Erdoğan'ın ziyareti Kazakistan ile stratejik ortaklığı pekiştirecek
 Türkiye ve Kazakistan arasındaki işbirliğinin gelişimine büyük katkı sağlayan karşılıklı yüksek düzeyli ziyaretler devam ediyor. Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in geçen yıl Haziran (Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Zirvesi) ve Ağustos (Türkiye Cumhurbaşkanı Yemin Töreni) aylarında Türkiye’ye gelişinin ardından bugün de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üç gün sürecek Kazakistan temasları başlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan mevkidaşı tarafından iki ülke dostluğunun bir göstergesi olarak resmî ziyaretten bir üstte, 'devlet ziyareti' statüsünde ağırlanacak. Bu kapsamda iki ülke cumhurbaşkanının katılımıyla başkent Astana’da "Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi" toplantısı ve Türk-Kazak İş Forumu düzenlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkent Astana’dan yaklaşık 1500 km mesafede bulunan tarihî Türkistan şehrine geçerek Türkiye Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yaptırılan Hoca Ahmet Yesevi Camii ve Külliyesi'nin açılışını gerçekleştirilecek. Son olarak Türkistan’da iki ülkenin ortaklaşa kurduğu Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi’ni ziyaret edecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisine verilmek üzere fahri doktora törenine katılacak.

Devlet başkanlığı seçimlerinde bir kez daha halkın güçlü desteğini alması beklenen Nazarbayev bir yandan bölgedeki ekonomik daralma ve dalgalanmayı önlemek, bir yandan da Avrasya’daki işbirliği seçeneklerini çeşitlendirmek istiyor.

Kürşad Zorlu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kazakistan ziyareti iki ülke ilişkilerinin yanı sıra Avrasya coğrafyasındaki gelişmeler açısından da büyük önem taşıyor. Kazakistan “Türk Dünyası” kavramı eşliğinde Türkiye ile en yakın ilişkileri kurarken Ermenistan’ın -Nazarbayev Dağlık Karabağ çekincesini koymuştu- içerisinde yer aldığı Avrasya Ekonomik Birliği’ninkurucuları arasında bulunuyor. Özellikle Kazakistan ekonomisinin Kırım’ın ilhakı sonrasında derinleşen Rusya-Batı mücadelesinden olumsuz etkilenmesi, yaşanan kısmi devalüasyon, artan tasarruf tedbirleri ve ülkede 26 Nisan’da devlet başkanlığı seçimlerinin gerçekleştirilecek olması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretine olan ilgiyi artırıyor. Devlet başkanlığı seçimlerinde bir kez daha halkın güçlü desteğini alması beklenen Nazarbayev bir yandan bölgedeki ekonomik daralma ve dalgalanmayı önlemek, bir yandan da Avrasya’daki işbirliği seçeneklerini çeşitlendirmek istiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın böylesine bir dönemde Kazakistan’a gerçekleştirdiği ziyaret ülkedeki bazı kesimler tarafından kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev’e verilen destek olarak algılanıyor.

Kazakistan'ın yükselişi

Avrasya coğrafyasındaki konumu ve politik olarak durduğu nokta Kazakistan’ı Doğu ve Batı arasında doğal bir kara köprüsü hâline getirmektedir. Devlet yaşamında oldukça kısa sayılabilecek bir sürede, büyük başarılara imza atan Kazakistan’da, kişi başına milli gelir 700’den 13.600 dolara yükselmiştir. Topraklarında 1225 çeşit mineral ve 493 maden yatağını bulunduran Kazakistan doğal gaz rezervleri ile ilk 12 ülke arasında, petrol rezervleri ile ilk 13 ülke arasındadır. Petrol ve doğalgaz başta olmak üzere ülkedeki yer altı kaynakları küresel dengeler çerçevesinde idare edilerek, 160 milyar dolardan fazla doğrudan dış yatırım Kazakistan topraklarına kazandırılmıştır. Bu çerçevede Hollanda, İsviçre, Çin, İngiltere ve ABD en fazla yatırımı olan ülkelerdir.

