Derdimiz Dermanımızdır- Erhan Özçakır
İnsan doğar, yaşar ve ölür. -Doğmak ile ölmek- arasında uzun gibi görünen zaman, bir andan ibarettir.
Bir -göz bebeğine dünyalar sığdırılan insan- bir anlık hayatına her şeyi sığdırmak ister de sığdıramaz. Hal böyle olunca dünya hayatının -geçici bir seyahat yeri- olduğu hakikati ile yüzleşmeye başlar.
  Hakikat yerini derde bırakır. Ve nihayet dert dermana gebedir. İnsan kimi zaman iki ela gözün derununda arar dermanını. Kimi zaman uçsuz bucaksız ülkülerin ülkülerinde…  Kimi zaman susar insan kendisine. Çünkü düzen çöldür, su ise seraptan ibarettir. 
Susuyoruz kendimize, kaybettiğimiz hazineyi, dermanımızı, yani kendimizi arıyoruz.

***
  Hz. Ali (r.a) şöyle buyurmaktadır: 
"Sonra dünyadan çekinmenizi tavsiye ederim. Çünkü dünya, görünüşte tatlıdır, dile, damağa hoş gelir. Yemyeşildir, ter-ü tazedir, göze güzel görünür, özlemlerle kaplanmıştır; tez elde edilen, fakat hemen geçip giden zevkler yüzünden sevdirir kendini, az bir hoşlukla iyi görünür, dileklerle, ümitlerle bezenir, bezendirir, aldatışlarla süslenir, fakat verdiği sevincin bekası yoktur, onun derdinden, eleminden kurtuluş imkanı bulunamaz. Pek aldatıcıdır, çok zarar vericidir, geçip gider, yok olup biter; içindekileri de yok eder, sömürür, yer."
***
  Düzen, bizleri borcu bittiği zaman içerisinde oturabileceğimizin meçhul olduğu evlere yani dünyaya 15 yıllık kredi borçları ile bağlayarak bağımsızlığımızı elimizden çekip almış durumdadır. Yani bağımsızlığımızı çekip aldığını düşünürüz lakin biz bu esareti kendi ellerimizle hazırlamışızdır. Amaç ne olursa olsun önce ‘’kredi’’ adı altında insan hürriyetini teslim eder, akabinde ‘’dünyalık’’ için gece gündüz çalışılmaya başlar. Hem de  “Bu dünya hayatı bir eğlence ve oyundan başka bir şey değidir. Ahiret yurdu ise, gerçek hayat odur. 
Keşke bilmiş olsalardı.” ayet-i kelimesinin muhattabı değilmişcesine!.. 


***
  Maalesef ‘’madde –ev, araba, para vb.-’’ hayatımızın orta yerine oturmuş ve bize ahkam kesmeye dahi başlamıştır. Zira madde, hayatımız da amaç olarak yerini almış durumdadır. İnsanımız bu amaca giderken - isteyerek yahut istemeyerek- hürriyetini kaybetmiştir. Prangalara vurulan insanımız mazideki gibi özgürce hareket etme selahiyetini yitirmiştir. Hal böyle olunca da acımasız çarklar hiç de zorlanmadan bir çırpıda onu da öğütmüş, tabir-i caizse beşeriyete efendi olan Müslüman-Türk evladını devre dışı bırakmıştır. 


***
  Küfrü adeta Avrupa’ya hapseden medeniyet biran önce ortadan kaldırılmalıydı ya da dünya sahnesinden egale edilmeliydi. Bunun için de Türk-İslam Medeniyetini çok iyi tanımak ve analiz etmek gerekirdi. Nitekim öylede oldu. Bizi bizden daha iyi tanıdılar. Lakin Türk’ün üzerinde operasyon yapmak o kadar da kolay bir iş değildi. Çünkü Türk, o müthiş ‘’Ülküleri’’ için anadan, yardan ve serden çabucak vazgeçebilirdi. Ona etkili bir hamle fırsatı vermemek için O’nu dünya hayatına bağlamak elzemdi. Zaten bir müslümanı dünya hayatına bağladıktan sonra hemen hemen herşey çok kolay olacaktı. Mühim olan iş Müslüman-Türk evladını dünyaya bağlayabilmek, bu hayatın geçici olduğunu ve bu dünyanın ebedi alem için bir tarla vazifesi gördüğünü unutturmaktı. 


***
Yazımızın başında demiştik ya, kimi bir ela gözde arar hayatın anlamını, kimi parada, kimi arabada, kimi makam ve mevkide, hülasa manayı madde de arar da durur birileri. Onlar batı filozofu gibi aramaya devam ededursunlar. Bizler kutlu ve bir o kadar da mübarek ‘’Ülküler’’ etrafında toplaşalım, birleşelim ve kenetlenelim. Bu vesile ile ‘’Bugün ölecekmiş gibi ahirete, hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalışın’’ diyerek bizlere reçetemizi asırlar öncesinden yazan Efendimize (sav) de itaat etmiş olalım.

Dünya elbette tapılacak kadar kıymetli değildir. Lakin kefereye teslim edilecek kadar da kıymetsiz değildir. Necip Türk Milleti biran önce dertlenmelidir. İşte o zaman derdi kendisinin dermanı ve nihayet derdi zalimlerin ölüm fermanı, bütün insanlığın ise dermanı olacaktır… 

Selam ve Dua İle…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.