HSK'ya sorular-Uğur Tarhan

 İlk olarak 2010 referandumuyla (hani şu Pensilvanya’daki elebaşının ‘’imkan olsa mezardakileri bile kaldırarak ‘evet’ oyu kullandırmak lazım’’ dediği referanfumla) yapısı değiştirilen HSYK, yapılan seçimlerin ardından FETÖ tarafından ele geçirilmiş/kontrol altına alınmıştı.

FETÖ’ nün yargıda gücü ele geçirince ilk yaptığı, milliyetçi hakim/savcılara zulmetmek oldu. O yılların şahidiyiz. Hükümet bir yandan, FETÖ bir yandan milliyetçilere/ülkücülere göz açtırmıyordu.

2011 yılında MHP’ye kaset operasyonu yapıldı. Özel hayatın gizliliğini en aşağılık yöntemlerle ihlal eden görüntülere ilişkin yayın yasağı alabilmek için İstanbul’da adliye adliye nasıl gezdiğimizi ama kapıların nasıl birer birer yüzümüze kapandığını Allah biliyor. Olayı soruşturmakla görevli özel yetkili savcının mağdurların haklarını korumak ve suçluları ortaya çıkarmak için hiçbir şey yapmadığını da gördük. Bugün MHP MDK üyesi olan hukukçu bir arkadaşımız da hukukun katledildiği o kara günlerin şahididir.

O günlerde, ‘’aman bu işlere bulaşmayın, istikbaliniz kararır’’ diyenler, kırk yıllık ağabeylerinden/başkanlarından köşe bucak kaçanlar da bugün herkesten çok kahraman olmuşlar, atıp tutuyorlar! Bunların da kim olduğunu hatırlıyoruz, biliyoruz. (Gerçi o ağabeyler/başkanlar (!) da şimdi bunlarla birlik olmuş, atıp tutuyorlar ama neyse, Allah biliyor, Allah görüyor.)

 

FETÖ’nün yargıdaki hakimiyeti 2014 yılında yapılan seçimlerde kırılabildi. Yargıda Birlik Platformu adı altında seçime giren liste seçimi kazanınca FETÖ’nün yargı ayağına ilk darbe vurulmuş oldu.

Özellikle 15 Temmuz Hain Darbe Girişiminde HSYK’nın önderliğindeki yargı, milli bir refleks gösterdi. Henüz cumhurbaşkanı açıklamasını yapmadan darbeci askerler hakkında yakalama kararı çıkardılar. Darbe girişimine karşı hukuktan ve demokrasiden yana tavizsiz bir tutum sergilediler.

15 Temmuz’un ardından, FETÖ bağlantılı yargıçlar tasfiye edildi ve 2010-2014 arası yaşanan kaos büyük ölçüde dindirildi.

 

16 Nisan 2017 referandumu öncesinde yazdığımız ‘’ HSYK’dan ne istiyorsunuz?’’ başlıklı yazımızda şu soruları sormuştuk?

FETÖ karşısında yargının adeta namusunu kurtaran mevcut HSYK’nın yapısı daha görev sürelerinin bitimine 2 seneye yakın bir zaman varken neden değiştirilmek isteniyor?

 

Anayasa değişikliğinin tamamına yakını 2019’dan sonra yürürlüğe girecekken, HSYK için neden 2018 bile beklenmiyor da derhal yürürlüğe girmesi öngörülüyor?

 

Yeni düzenlemeyle üye sayısı 13’e, daire sayısı 2’ye indirilerek adındaki ‘’YÜKSEK’’ ibaresi kaldırılmak istenen kurulun yeni üyeleri içinde Yargıda Birlik Platformuna güç veren gruplardan hangileri olacak?

 

Görev süreleri bitmeden kurul üyelikleri sona erecek olanların hak kayıpları nasıl telafi edilecek?

 

Cumhurbaşkanı ve Meclisin yapacağı seçimle oluşturulacak yeni yapı şimdiki gibi dengeli bir yapı olacak mı?

Evvelsi gün yayınlanan HSK Kararnamesi yukarıdaki sorularımızın cevabını verdi.

780 hakim/savcının görevlendirilmesine ilişkin yayınlanan yaz kararnamesinde milliyetçi hakim/savcıların tenzil-i rütbeye tabi tutulduğu, etkin görevlerden pasif görevlere nakledildiği, aynı durumun Yargıda Birlik Platformu’nun diğer bileşeni olan sosyal demokrat görüşteki hakim/savcılar için de geçerli olduğu anlaşılıyor.

Geçmişte yaşadığımız kötü tecrübeler, yargı bağımsızlığının güvence altında olması için HSK’nın dengeli bir yapıda olması gerektiğini bizlere göstermiştir.

FETÖ karşısında vatanı, milleti ve HUKUKU savunan, bağımsız ve dürüst duruşlarıyla Türk Milleti’nin güvencesi/sigortası olduğuna inandığımız milliyetçi hakim/savcıların haklarını savunacak HSK üyeleri bizlerin gördüğü bu tabloyu görmüyor mu?

Bu kararnamenin bir mükafat olmadığını anlıyoruz ve yine soruyoruz ‘’ hayırdır, milliyetçi hakim/savcıların verdiği hukuk mücadelesinden rahatsız olanlar mı var?’’

Selam doğru yolda gidenleredir.

UĞUR TARHAN

nettavir.com
Anahtar Kelimeler:
HSKSorularUğurTarhan
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.