Erdoğan Talut mu Calut mu?Müjdat Öztürk

Siyasette din istismarı yeni görülmüş ve sadece Recep Tayyip Erdoğan’a has bir olgu değildir.

Bütün merkez sağ partiler toplumun din hassasiyetini istismar etmiş ve ihtiyaç duyulduğunda dini kullanmaktan çekinmemiştir.

Ama hiçbir siyasi parti ve lideri AKP-Recep Tayyip Erdoğan kadar dini siyasete alet etmemiş hiçbir siyasi lider dini kişilikler ve sembollerle bu kadar özleştirilmemiştir.

**

12 yıllık iktidarı boyunca Recep Tayyip Erdoğan’a atfedilen unvanlar hafızalardadır.

Padişah Erdoğan, Emir-el Müminin Erdoğan, Halife Erdoğan…

Muhafazakârlaşmayı dindarlaşma zanneden toplumun AKP’ye destek veren kesimlerinde özellikle dini çevrelerde Erdoğan’a yakıştırılan bu unvanların karşılık bulduğunu biliyoruz.

Bunda Erdoğan ve partisinin dinin siyasal, sosyal, toplumsal alandaki gücünü artırmayı hedefleyen stratejileri, uygulamaları ve söylemlerinin payı oldukça büyük.

Fakat dinin içeriğini boşaltarak yükselen muhafazakârlık ve Erdoğan’a yapılan dinsel atıflar her geçen gün kontrolden çıkarak artıyor.

**

Bunların sonuncusu Ortadoğu üzerine tahlilleri ile tanınan Akit gazetesi yazarı Mustafa Özcan’dan geldi.

Mustafa Özcan geçtiğimiz günlerde yazdığı yazısında bir Hadis-i Şerif’ten yola çıkarak tarihin beş devre ayrılabileceğini yazdı.

Birincisi, nübüvvet dönemi… İkincisi nübüvvet veya peygamberlik metodu üzerine hilafet dönemi… Üçüncüsü ısırıcı saltanat veya ümera dönemi… Dördüncüsü cebabire ve decacile dönemi. Beşincisi ise başa dönüş yani peygamberlik ve nübüvvet yöntemi üzerine hilafete geri dönüş dönemi” olarak tasnif etti.

Yaşadığımız dönemi dördüncü dönem olan decacile ve cebabire yani Deccaller ve Cebbarlar olarak nitelendiren Mustafa Özcan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın dördüncü dönem ile beşinci dönem arasındaki geçiş lideri olduğunu yazdı ve Recep Tayyip Erdoğan’ı Kuran’da bir kıssa da adı geçen ve Hz.Davud’un gelişine ortam hazırlayan Talut’a benzetti.

Benzetti ama kıssa da adı geçen Talut ile Hz. Davud arasında sonradan yaşanan iktidar çekişmesini es geçti.

 

**

Aşırı derece de boylu ve kudretli anlamına gelen Talut’un kim olduğunu merak edenler araştırıp, öğrenebilirler.

Bizim açımızdan önemli olan eli kalem tutan İslamcı aydınların bile Recep Tayyip Erdoğan’a atfettikleri dini rol ve önem.

Muhafazakârlaşma ile dindarlaşma arasındaki farkı bilmeyen ve dini kaynağından okumak yerine var olan dini yapılardan öğrenme kolaycılığına kaçan toplumun Erdoğan’a yüklediği misyonun sakatlığı bir yana kendisine İslamcı kimliğini uygun gören ve belli bir birikime sahip aydın takımının da bu hastalığa kapılmış olması tüyler ürpertici…

Din afyondur sözünün yıllar sonra doğrulanacağını görmek üzücü.

İktidarı boyunca din istismarına karşı gibi görünen ama dinin etinden, sütünden, yününden faydalanan AKP ve lideri hastalıklı muhafazakârlaşmanın neticesinde kendisini destekleyen kitlelerin dayattığı ilahi misyona karşı çıkmak yerine bu misyona her geçen gün kendileri de inanıyor.

AKP’nin çekirdek kadrosunda ve AKP’ye destek veren çevrelerde Erdoğan’ın İslam adına siyaset yaptığı, halifeliği, emir el müminliği kabul görüyor.

Korkarım ki kendisi de buna inanıyor.

Biz siyaseti Allah için yaptık sözleri başka bir anlam taşımıyor.

**

Adı rüşvet ve yolsuzlukla anılan, çoluk-çocuk-sülale zenginleşen haram üzerine saltanat kuran bir siyasi kişiliğin Allah’ın kelamı Kuran-ı Kerim’de adı geçen şahsiyetlerle özdeşleştirilmesi gerçek mütedeyyinleri yaralıyor.

Mukaddes İslam dini ve Kuranı Kerim Türkiye’yi haraç-mezat satıp, bölücülerle işbirliği yapan, ülkeyi soyup soğana çevirenlerin yaptıklarına delil ve dayanak olmamalı.

Dini değerler toplumu kutuplaştırmaya yönelik, kamplara bölme amaçlı kullanılmamalı.

Birileri bunları hatırlatmalı…

Toplum İslam’ı yaşamak istiyor olabilir.

Ama bu İslam’ı kendi iktidarlarına alet eden, İslam ahlakına aykırı zenginleşmelerini İslam ile meşrulaştıranlarla olmamalı.

Müjdat ÖZTÜRK 14-07-2014

www.gazete2023.com

 

 

   

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
birol gür 3 yıl önce

muhafazakarlık kavramı zaman itibarıyla tartışılan bir vaka.bence doğrusu zamanın iktidarının yavşaklaşan sağ anlayışla hükümet etmesinden kaynaklanıyordur.bu yazının yazarı zannederim ki kendisine muhafazakarlık duruşunu yabancı hissetmez.keza şahsımda aynı şekilde.dolayısıyla muhafazakarlık tartışması yaparken kendimize hakaret veya aşağılayıcı duruma düşmemek gerek kanaatimce.sağ yavşaklığı zirvede.