Cumhurbaşkanı Kim Olur?Doç Dr Şenol Kantarcı

Doç. Dr. Şenol KANTARCI

 

30 Mart 2014 seçimleri, hala gündemi işgal etse de tartışılan konulardan birisi de cumhurbaşkanlığı seçimi ve bu seçimde kimlerin aday olacağı tartışmasının ön plana çıkmasıdır.


Cumhurbaşkanlığı seçimine yaklaşık olarak 4 ay gibi bir süre var. 14 Ağustos 2014’de Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk yaşanacak ve bu güne kadar TBMM tarafından seçilen cumhurbaşkanını ilk defa, Türk halkı sandığa giderek seçecek.


Seçim her ne kadar iki turlu olsa da ilk turda bir aday, geçerli oyların salt çoğunluğunun yüzde 51’ini alması halinde cumhurbaşkanı seçilmiş oluyor. İlk turda bu çoğunluğa ulaşılamaması durumunda ise, bir hafta sonra ikinci tur seçime gidilecek. İkinci tura, ilk oylamada en çok oy alan iki aday katılacak ve bu turda, geçerli oyların çoğunluğunu alan aday, cumhurbaşkanı seçilmiş olacak.


Türkiye’deki kayıtlı seçmen sayısı 52 milyon 695 bin. Buna yurt dışındaki 2 milyon 734 bin 429 kayıtlı seçmen sayısı da eklendiğinde toplam seçmen sayısı 55 milyon 429 bin 429’a ulaşıyor. Yüksek katılımın olduğu 30 Mart Yerel Seçimleri’ndeki yaklaşık 45 milyon geçerli oy sayısı esas alındığında, 22 milyon oy alan aday, seçimi kazanmış olacak.


2013 yılı, Türk siyasal hayatının önemli yıllarından birisi olarak tarihteki yerini almış oldu. 2013 yazında yaşanan gezi olayları ve aynı yılın kışında 17 Aralık 2013’te patlak veren ‘Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu’, Türkiye’deki siyasal dengeler üzerinde önemli değişikliklere yol açtı. Bu değişiklikler bir taraftan ciddi manada güçlü bir iktidarın meşruiyetini tartışmaya açarken diğer taraftan da seçmen nezdinde (partiler nezdinde resmi açıklamalar olmadıysa da) bir kaç şehirde ilgi çekici ittifaklara sahne oldu. Çıplak bir şekilde kendisini gösteren bu ittifak son 12 yıldır iktidarda olan AK Parti’nin de son derece doğal bir şekilde dikkatini çekti. Önemli hususlardan birisi de 30 Mart seçimleri öncesinde iktidar partisi, geçen son üç seçimde görmediği muhalefeti karşısında görmüş oldu. Elbette ki bunda Cemaat ile olan kavgasının rolü büyük oldu.



30 Mart seçimlerinde dikkatlerden kaçmayan ittifak, AK Parti Genel Merkezi’nin ve seçmeninin dikkatini fazlasıyla celp ettiği için olsa gerek ki, bir sonraki seçim olan cumhurbaşkanlığı seçimleri için karşı refleks de kendisini göstermeye başladı. Örneğin, son günlerde sosyal medyada –Twitter’da yumurta olarak nitelendirilen, Facebook’ta birçoğu (fake) sahte profillerle- CHP-MHP gerginliği yaratma gayreti içerisinde yorumlar yapılarak, MHP seçmeni ile CHP seçmeninin karşı karşıya getirilmeye çalışıldığı, yine dikkatlerden kaçmayan bir husus olarak ortaya çıktı.


Kutuplaşmanın zirve noktasına ulaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde (kutuplaştırma, tehlikeli olsa da bir siyasettir) yeni kutuplaştırmalar yaratılarak MHP ve CHP seçmenini birbirlerinden uzaklaştırma hesapları, oldukça mantıklı bir siyasal yaklaşım. Bu başarıldığı takdirde, iktidar partisi için, cumhurbaşkanlığı seçiminde de sonraki genel seçimlerde de istenilen başarıya ulaşılması hiç de zor olmayacaktır. Ancak bunun başarılıp başarılamayacağını da zaman gösterecektir. Çünkü bundan sonra gündemi, bir taraftan TBMM’deki yolsuzluk ve rüşvetle suçlanan bakanlara ait fezlekeler oluştururken diğer taraftan da iktidara yönelik muhalif propagandaların oluşturacağı, gün gibi aşikâr bir şekilde, kendisini göstermektedir. Kaldı ki, gücün, tamamen kendisinde toplandığına inanarak birkaç yıl öncesinin siyasal atmosferinde, bir anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanını halkın seçimine sunan ve bu konuda bir çıkmazın içerisine giren iktidar partisinin, bu tür bir yaklaşımın içerisinde olması da son derece normaldir. Sol oyları karşı tarafa koyarak, MHP seçmenini kendi safına toplamanın çabası da bu rasyonalitenin gereği olarak ortaya çıkmaktadır. Ama bir gerçek daha var ki, cumhurbaşkanlığı seçiminde iktidara muhalif olan seçmenlerin yeni bir zorunlu ittifaka yönelecek olmasıdır. Bu da şunu gösteriyor ki, bundan sonraki 4 aylık sürecin de oldukça hareketli geçeceğidir.


Peki, kim cumhurbaşkanı olur? Aslında zor gibi görünen ama cevabının gayet açık olduğu bir sorudur bu.


