Genel Başkan ile Lider arasındaki fark! / Fuat Yılmaz

 Bugün demokratikleşme adı altında Türkiye'de ayrışma, ayrışmayla beraber çatışma ve çatışmanın tabii sonucu olarak da bölünme senaryoları uygulanmaya çalışılıyor.

Sevr'den bu yana batı emperyalizminin Türkiye'yi bölmek, yok etmek amacıyla ortaya koyduğu oyunları, senaryoları biliyoruz.
Bundan vazgeçmiş değiller.
Bugün yaşananlar, yıllardan beri devam eden senaryoların günümüze uygulanmış versiyonlarıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı Gül arabasından iniyor ve Güroymak'ı eski adıyla 'Norşin' olarak hatırlayıp onları öyle selamlıyor.

Kara yoluyla İstanbul'a giderken Gebze'den sonra İstanbul levhasını değiştirip Konstantinopolis mi yapacaksınız?

Ayrışma ve bölünme demokratik çözüm değil Türkiye'nin çözülmesidir. Tarihi fırsat adı altında yazılmaya çalışılan tarih, ihanetin tarihi olacaktır…

Türkiye'nin verilecek toprağı, terk edilecek ili, çizilecek sınırı, bölünecek devleti, paylaşılacak vatanı, vazgeçilecek insanları, indirilecek bayrağı yoktur!

Sayın Başbakan'ı uyarıyorum, vazgeç bu Avrupa sevdasından, vazgeç bu PKK yandaşlığına soyunmaktan, vazgeç bu Türkiye'de yanlış bir demokratik açılımla etnik bölünmeye çanak tutmaktan. Bu millete hizmet edebilemek için Cenab-ı Allah sana fırsat vermiş. Yolundan sapma, telkinlere açık kalma, Türkiye'nin bir böleni olarak tarihe geçmene fırsat verme!

"Bu sürecin adı ayrışmadır, bölünmedir. Bu süreç dört aşamalıdır. Birinci adım üniter yapı içerisinde otonomiyi elde etmek. Daha sonra güçlendirilmiş bölgesel özerkliğe kaymak. Federasyon sistemini Türkiye’ye uyarlayarak milli devlet ve üniter yapıyı ortadan kaldırmak. Daha sonra da bağımsız Kürdistan’ı kurmaktır. Bunun lamı cimi yok. Gerçek budur ve gidişat buraya doğrudur. Bağımsız Kürdistan’la da kalınmayacak, Irak’ta oluşan kukla devlet ve İran’ın da parçalanmasıyla birleşik büyük Kürdistan hayali hayata geçirilecek…”

Bu sözler Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı’na ait. Yer Antalya, tarih, 9 Ağustos 2009.

Tam 6 yıl önce.

Türkiye’nin tam da şu günlerde yaşadıklarını öngören, adeta futurist bir çıkarsama haline gelen bir bakış açısı.

Fazlası da yok, eksiği de yok. Olacak olanları tamamıyla dile getiren bir öngörü.


İşte, bu; liderlikle genel başkanlık arasındaki farktır.

Bu devlet adamlığı ile hasbelkader devlette görevlere gelme arasındaki farktır.

Lider, içinden çıktığı topluma yol gösterir, olası tehlikelere dikkat çeker, milletinin, devletinin önlem alabilmesi için şartları oluşturur.

Bugün gelinen noktadaki gelişmeler, MHP ve liderinin durduğu noktanın tarihsel önemini gözler önüne seriyor.


Türkiye bugün, her zamankinden daha fazla MHP’ye, Devlet Bahçeli’ye ihtiyaç duyulan günleri yaşıyor.

Seçim, koalisyon arayışları, belki yeniden seçim… Türkiye iktidar arayışlarını sürdürüyor. Öyle olur, böyle olur vs… Bu tarihi günlerde bir tarafıyla aslında bunlar o kadar da önemli değil.


Bazen; olaylar, gidişat bir unsuru, bir hareketi öne çıkartır. Böyle durumlarda ölçülebilir oranlar, sandalye sayıları vs’den çok “özgül ağrılık” önem kazanır.


İşte, Türkiye şimdi MHP’nin, hasseten de Devlet Bahçeli’nin “özgül ağırlığı”na şahit oluyor.

O “özgül ağrılık” ki, Türkiye’nin, Türk milletinin şu günlerde yaşamak zorunda bırakıldığı kaotik, muhataralı günlerin İnşaallah bitecek oluşuna dair en büyük umut ışığı.

Öyleyse usta yazar Çetin Altan’ın dediği gibi bitirelim yazıyı: “İşler kötü gibi ama siz gene de enseyi karartmayın.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.