Kazakistan’ın en çok ihracat yaptığı ülke Çin, en fazla ithalat yaptığı ülke ise Rusya’dır. Nükleer silahlarından kendi isteği ile vazgeçen ve çok yönlü bir dış politika izleyen Kazakistan, bölgesindeki entegrasyon çabalarını aşan küresel bir duruş sergilemektedir. Kazakistan bu gayretler neticesinde dünyanın yatırım yapılabilir ilk 50 ülkesi arasına sıçrarken, pek çok uluslararası örgütte söz sahibi olmuş, 2010’da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), 2012’de ise İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) dönem başkanlığını yürütmüştür. Belirtmek gerekir ki ülkenin yükselişini simgeleyen en önemli merkez Türk ve İslam dünyasının da kuzey başkenti olarak değerlendirilebilecek olan Astana şehridir.

İlk tanıyan ülke Türkiye

Siyasal boyutu ile Türkiye-Kazakistan ilişkileri 1991 yılında, Kazakistan’ın Sovyetler Birliği karsısında bağımsızlığını kazanmasıyla başlamıştır. Kazakistan’ın erkin bir devlet hâline gelmesinde en önemli adım olarak beliren bağımsızlık hareketini ilk tanıyan ülke Türkiye’dir. Türkiye’nin dakikalar içerisinde bu adımı atmış olması tarihî bir temel üzerinde şekillenen kadim dostluğa yeni bir ivme kazandırmıştır.

Kazakistan halkı aradan geçen 24 yıla rağmen Türkiye’nin bu kararını en önemli kardeşlik vurgusu olarak değerlendirmeyi sürdürmektedir. Özellikle belirli bir dönem Kazakistan’da faaliyet gösteren Türk girişimciler ve farklı düzeylerdeki çalışanlar Kazak halkının bu yaklaşımını, çeşitli işbirliği alanlarına taşıma konusunda bir sosyo-psikolojik eşik olarak kullanmışlardır.

İlişkilerdeki devinim

Bağımsızlık sonrasında Türkiye-Kazakistan ilişkilerine bakıldığında dönem dönem yavaşlama ya da durgunluk yaşansa da hep ilerleyen bir ilişki grafiği bulunmaktadır. Bu ilişkiler 1991-1994 yıllarında ciddi bir temel üzerinde genişlemiş ve günümüze taşınan koruyucu nitelikte karar, uygulama ve sembollerin bir kısmı bu dönemde hayata geçirilmiştir. Bu dönemde hibe niteliğindeki maddi yardımların yanı sıra, eğitim ve kültür alanında da maddi ve manevi destekler sağlanmıştır.

Ancak Türkiye’de 1995 yılıyla anlamsız boyutlara taşınan “Avrupa Birliği giriş süreci” baskısı ve o dönemdeki siyasal-diplomatik kurumların konuyu yüzeysel açıdan irdelemeleriyle birlikte “sıçrama” yaşanması gereken bir dönem potansiyelin olukça gerisinde kalmıştır. “10.000 öğrenci projesi” olarak bilinen ve geleceğin Türk dünyasını yaratacağı iddia edilen önemli bir proje bütün iyi niyetli çabalara karşın altyapının yeterince hazırlanmaması sebebiyle bazı sorunları beraberinde getirmiştir.

2000-2006 yılları arasındaki dönemde ise Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı düzeyinde öncü bir diplomatik tavır sergilediğini ileri sürmek zordur. 2007 yılından bu yana ise ilişkiler yeniden belirli bir ivme yakalamıştır. 2009 yılında imzalanan Stratejik Ortaklık Anlaşması ile yakın ilişkiler pekiştirilmiştir. Bir zamanlar “ağabeylik” yakıştırması ile yönlendirilen Türk dünyası ideali, geldiğimiz noktada “eşitler arası ilişkilerde en yüksek entegrasyon” amacına yönelmiştir. Ancak ekonomik parametrelere bakıldığında mevcut durumun iki ülke arasındaki potansiyeli yansıtmadığı görülmektedir.

