her iki pazardaki ihracat kaybı 2011-2014 arası toplam 9.6 milyar dolar. 4 yılda Türkiye’ye gelemeyen Suriyeli turistler nedeniyle yitirilen turizm geliri 1.6 milyar dolar. 2011’den bu yana Suriyeli sığınmacılara harcanan para, Suriye ve Irak pazarındaki ihracat kayıpları ve düşen turizm gelirleri ekonomiye toplam 16.7 milyar dolar yük bıraktı.

Güney sınırlarındaki karışıklık Türkiye’nin Ortadoğu ve Doğu Akdeniz pazarlarına erişimini tehlikeye soktu. Ulaştırma ve lojistik sektörü darbe aldı. Suriye ile ilişkilerin iyi olduğu sırada borçlanarak TIR filolarını yenileyen firmaların bir kısmı battı ya da elindeki araçları yok pahasına sattı. Suriye’deki savaşın ilk günlerinde ulaşım yollarındaki sorunu aşabilmek için alternatif yollar arandı. Mısır ile RO-RO hatları oluşturuldu. Bu alternatif güzergahlar da kapanıyor. Kızıldeniz Liman İşletmeleri Müdürlüğü, Türkiye ile Ro-Ro ve Karayolu Transit Taşımacılığı Alanında İşbirliğine Dair Mutabakat’ın sonlandığını duyurdu.

‘Suriyeli kayıp kuşak’

Sığınmacılarla ilgili de tablo karanlık: Suriyeli sığınmacılar 9 il hariç, Türkiye’nin bütün illerine yayılmış durumda. Barınma merkezlerinde kalan Suriyelilerin sayısı sadece 270 bin. Yoğun göçten en çok etkilenenler sınıra yakın iller. Yoğun göç bu illerde kamu hizmetlerine ulaşmayı zorlaştırdı. Vatandaşların tarihten gelen muhacir-ensar geleneği gereği Suriyelilere misafirperver davrandı fakat kriz uzadıkça vatandaşların dayanma gücü azaldı, hatta rahatsızlıklar başladı. Suriyelilerin yoğun yaşadığı illerde kira ve konut fiyatları ciddi artış gösterdi. Özellikle Şanlıurfa ve Mardin’de işsizlik oranı tırmandı. Sığınmacıların 500 bini eğitim çağında ama bunların sadece 175 bini eğitim veriliyor. Bu durum Türkiye’de Suriyeli kayıp kuşak riskini artırıyor.

Güvenlik açısından da Türkiye olumsuz etkilendi. Raporda “Suriye’de ve Irak’ta yaşanan savaş, Güney sınırlarımızı radikal terör örgütleri için yaşam alanı haline getirmiştir. Sınırlarımızın Peşaverleşmesi olarak tanımlanabilecek bu durum ülkemiz için ciddi bir tehdittir” denildi. Suriye krizinin uzun vadede farklı boyutlarla Türkiye’yi etkileyeceği uyarısı yapıldı.

CHP krizi hafifletmek için birkaç öneri de sıraladı:

  • Suriyeliler kayıt altına alınmalı ve sağlıklı veri tabanı oluşturulmalı.

  • Suriyelilerin yoğun yaşadığı illerde belediyelerin bütçeden aldığı pay artırılmalı.

  • Sağlık ve eğitim yatırımlarına hız verilmeli.

  • Sığınmacıların etkisiyle konut sorununun arttığı ve kiraların yükseldiği Gaziantep, Kilis gibi illerde Toplu Konut İdaresi tarafından yeni konutlar inşa edilmeli.

  • Kaçakçılık ve kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmeli.

  • Alternatif ulaşım güzergâhları geliştirilmeli.

  • Suriye ve Irak’ın yeniden yapılanmasının sunacağı ekonomik fırsatlar için şimdiden hazırlık yapılmalı. Bölgede ‘tarım organize sanayi bölgeleri’ ve ‘inşaat organize sanayi bölgeleri’ kurulmalı.

Öztrak: Dış politika büyümeye engel oldu

Raporu hazırlayan heyete başkanlık eden CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede “İnsanlar dış politikadaki yanlışlarla ilgili ‘Biz işimize, ekmek teknemize bakalım’ yaklaşımı içindeydi. Ancak şimdi herkes şunu anlamaya başladı: ‘Dış politikadaki yanlışlıklar içerde de insanların ekonomik durumlarını ve canlarını acıtabiliyor.’ Bu raporla bölgedeki esnaf ve sanayi odaları seslerini duyurabildikleri için memnunlar. Bize dedikleri şu: ‘Suriye’den turist geliyor ve dış ticaret iyi gidiyor diye ciddi yatırımlar yaptık. Dün turist olarak gelenler binden sığınmacıya dönüştü.’ Hatalı dış politika ciddi bir ekonomik maliyet olarak geri döndü. Evet, ekonominin büyümemesinin önünde yapısal engeller var ama dış politika da olumsuz bir faktör haline geldi. Komşularla sıfır sorun derken hiç komşumuzun kalmadığı sıfır komşu dönemini yaşıyoruz” dedi. CHP’nin “Suriye ve Irak’ın yeniden yapılanmasının sunacağı ekonomik fırsatlar için şimdiden hazırlık yapılmalı” önerisiyle ilgili olarak ‘Krizden Ankara’yı sorumlu tutan iki ülke yeniden yapılanma döneminde ortaya çıkacak fırsatlardan neden Türkiye’yi yararlandırsın’ sorusu üzerine Öztrak şunları söyledi: “Bir kere Suriye ve Irak yönetimleri bu işten Türkiye’yi değil AKP hükümetini sorumlu tutuyor. Bu anlamda Türkiye’ye fatura çıkaran yok. Dolayısıyla Türkiye’de iktidar değişikliğiyle ilişkilerde yeni bir sayfa açılacak. CHP olarak önce barışın inşa edilmesinden bahsediyoruz. Mevcut politikaları terk edip barışa katkı sunduğumuzda elbette bunun sunacağı fırsatlar olacaktır. Ayrıca barış ortamına dönüldüğünde sığınmacıların da kendi evlerine güven içinde dönmeleri sağlanacaktır. Hükümet sığınmacılarla ilgili söylediklerimizi hep çarpıttı. Biz ‘sığınmacılara neden kapıları açtınız’ demiyoruz, barışı temin edip güvenli bir şekilde dönmelerini sağlayalım diyoruz. Dış politika ile ekonomi arasındaki ilişkileri entegre bir süreç olarak görüyoruz.”

CHP olarak Suriye krizinin birinci yılında saha araştırmaları gerçekleştirdikleri halde fikri takip yapmadıklarını itiraf eden Öztrak, hükümetin Suriye politikasına yönelik eleştirileri CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun mezhebi aidiyetine atıflar yaparak itibarsızlaştırdığını hatırlattı. Hükümet şimdiye kadar dış politikadaki tökezlemelerin iç politikayı ve kamuoyunun görüşlerini etkilemediğini düşünerek rahat hareket ediyordu. Ancak dış politikanın ekonomik maliyetlerinin artması ve bunun halka yansıması hükümetin elini zayıflatan yeni bir argüman olarak öne çıkıyor.

Fehim Taştekin


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.