Doğu Türkiye:Teslim edilmiş toprakların panoraması

"Açılım" zırvasıyla Türkiye'yi Abdullah Öcalan'ın iki dudağının arasından çıkacak bölücü fetvaya mahkum eden AKP, rol arkadaşı PKK 'nın aşırılıkları karşısında bocalama evresinde. Aslında PKK 'yı  da  AKP 'yi de Türkiye'nin rahmine indiren ABD ' nin  kendisi.

AKP'de, PKK'da ''Büyük Orta Doğu Projesi'' ne biatla mükellef.

Bu kanlı oyundaki tek açmaz ise , PKK'nın coştukça coşarak ,kendini öngörülen role fazlaca kaptırması.

Oysaki dünya'da örneği olmayan ve siyasal literatürde karşılığı bulunmayan "Açılım" kamuflajıyla Türkiye'nin Doğusunda bir PKK devletinin kurulması için gerekli maddi zemin  zaten AKP eliyle oluşturulmuştu. Gelinen son nokta :

PKK'nın kendi nüfuz alanın da PKK harici  unsurlara hayat hakkı tanımayarak bölgede  kürtçü  faşizmin kemikleşmesini sağlaması.

 

VE KÜRT İSLAMCILAR,  "KRAL ÇIPLAK" DEDİ

 

PKK ile benzer tezleri savunan Kürt İslamcılar bölgenin siyasal rantına talip olunca , olanlar oldu. Zaman zaman PKK ile karşı karşıya  gelen Mustazaflar partileşerek daha rahat bir manevra alanına sahip oldular.

 Bu durum PKK'nın birer türevi olan ve legalite deki HDP, BDP ,DTK, DBP  gibi partiler ve  oluşumlar karşısında  HÜDA-PAR " ı farklı bir konuma taşıdı.

 Ayşe Karabat 'ın Al Jazeera' daki röportajında Hür Dava Partisi (Hüda-Par) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti sözcüsü  Sait Şahin, giderek diktatoryal bir bölge gücü haline gelen PKK' yı değerlendirdi.

 

"PKK  birkaç hesabı bir arada görmek istiyor. Kobani üzerinden kirli bir operasyon yapılıyor. Hem Hüda-par gibi islami yapılar hedef alınıyor, hem de Türkiye'yi Kobani’ye askeri destek vermeye zorlamak istiyor. Türkiye’yi Suriye zeminine çekmek istiyorlar. Birde barış sürecini Kobani'ye bağlıyor ve çözüm süreci biter diye işaret fişekleri göndermeye çalışıyorlar''.

 

DEVLETİN DOĞU'DA YARATTIĞI BOŞLUĞU KİM DOLDURUYOR ?

 

AKP 'nin "Açılım" adıyla tanımladığı teslimiyet sürecinde, Türk Ordusu operasyon yapamaz hale getirilmiş, caydırıcılığını yitirmiş ve kışlasından dışarıya çıkamaz bir yapıya bürünmüştür.

 

Bu durum yaratılan boşluğun PKK tarafından doldurulmasını sağlamıştır. Giderek bölgenin tek gücü haline gelen PKK , bu kazanımın yanında milletlerarası camia da ve Türkiye'de Oslo süreciyle birlikte meşruiyet sınırlarını zorlar hale gelmiştir.

Görünen ve görünmeyen boyutlarıyla da tespit edilen bir hale gelen bu bölge gerçeğine  Kürt İslamcıların penceresinden bakmaya devam edelim.

 

 

"Devlet bölgeyi PKK' ya teslim etti. Bu devlet boşluğunda PKK burayı haraca bağlamış, kendi mahkemelerini kurmuş. Bölgede hakim pozisyondalar. Partimiz saldırıya uğradığında saatler boyu kimse müdahale etmiyor. Ciddi bir açıklama yapılmıyor. Biz devlete sorumluluklarını hatırlatıyoruz. Ancak devletin kendi sorumluluklarını yerine getirmediği yerde, güvenlik güçleri vatandaşların güvenliğin sağlamadığı yerde nefsi müdafaa tedbirini almalarını elbette söyleriz. Kendilerini, partilerini, iş yerlerini, evlerini koruma amaçlı tedbirlerini almalılar. Devletin olmadığı yerde vatandaş kendi önlemini alır."

 

Bir tarafta devletin AKP'li hükümet eliyle yarattığı boşluk ve kamu hakimiyetinin yok edilmesi. Diğer taraftan yaşama hakkını kendi özgücüyle sağlamaya çalışan yurttaş kitlesinin üzerine yoğunlaşan ırkçı ve bölücü baskı.

 

BATI'DAKİ DURUM DOĞU'DAN FARKLI DEĞİL

 

HDP kamuflajıyla Batı'daki şehirlere girmeye çalışan PKK, BDP'yi Doğu'da yedeğinde tutarken, daha önce giremediği Türk coğrafyasındaki şehirleri  sol söylemleri kullanarak kuşatmaya çalıştı. Barış, demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi enternasyonal söylemlerin arkasına sığınarak etnisiteye dayalı ırkçılığını kamufle etmeye çalışan ve solun enerjisini kısa süreliğine de olsa sömürmeyi başaran HDP'nin maskesi çabuk düştü.

 

''Metropolleri işgal edin. Kobani eylemlerini tırmandırın" çağrısıyla muhtemel bir iç savaşın laboratuarını oluşturan PKK, kendi içine büzülen, edilgen bu devlet yapısı karşısında adeta kuduruyor.

Bu kudurma seansları tamamen Türk unsurları top yekun bir iç savaşın içine çekmeye yöneliyor. Sembollere saldırmanın ana gayesi bu plana hizmet ediyor.

 

KÜRTÇÜ FAŞİZMİN SEMBOLLER ÜZERİNDEN YÜRÜTTÜĞÜ SAVAŞ

 

Türkiye'nin en doğusunda, Siirt'in şehir merkezindeki Tillo Caddesi üzerinde bulunan bir petrol istasyonuna saldıran PKK'lılar iş yerine ait bayrak direğinde asılı duran Türk bayrağını indirmeye kalkıştığında işyeri sahibi tarafından silahla vuruldu.

Devletin yapamadığını kendi özgür iradesiyle yapmaya çalışan yurttaşın bireysel tepkisi istikbalde doğuda ve batıda olabilecekler konusunda önemli ipuçları veriyor. Zira terör örgütü bayrak indirmek ve Atatürk heykellerini yakmak suretiyle Türk milletine ait semboller üzerinden bütün Türklere topyekun savaş ilan etmiştir.

Terör örgütü Türk düşmanıdır. Örgütün uhdesinde ortak vatan ve birlikte yaşama hedefi yoktur.

Türk milletini kendi milli coğrafyasında son derece önemli bir imtihanı tabi tutan bu namüsait süreç, sonuçları felaketle tanımlanacak olan bir manzarayı işaret ediyor.

BATUHAN ABUŞOĞLU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.