Cumhurbaşkanlığı seçimleri:Erdoğan ve muhalefet-Ş.Kantarcı

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine çok az bir süre kalmasına rağmen kamuoyu genelinde diğer seçimlerde var olan hareketlilik henüz görünürde yok. Sosyal medyada bile bu hareketsizliği algılamak mümkün.


Cumhurbaşkanlığı için favori aday olarak görülen Recep Tayyip Erdoğan da bile bu hareketsizliği sezinlemek mümkün, zira seçim propagandası için kendisinden beklenen performansı hala sergilemiş değil. Bunda, karşısında saldırabileceği bir rakibin olmayışı etken olabileceği gibi farklı bir kampanya düşüncesi de olabilir. Öyle ki, ‘kutuplaştırma da bir siyasettir’ düşüncesini şu ana kadarki hemen bütün seçimlerinde itina ile uygulayan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde bu defa değişik bir strateji uygulaması da ihtimal dâhilinde. İlerleyen günlerde bu, daha net olarak görülecek.


Bilinen şu ki, 2002 yılından beri karşısındaki muhalefete karşı yaklaşık 8 seçim kazanmış olan AKP kadroları bu seçim sürecinde de 12 yıllık seçim kazanma teknik ve taktiklerini en üst düzeyde uygulayacaklardır. Öyle ki, seçim sürecini yürütecek kurmay kadronun yanı sıra Erdoğan’ın 25’i büyük şehir olmak üzere 40 ilde miting yapacak olması, kendisini destekleyecek sivil toplum kuruluşları ve elindeki medya gücü ile karizmasının bileşimi, Erdoğan’ı bu yarışın elbette ki, en önemli favorisi yapıyor. Seçim propagandası için slogan dahi belirlenmiş: “Zengin ve Özgür Türkiye”.


Bu seçimde BBP ve SP’nin Erdoğan’a vereceği açık destek ile İP’nin ‘Sandığa gitmeyeceğiz” şeklinde verdiği örtülü desteği ve Selahattin Demirtaş’ın göstermelik adaylığı, Erdoğan’ı daha da güçlendiriyor.


Seçimde Erdoğan’ın en önemli şanslarından birisi de seçimin, hemen Ramazan ayı sonrası, yaz tatilinin tam ortasında gerçekleşecek olması. Çünkü Erdoğan’ın oy aldığı ve hedef kitlesi olan düşük gelirli seçmenler, bu tarihte oy kullanmaya hazır ve nazır bir şekilde evlerinde beklerken, “Çatı” aday profilinden pek de memnun olmayan muhalif seçmenin en azından yüzde 30’luk kesimi tatil beldelerinde olacak ve oy kullanmayacak. Son yerel seçimlerde yaklaşık 42 milyon oy geçerli sayılmıştı. Bu seçimlerde geçerli oy büyük ihtimalle 35 milyonun üzerine çıkmaz gibi.


Bu noktada sözün özü şu: “Görünen köy kılavuz istemez” sözünden hareketle çok büyük ve enteresan bir sürpriz veya mucize olmazsa eğer, Erdoğan diğerlerinde de olduğu gibi bu seçimi de kazanarak siyasi kariyerinin en üst düzeyine Cumhurbaşkanı olarak ulaşmış olacak.


Muhalefete gelince;

Cumhurbaşkanı adayı belirleme arifesinde muhalefet liderlerinin aday belirlemek için sürdürdükleri uzun ve hummalı çalışma sonrasında sürpriz bir çıkışla muhalefetin Çatı adayı olarak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu açıklamaları, kamuoyunda ciddi bir şaşkınlık yarattı.


Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığına MHP’li siyasiler hemen uyum sağlarken, CHP içerisindeki siyasiler arasında, şok etkisi yarattı ve tabi olarak parti içerisinde ciddi tartışmalara yol açtı. Oysa aday belirleme sürecinde medyada Ekmeleddin İhsanoğlu dışında birçok isim tartışılıyordu. Öyle ki, bu birçok aday içerisinde hem MHP seçmenini hem de CHP seçmenini bir araya getirecek önemli isimler mevcuttu. Ancak CHP ve MHP “yönetimi” tercihini İhsanoğlu’ndan yana kullandı.


