Erdoğan\'ın öncesi ve sonrası!-Doğan Akın

Erdoğan'ın öncesini ve sonrasını yazan Akın, Erdoğan'ın 'Ben miting kalabalığından çok cadde ve sokaklara bakarım' dediği zamanlara gidiyor...

İşte değişen Erdoğan'ı anlatan o yazı:

Erdoğan'ın bir 'marjinal' olarak portresi...

Gezi Parkı'nda barışçı bir eylem yapan gençlerin üzerine sabahın beşinde gaz bombaları, coplar ve tazyikli sularla giden polisin “kahramanlık destanı yazdığını” söyleyen, “Polise talimatı ben verdim” diyen “Başbakan Erdoğan”, muhalefette siyaset yaparken polisle neler yaşadı, polise neler söyledi?

Soru için yakınındaki isimlerin yazdığı Erdoğan biyografisinde çarpıcı cevaplar var. Erdoğan'ın, yeni kurulan AKP'nin miting ve programları engellemeye çalışan polise “hatalı emre itaat etmeme” çağrısı da anlatılıyor bu kitapta, AKP konvoyundaki araçların polis barikatı üzerine nasıl “tam gaz” sürüldüğü de...

Meydan, cadde ve sokaklardaki protestolara AKP mitingleriyle cevap verirken “Gerçek Türkiye burası” diyen bugünküErdoğan'ı geçmişteki Erdoğan uyarıyor: Ben miting kalabalığından çok cadde ve sokaklara bakarım. Sokağın kendisine göre bir dili vardır, o dili okumayı biliyorsanız gerçeği görür, kendinizi aldatmazsınız!

Gezi Parkı üzerine çok şey yazıldı, süreç kendi literatürünü yaratıyor. Gezi Parkı'na kışla yapılmasına karşı çıkan eylemciler ile daha sonra protestolara destek veren çok katmanlı kitlelerden olayları görmeyen veya çarpıtan ana akım medyaya, polis şiddetinden iktidarın toplumsal muhalefete karşı tutumuna ve nihayet dünyadan Türkiye'ye yeni bir netlik ayarına uzanan kapsamlı bir külliyatın eşiğindeyiz.

Ben, Gezi Parkı sürecine bir kez daha AKP kaynaklarından bakmaya çalışacağım. Bir önceki yazımda, 2001 yılında kurulan AKP'nin topluma verdiği sözleri içeren AK Parti Programı'ndaki demokrasi vaatleri ile Gezi Parkı protestocularına karşı iktidarın tutumu arasındaki mesafeye dikkat çekmiştim. İktidar olmasaydı, programındaki demokrasi talepleriyle AKP'nin de Gezi Parkı'na bir çadır kurabileceği ihtimaliyle biten o yazıdan sonra şimdi de Başbakan TayyipErdoğan'ın geçmişinden bugüne bakmaya çalışacağım.

Erdoğan'ın kişisel ve siyasal serüveni için, benimsediğiniz pozisyona göre birçok kaynağa başvurulabilirsiniz. Ancak, geçmişten bugüne bakışa ilişkin olarak bir kaynak tartışmasından uzak kalmak için ben içeriden bir kaynağı tercih ettim. Bu konuda elimizde, Erdoğan'ın anlatımları ve yakınındaki isimlerin tanıklıklarını içeren önemli bir kaynak var:Erdoğan'a en yakın isimlerden olan eski AKP Milletvekili Hüseyin Besli ile Ömer Özbay'ın birlikte kaleme aldığı “R. Tayyip Erdoğan - Bir Liderin Doğuşu” adlı kitap.

Uzun bir yazının sıkıcılığını göze alarak, bu kitaptan bazı bölümleri aktaracağım. Aktaracağım bölümleri; Gezi Parkı direnişindeki ilk tespiti “Bir avuç çapulcu” olan Erdoğan'ın meydan ve sokaklardaki protestoculara, saldırgan küçük bir kesim üzerinden “marjinal gruplar”, “teröristler, vandallar” ve “kandırılmış, istismar edilen gençler” dediğini dikkate alarak okuyun. Gezi Parkı'nın korunmasını isteyenlere başlangıçta “Bir avuç çapulcudan izin alacak değiliz. Topçu Kışlası yapılacak” diyen; meydan ve sokaklardaki protestoları AKP mitinglerinde “Asıl Türkiye burası” sözleriyle yok saymaya çalışan, Gezi sürecini “dış basının da içinde olduğu bir komplo” olarak gören, sosyal medyaya “baş belası” diye tepki gösteren, izinsiz toplantı ve gösteri hakkını “yasadışı” sayarak “Neresi gösterilirse orada toplanacaksınız” diyen ve nihayet Gezi Parkı protestolarına gaz bombaları, cop ve tazyikli sularla müdahale eden polisin “kahramanlık destanı yazdığını” iddia eden bugünkü Erdoğan'a, o kitaptaki mazisinden bakalım.