Gelişen ekonomik ilişkiler

Günümüzde iki devlet arasındaki ticaret hacmi 3,6 milyar dolar civarındadır. Kazakistan, Türkiye’nin Orta Asya’daki yatırımlarının en fazla olduğu ülkelerden biridir. Ülkede faaliyet gösteren yaklaşık 100 yatırımcı Türk firmasının gıda, petrol, ilaç-kimya sanayi, inşaat, otelcilik, sağlık ve savunma sanayi alanlarında yoğunlaşan yatırımlarının toplam tutarı 2,05 milyar dolar seviyesindedir. 1 milyar dolar tutarında yatırım ise Kazakistan’dan Türkiye’ye yapılmıştır.

Şüphesiz ziyaretin en önemli gündem maddesi ekonomi ve özellikle dış ticaret hacminin 10 milyar dolar hedefine taşınması olacak. Ayrıca Kırım’daki gelişmeler masaya yatırılacak.

Kürşad Zorlu

Türkiye, sermaye miktarı açısından Kazakistan’daki 17. büyük yatırımcı konumunda olmakla birlikte enerji dışı sektörlerdeki yatırımlar açısından 4. sırada yer almaktadır. Kazakistan’da kayıtlı 600’ün üzerinde Türk sermayeli işletme faaliyet göstermektedir. Türk müteahhitleri Kazakistan’da değeri 20 milyar doları geçen inşaat projesi gerçekleştirmiştir. 1992’den beri Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından Kazakistan’da gerçekleştirilen projelerin maliyeti yaklaşık 57 milyon doları bulmuştur. Türkiye, yüzde 50’nin üzerinde payla Kazak turistler için birinci destinasyon konumundadır. Kazakistan’dan ülkemize 2012 yılında 381 bin 2013 yılında ise 425 bin ziyaretçi gelmiştir.

Ziyarette neler konuşulacak?

Şüphesiz bu ziyaretin en önemli gündem maddesi ekonomi ve özellikle dış ticaret rakamının 10 milyar dolar hedefine taşınması olacak. Bu doğrultuda çeşitli anlaşmalar imzalanacak. Ayrıca Kırım’daki gelişmeler masaya yatırılacak ve çözüme yönelik olarak iki ülkenin ortak hareket noktaları değerlendirilecek. Eğer bu seçenek hayata geçirilebilirse Astana ya da İstanbul’da Kırım için bir zirve gerçekleştirilmesi sağlanabilir.

Geçmişte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Şanghay İşbirliği'ne bizi de alın” şeklindeki sözleri hatırlanacak olursa ikili temaslarda Türkiye’nin Avrasya Ekonomik Birliği'nde nasıl yer alabileceğine yönelik görüşler seslendirilebilir. Kazakistan-Türkmenistan-İran demiryolu hattının Türkiye’ye bağlanması ve diğer ulaştırma projeleri irdelenecek temel konular arasında yer alacak. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son ziyaretinde yaptığı gibi konuşmasının bir bölümünde Kazakça ifadeler kullanması sürpriz olmayacaktır.

Bununla birlikte bölgedeki diğer ülkeler gibi DEAŞ’a [IŞİD] olan katılımlardan endişe duyan Kazakistan tarafı Türkiye ile daha kapsamlı bir işbirliğini gündeme getirmek istiyor. Son olarak Türkistan şehrine yapılacak ziyarette Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde süregelen bazı problemler gündeme getirilecektir.

Doç. Dr. Kürşad Zorlu, Ahi Evran Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi. Orta Asya ve Türk dünyasıyla ilgili çok sayıda makalesi bulunan Zorlu, Yeniçağ gazetesinde köşe yazarlığı yapmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.