Dindar İktidarlar modern devleti kavrayamadı

1. seçim sonrası iktidar çözümlemesi:

• dindar bilincin devlet-toplum tasarımı
• devlet yönetme sanatının temel ilkeleri
• organik yapılardan mekanik yapılara
• kaos göz göre göre “ben geliyorum” der mi?
• ‘lider’ demek çoban şöför kaptan pilot mu demek?

işte yorumlarım:
2. islam tarihindeki tüm siyasal çöküş öykülerinde sultan ve avanesinin gaflet kibir şımarıklık israf lükse gösterişe düşkünlük gibi kişisel zaafları ve ahlaki kusurları daima yıkılışın gerekçesi olarak gösterilir, çünkü organik çürüyüşün nedeni organlardı, balık baştan kokardı.
3. dindar iktidarların daima kişisel otoriteler (şeyh imam lider) üzerinden işleyişi organik devlet biçiminin gereğidir: reis-re’s, başkan-baş, karakol-kol. bu yüzden suçlamalar da ya başı ya yanındakileri hedef alır, tüzel kişilik olarak parti asla eleştirilmez. parti de kim ki?
4. dindar bilinç bugün de böylesi organik açıklama biçimlerine başvurmakta ve bir mekanizma olarak modern devleti kavrama konusundaki yetersizliğini ele vermektedir. daha düne kadar namık kemal’ler bile “devlet de neymiş, devlet yok sultan var, sadrazam var nazırlar var” diyordu.
5. sultan ölünce tüm resmi anlaşmalar yenilenirdi, çünkü son tahlilde devlet sultanın şahsından ibaretti. islam tarihinde anonim şirketlerin varolamayışını açıklamak bakımından da benzer gerekçeler öne sürülür: tüzel kişiliğin (kişilerden bağımsız kurumsal işleyişin) oluşmaması.
6. çağdaş kurumların işleyişi uçak motorunun ussallığına eş düzeneklerle olanaklıdır. devlet mekanizması çobanın sürüyü şöförün arabayı kaptanın gemiyi pilotun uçağı yönettiği gibi başkanın kişisel/duygusal karar ve inançlarına teslim edilmez. kuvvetler ayrılığı en ussal ilkedir.
7. dindar bilinç azınlıkları hâlâ zımmi gibi görüyor. oysa  demokratik toplumlarda azınlık olmaz. çağdaş siyasal bilincin devlet’i ve cumhuriyet’i bu ayıptan kurtarması gerekir, çünkü yasa önünde eşit ve özgür bireyler olarak tanınmak tüm yurttaşların en doğal/en ussal hakkıdır.
8. geçmişte yaşamak imgelemin marifeti, zaman sanki durur: insan küçük hesaplarla, klişelerle ve gündüz düşlerinin yardımıyla siyasal yaşamı yönettiğine inanır. siyaseti tavla oyunu sanır, zarına güvenir, oysa zeminde bir satranç tahtası saklıdır, şah yine vardır ama zar yoktur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.