Erdoğan'dan polise ‘emre itaatsizlik' çağrısı

Dilerseniz önce, bugün polisin “kahramanlık destanı yazdığını” öne süren “Başbakan” Erdoğan'dan, kısa zamanda uzun bir mesafe kat ederek “muhalefetteki AKP'nin Genel Başkanı”Erdoğan'a gidelim.

2001 yılında kurulan AKP'nin Bursa il örgütünün açılışından sonra, bugün Erdoğan'ın Gezi Parkı süreci için “Polise talimatı ben verdim” dediği Çevik Kuvvet toplanan partili kalabalığı “çoluk çocuk, genç yaşlı demeden” coplamaya başlar. Ortalık karışır, herkes şaşkındır. Erdoğan mikrofonu eline alarak polisi uyarır. “Bir Liderin Doğuşu” adlı kitaptan birlikte okuyalım:

“Tayyip Bey mikrofonu eline alıp: Bursa polisine sesleniyorum!' diye bağırdı. Sakin gözükmeye çalışsa da… Polisin bu umulmadık tavrı karşısında öfkesini zapt etmekte ne kadar zorlandığı ses tonundan anlaşılıyordu.

'Bunu bir emirle yaptığınızı biliyorum; ama siz de biliyorsunuz ki hatalı bir emre uymak suçtur!.. Bu kanunsuzluğa son vermeniz için sizi uyarıyorum!..'

Polisler, saldırılarını kesip, durmuşlardı. Tayyip Bey, devam etti: 'Bu planlı bir yürüyüş değildir. Bir maç çıkışı yapılan sevgi gösterisi neyse bu da aynı hükümdedir. Biz yolumuza devam edeceğiz, açın yolu.” (Sayfa 301, 302)

'Araçlarımızı polisin üzerine doğru sürdük!'

3 Kasım 2002 seçimleri öncesinde AKP konvoyu Elazığ'dan Malatya'ya giderken bir başka polis vakası yaşanır. M. Şafi Öztekin'in kitaptaki anlatımından:

“Malatya'ya girmek üzereydik. Ben kendi arabamla otobüsün önünde eskortluk yapıyordum. Arkamızdaki konvoy oldukça uzundu. Şehrin girişinde polisleri gördük, kol kola girip barikat oluşturarak yolu kapatmışlardı.

(…)

(Şehirde) Önceki mitingin çoktan dağılmış olduğunu, kaldı ki konvoyumuz çok ağır ilerlediği için meydana ulaşıncaya kadar epey zaman geçeceğini söyledik ama hepsi nafile; polis ikna olmamakta kararlıydı.

Çaresizlik içinde Mücahit (Arslan) Bey'e baktım; otobüsün ön tarafında Tayyip Bey'le birlikte bizi izliyordu. Kaş göz işaretiyle 'arabalarınıza geçin ve sürün!' dedi.

Koşarak gidip araçlarımıza bindik ve hiç gaz kesmeden polislerin üstüne doğru sürdük!

İstemeyerek de olsa yolu açmak zorunda kalmışlardı...” (Sayfa 302)

Kitabın yazarları, bu anlatımdan sonra polisin henüz muhalefette olan AKP'ye tavrını şu ifadelerle değerlendiriyor:

“İl açılışında olsun, 3 Kasım seçim çalışmalarında olsun, o günkü iktidarın polis marifetiyle tezgâhladığı her türlü baskı, engelleme ve provokasyon girişimiyle karşılaşmak, neredeyse sıradan ve gündelik bir hâl almıştı. Polisin, verilen emre körü körüne itaat ettiği durumlarda çatışma riski artıyordu.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.