Ekmeleddin İhsanoğlu’nun adaylığı açıklandıktan sonra TV’de katıldığı bir programda Güneydoğu konusunda açılım politikası ile ilgili Kuzey İrlanda örneğini vererek beyan ettiği özerklik taraftarı görüşleri, CHP’nin yaklaşık yüzde 60’lık milli kanadında ve MHP tabanın tamamında şaşkınlık yaratmaya devam ederken ciddi şekilde kırılmalara da sebep oldu. Ayrıca yine İhsanoğlu’nun son günlerde Devlet Bahçeli ile farklı görüş ayrılıkları da gün yüzüne çıkmaya başladı. (Demirtaş’ın adaylığı konusuna Devlet Bey’in yaklaşımı ile İhsanoğlu’nun yaklaşımı, buna iyi bir örnektir.)

 

Ekmeleddin İhsanoğlu’nun Cumhurbaşkanı seçilme oranı nedir? Veya böyle bir şey mümkün mü? Elbette ki, siyasette her şey olabilir. Ancak bu seçimlerde siyasette olabilecek o “her şey” ancak bir mucize ile ifade edilebilir.


Erdoğan ciddi bir kampanya hazırlığı içerisinde 40 ilde mitingler düzenleme hazırlığında iken, Çatı adayı destekleyen muhalefetin böyle bir gayreti veya açıklanmış bir plan veya programı dahi yok.


Mantık dairesinde konuya yaklaşıldığında görülen şudur: “Çatı”nın kelime itibariyle ilk anlamlarından birisi, bir evi veya binayı koruyan yapı anlamıdır. Bu ilk anlamıyla bakıldığında, Ekmeleddin İhsanoğlu, Erdoğan’a karşı muhalefette oy verecek olan seçmenlerin değil, bizzat “muhalefet liderlerinin” “Çatı”sı olmuştur. Zira seçimi kaybetmesi durumunda, birkaç hafta içerisinde Ekmeleddin İhsanoğlu’nun ismi, unutulanlar listesine girmiş olacaktır. Oysa yukarıda da ifade edildiği üzere eğer adaylık belirleme sürecinde kamuoyunda isimleri zikredilen adaylardan birisi Çatı aday olarak çıkartılmış olsaydı, durum çok daha farklı seyretmiş olacaktı. Örneğin, CB seçimlerinde kilit parti olarak görülen MHP içerisinden bir Meral Akşener’in adaylığı, Erdoğan’ı en çok zorlayan isimlerden birisi olacaktı. (Akşener ismi aday gösterilmese bile hala, şu süreçte MHP, CHP ve AKP tabanında en çok konuşulan isimlerden birisi. Muhtemelen Ramazan Bayramı ev ziyaretlerinde, halk içerisinde “keşke aday yapılsaydı” şeklindeki temennilerle en çok konuşulan isim olmaya da devam edecektir.) Veya kökende MHP’li ama son yerel seçimlere CHP’nin Ankara Büyük Şehir Belediye Başkan adayı olarak, tabanda hem MHP hem de CHP seçmeninin sempatisi ve kabullenilmişliği olan Mansur Yavaş’ın Çatı adaylığı, sağ ve sol seçmen nezdinde çok büyük bir kabulleniş ve birliği sağlamış olacaktı. Bu iki adayın ikisinin de kazanma şansları oldukça yüksekti. Ama aday yapılmadılar.


Eğer yukarıda zikredilen isimler veya bu isimler ayarında bir siyasi, Çatı aday olarak gösterilmiş ve seçim sonrası Erdoğan’a karşı yüzde kırklar civarında bir oy alarak  kaybetmiş bile olsaydı, Türk siyasal hayatında 10 Ağustos’tan sonra sahnede hem sağ seçmenin hem de sol seçmenin yaklaşık yüzde kırklık oranda oyunu almış ve sempatisini kazanmış olan yeni bir lider çıkmış olacaktı. Ve bu lider, 2015 seçimlerinde yüzde kırkların dahi üzerinde sağ ve sol seçmenlerin oylarıyla yeni hükümeti kurma görevini yerine getirmiş olacak ve Türk siyasal hayatı, yeni bir sürece girmiş olacaktı.


Ancak böyle de olmadı.


Peki, bundan sonra ne olacak?

Yukarıda da ifade edildiği üzere, Erdoğan Cumhurbaşkanı, AKP ise, yüksek ihtimalle 2015 seçimlerinde yine iktidar olacak gibi.

Muhalefet ile ilgili karneyi ise, muhalefetin tabanı olan seçmen yani halk, önce Cumhurbaşkanlığı sonra da 2015 seçimlerinde verecek gibi, aslında sanki gibisi fazla…

Doç Dr Şenol Kantarcı

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.