Deprem bahanesiyle toplanan vergiler nerede?

Geçtiğimiz günlerde Marmara Denizi açıklarında meydana gelen deprem, başta İstanbul olmak üzere ülkenin batı tarafındaki birçok şehirde hissedildi. Özellikle daha önce depremi yaşamış insanlar bu sallantıda büyük panik yaşadı. Kayda değer bir kayıp yaşanmadı ama deprem, güncel sorunlarla boğuşan bizlere kendisini yeniden hatırlatmış oldu.

Korkulan depremler ve tabii afetler için önceden alınması gereken tedbirlerle ilgili yapılanlara bakıldığında maalesef elle tutulur bir şey yapılmadığı görülüyor. Kamu kurumları ve okulların yıkılarak yeniden yapılması genel olarak AB fonları ve Dünya Bankası desteğiyle yapıldı. Yeni yapılan inşaatlar ve kentsel dönüşüm çerçevesinde binaların yenilenmesi de daha çok mülk sahipleri ve müteahhitlerin sermayesiyle yürütülüyor. Bunların dışında ilk müdahale için araç gereç alımı, çadır ve battaniye stoku, iletişim ve haberleşme tedbirleri, toplanma alanları, yerleşim yerlerinin deprem kuşağı dışına taşınması, inşaatların sağlam zeminlerde yapılması gibi bir çırpıda sayılabilecek tedbirlerin neredeyse hiçbiri alınmamış. Toplanma alanı olarak belirlenmiş yerlerde AVM’ler, rezidanslar yapılıyor. En ufak bir sallantıda telefonları kullanmak imkânsız hale geliyor. Kamuoyunu ilk müdahale ve yardım konusunda bilgilendirme çalışmaları da çok yetersiz.

Deprem vergileri nereye gitti?

Hatırlanacağı üzere 1999 yılında yaşanan Marmara depreminde geçici olarak alınacağı söylenen bir dizi yeni vergi getirilmişti. Ek Gelir Vergisi, ek Kurumlar Vergisi, Motorlu Taşıtlar Vergisi, Emlak Vergisi, Faiz Vergisi, Özel İletişim Vergisi ve Özel İşlem Vergisi bunlardan en önemlileri. Esasen bu vergiler deprem acısı gerekçesiyle bir kereliğine getirilmiş ve halk tarafından tepki gösterilmemiş vergilerdi. Bugüne kadar toplanan deprem vergisinin 60 milyar lirayı aştığı hesaplanıyor. Bu paranın depreme karşı alınacak önlemler için kullanılması gerekiyordu. Çünkü Deprem Vergisi adı altında çıkarılan kanunda bu öngörülüyordu. Ancak birkaç yıl önce Maliye Bakanı Şimşek bu paraların duble yol yapımında, sağlık hizmetleri finansmanında vs. kullanıldığı itirafını yaptı. Açıklamadan ve uygulamadan anlaşılan, depreme alınacak tedbirler için ihtiyaç duyulan kaynağı temin etmede üzerine düşeni yapan vatandaşa mukabil, devletin bu konuda ihmalkâr davrandığıydı.

Aslında sorulması gereken, deprem vergilerinin ne olduğu değil, tüm vergilerin nereye harcandığıdır. Bütçede ademi tahsisat ilkesi olması hasebiyle, bir konudan veya yerden toplanan verginin aynı konu veya yer için tahsisi mümkün değil. Ancak bütün bunlar; deprem için toplanan vergilerden daha az harcama yapılmış olmasını haklı kılmıyor. Deprem için devlet tarafından yapılan bütçeden karşılanan harcamaların tek tek bilinmesi gerekir. Bu vergilerin nereye harcandığını bilmek, vergisini veren her vatandaşın hakkıdır. Vatandaş da anayasal hakkını kullanarak bunu takip etmelidir.

Sabah gelirken radyoda dinlediğim programda “belediyenin Taksim yayalaştırma projesi”nden vazgeçildiği ve açılan tünellerin tekrar kapanacağı haberini okuyan programcılar, tünellerin açılması ve kapanması için harcanan paraların cebimizden gittiği eleştirisini yapıyordu. Programa telefonla bağlanan bir dinleyici, konuyla ilgili bilgisi olmadığını söyleyerek, “Tüneller kapatılıyorsa bir hikmeti vardır. Bu şekilde yapılması gerektiği için böyle yapılmıştır. Belediyenin yapacağı her işi bize sormasını beklemeyin.” anlamına gelecek şeyler söyledi. Bu anlayış vatandaşın devlete, idareye, otoriteye hesap sorma haddinin olmadığı anlayışının tezahürüdür. Aslında çağdaş sistemlerde idarenin tüm eylemlerinin denetlenmesi gerekir. Yapılan harcamaların da farklı birimler, bu arada vatandaşlar tarafından denetlenip, sorgulanması gerekir.

Geçici getirilen vergiler sürekli oldu

1999 yılında getirilen ve geçici olduğu ilan edilen vergilerden bazıları, 2003 yılından sonra sürekli hale getirildi. İktidara aday olduğu günden itibaren vergi yükünü azaltacağı vaadini veren AKP, Özel İletişim Vergisi, Özel İşlem Vergisi gibi vergileri sürekli hale getirerek vaadinin tam tersini yaptı. Kişi başı vergi yükü bu vergilerle artırılmış oldu. Cep telefonu, ev telefonu, internet, televizyon hizmetleri gibi alanlarda alınan ÖİV abone başına ortalama 50 TL ek yük getiriyor. Cep telefonlarında yüzde 25, sabit hatlarda yüzde 15, internette yüzde 5, uydu ve TV yayınlarında yüzde 15 oranında Özel İletişim Vergisi var. İletişimde konuşma ücreti üzerinden ÖİV kesiliyor. 100 TL’lik bir cep faturasında ÖİV’nin payı 15 TL’yi buluyor.

Üstelik diğer deprem vergileri gibi bu vergilerden elde edilen gelirler de farklı alanlarda kullanılıyor. Devletin depreme karşı alınan tedbirler için ne kadar harcama yaptığı ve bu harcamaların bütçeye etkisini sürekli şekilde paylaşması gerekir. Yönetimlerin bu harcamaları sadece bugünü değil geleceği de etkiler. Kısa vadeli getiriler yerine uzun vadeye odaklanıp öncelik sırasını (deprem gibi) en hayati olanlara vermek gerekir. Aksi takdirde muhtemel bir deprem hizmet olarak sunulan tüm yapıları yok etme riskini taşımaktadır.

 

Yusuf Keleş

ZAMAN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.