Hemen herkes tarafından kabul edilen gerçek “Türkiye’de sol oyunun en iyimser rakamla yüzde 30’lar bandında seyrettiğidir.” Bu durumu, aklıselim olan sol kesim de sağ kesim de kabul etmektedir. Zaten son 50 yıldaki seçimler de bunu teyit etmiştir. Bu noktadan hareketle, cumhurbaşkanlığı adaylığı için mevcut durumda, sol kesimden bir adayın cumhurbaşkanı seçilme ihtimali neredeyse imkânsız gibi görünmektedir. Hatta Türkiye gerçekleri göz önüne alındığında, mevcut konjonktürde liberal görüşteki birisinin dahi şansının olmadığıdır.


Yine aklıselim herkes tarafından kabul edilmesi gereken bir diğer olgu da asker kökenli bir adayın, mevcut konjonktürde başarı şansının olmayacağı gerçeğidir. Türkiye’nin siyasal deneyimleri ve yıllardır yapılan hatalar, asker kökenli cumhurbaşkanı fikrini şu an için çürütmektedir. İlerleyen yıllarda, demokrasi geleneğinin tam yerleştiği bir Türkiye’de asker kökenli bir cumhurbaşkanı elbette ki, olabilir. Ama şu dönemde böyle bir adayın kazanma şansı, neredeyse yok gibidir. Öyleyse cumhurbaşkanı adayının asker kökenli ve sol kesimden olmayan, sağ kesimden, muhafazakâr ve ılımlı sivil bir isim olması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır.  


Bu makalede cumhurbaşkanlığı için kulislerde konuşulan çeşitli isimleri zikretmekten imtina ile kaçındım. Bunun sebebi, aşağıda yazacağım ismin dışında Türkiye’de AK Parti adayı karşısında başarılı olabilecek bir isme inanmadığımdandır.


Peki bu sivil isim/lider nasıl birisi olmalıdır?


Aday olacak olan bu sivil isim, Türkiye’de sol kesime de sağ kesime de güven verecek birisi olmalıdır. Öyle ki, bu aday gerek inanç gerekse etnik bağlamda Türkiye’de yaşayan her kesime hitap edecek bir isim, lider olmalıdır.


Böyle bir isim/lider var mı? Elbette ki, var.


Söz konusu sivil/lider aday, karizma bir niteliğe sahip olmalıdır. Çünkü Anadolu insanının bir liderde aradığı en önemli unsur, onu yönetecek olan liderinin karizmatik ve belagat sanatına sahip olması yani sözün ustası olmasıdır.


Böyle bir lider var mı? Elbette ki, var.


Cumhurbaşkanı olacak olan şahsiyetin devlet geleneği ile yetişmiş bir tecrübeye sahip olması, bu adayın şansını daha da artıracaktır.


Böyle bir isim/lider var mı? Elbette ki, var.


Cumhurbaşkanı olacak olan şahsiyetin Türkiye’deki tarikat, cemaat, cem evi gibi oluşumların, sivil toplum örgütlerinin, sağ ve sol kesimin tasvip edeceği bir isim olması da önemli bir zorunluluktur.


Böyle bir isim/lider var mı? Elbette ki, var.


Mevcut konjonktürde cumhurbaşkanı olacak şahsiyetin, Türkiye’de sahnelenen 28 Şubat sürecinin mağduru ve bu süreçten konumu itibarıyla da alnının akıyla, dik ve kahraman olarak çıkan biri olmasıdır.


Böyle bir lider var mı? Elbette ki, var.


Peki kimdir bu lider?


Bu lider:


Türkiye’de İçişleri Bakanlığı, üç dönem milletvekilliği ve üç dönem TBMM Başkan Vekilliği yapmış, devlet terbiyesi almış, gerek yaşamı gerekse siyasi sicili ile pırlanta niteliğinde olan, her düşünceden insanın sevgi ve sempatisini kazanmış ve tam anlamıyla “Hanımefendi” olan Doç. Dr. Meral Akşener’dir.


Cumhurbaşkanını belirleyecek olan kesim, (gerek MHP gerekse CHP ve diğer muhaliflerin), sağda, muhafazakâr ama ılımlı Meral Akşener üzerinde birleşmeleri zorunludur.


Meral Akşener ne kadar oy alır?


Meral Akşener gibi bir isim, AK Parti içerisinde yaklaşık olarak yüzde 15 civarında emaneten duran milliyetçi seçmenin oylarını, yaklaşık yüzde 20’lik MHP oylarını, yaklaşık yüzde 30’luk CHP oylarını ve yüzde 3 civarındaki BBP oylarını alarak, yüzde 68-70’lik oy oranıyla ilk turda cumhurbaşkanlığını kazanır.


Daha önce, MHP yönetimi, Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanı olmasına destek vererek seçilmesini sağlamıştı. Sezer’den sonra Abdullah Gül’ün seçilmesinde de MHP’nin önemli desteği oldu. Bu defa da MHP yönetiminin, kendi içinden bir adayı, her kesimin desteklemesi için sunması, mantık dairesinde olacaktır.


Cumhurbaşkanlığı seçiminde AK Parti’nin göstereceği aday karşısında, Meral Akşener dışında (her kim olursa olsun) bir başka adayın kazanma şansının, yüzdesi oranı, olabildiğince düşüktür. Dolayısıyla muhalefet partilerinin Meral Akşener dışında bir başka aday üzerinde anlaşmaları, örtülü olarak (gerçekte böyle olmasa da seçmen tarafından böyle algılanacaktır) AK Parti adayını desteklemekten başka bir şey olmayacaktır. Böyle bir hatayı da ilk genel seçimde muhalefet partilerinin seçmenleri sandıkta değerlendirirler. Öyle ki, Türk siyasal hayatında bunun örnekleri mevcuttur.

www.haberiniz.com


https://twitter.com/senolkantarci


https://www.facebook.com/skantarci1

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.