DUR BAKALIM-A.Savaş Çolak

Taksim gezi parkında yaşanacak yıkıma bir İstanbullu olarak kayıtsız kalmak elbette mümkün değildi.

 

Şehrin göbeğinde kalan bir avuç ağacın sökülmesinin ardından, insanların burnuna yoğun bir şekilde rantiyeci, yandaş ve vurguncu kokuları geliyordu.

 

Bunu sadece Taksim'de ki yeşil alanın tahribine yönelik düşünmemek lazım, AKP zihniyetinin talancı istismarcı kural tanımaz yapısı vatandaşı çileden çıkarmış, isyan noktasına taşımış ve Gezi parkı burada sembol haline gelmiştir.

 

Meydanların demokratik ortamından sokak aralarına taşan olayların ardından, ülkemiz adına tehlike sinyalleri çalmaya başlamıştır.

 

MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli'nin de dediği gibi meydanlar aydınlık, sokak araları karanlıktır.

 

Sokak aralarında terör örgütleri cirit atmakta ve ellerini ovuşturmaktadır.

 

Polis teşkilatının orantısız güç kullanımı, insanları sokak aralarına kaçırmakta marjinal grupların provokasyonuna maruz bırakmaktadır.

 

Taksimde can kayıpları yaşanması ve yaralı onlarca vatandaşımız varken, burada şapkasını önüne koyup düşünmesi gereken hükümettir.

 

Ayazağa ormanlarında at koşturan beyler yetiştirip pervasızca konuşturan, termik santraller ile doğa katliamına müsaade eden, verdiği imar izinleriyle İstanbul'un siluetini mahveden AKP hükümeti, vatandaşta tahammül bırakmamıştır.

 

Ben yaptım oldu mantığıyla hareket buraya kadar, bundan sonra eğer eskisi gibi oportünist tavırlarla hareket etmeye devam etmeleri durumunda yaşanacakları da tahmin edebilmeleri zor olmayacaktır.

 

İdari mahkeme ile taksim gezi parkında yapılacak olan yol genişletme çalışması durdurulduğuna göre artık polisin orada durmasına, yani gezi parkına girmek isteyenlerin önünü kesmesine, gaz atmasına gerek yoktur.

 

Polis çekilmeli ve Gezi parkı vatandaşın kullanımına terk edilmelidir.

 

Burada acaba bu gerginlik stratejisiyle hedeflenen başka bir olgu mu var diye düşünmeden edemiyorum.

 

Gezi parkı için toplanan insanların tepkisinin siyasallaşması ya da siyasilerin güdümüne girmesi yine hükümetin takınacağı tavırla doğrudan ilgilidir.

 

Burada Başbakan Erdoğan'ın çıkıp ulusa sesleniş konuşması yaparak vatandaşı germek yerine, özür dileyerek yükselen tansiyonu düşürmesi sanırım yararlı olacaktır.

 

Lakin işin arkasında başka bir tuzak var ve bu gerginlikle sonuç alınmak istiyorsa onu bilemem.

 

İlk iki gün ki demokratik protesto zeminini ortadan kaldırıp terör örgütlerinin sahaya inmesine sebep olan hükümet, umarım bir an önce üzerine düşen sorumluluklarını yerine getirir.

 

Vatandaşımızın ülkenin geleceği adına birlikte verdiği mesaj amacına ulaşmış olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.