Çanakkale Ruhu-Hasan Basri Pehlivan

Birinci Dünya Savaşı'nda, birçok cephede savaşan Türk milleti için Çanakkale Savaşı Milli Mücadele'nin adeta bir provasıdır. Tarihin en kanlı çarpışmalarına sahne olan bu savaş, bütün cepheleri ile bir destan gibidir. Bu kahramanlık destanı; çeliğin, ateşin ve teknolojinin karşısında inancın, azmin, sabrın ve gayretin zaferidir.

Bomba ve mermi sağanağına karşı -bir gül bahçesine girercesine- yürüyen mehmetçiğin ruh halini, Gazi Mustafa Kemal; “Bombasırtı Olayı (14 Mayıs 1915) çok önemli ve dünya harp tarihinde eşine rastlanması mümkün olmayan bir hadisedir. Karşılıklı siperler arasındaki mesafe, sekiz metre, yani ölüm muhakkak... Birinci siperdekilerin hiçbirisi kurtulmamacasına, hepsi düşüyor. İkinci siperdekiler, yıldırım gibi onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar imrenilecek bir soğukkanlılık ve tevekkülle biliyor musunuz? Bomba, şarapnel, kurşun yağmuru altında öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor ve en ufak bir çekinme bile göstermiyor. Sarsılma yok. Okuma bilenler Kuran-ı Kerim okuyor ve Cennet’e gitmeye hazırlanıyor. Bilmeyenler ise, Kelime-i Şahadet getiriyor ve ezan okuyarak yürüyorlar. Sıcak, cehennem gibi kaynıyor. Yirmi düşmana karşı her siperde bir nefer, süngü ile çarpışıyor. Ölüyor, öldürüyor. İşte bu Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, dünyanın hiçbir askerinde bulunmayan, tebrike değer bir örnektir. Emin olmalısınız ki Çanakkale Muharebelerini kazandıran bu yüksek ruhtur.” şeklinde tasvir etmektedir.

İşte Gazi'nin sözlerinde ifadesini bulan bu yüksek ruh, Türk milletinin, tarihin her döneminde ortaya çıkan, en mümeyyiz vasfıdır.

Düvel-i muazzamanın bu “hayasız akını” karşısında, insan bedeninden ve insan kanından örülen tarihin en büyük müdafaa hattı, Türklüğün ve İslamlığın son kalesini işgalden korurken, dünya tarihini de değiştirmiştir.

Çanakkale, Türk Milleti açısından ne kadar büyük bir zafer ise işgalciler için bilhassa -üzerinde güneş batmayan imparatorluk- olarak adlandırılan İngiltere için o denli büyük bir hezimettir. İngiliz İmparatorluğu için Çanakkale hezimeti, geride travmatik hatıralar bırakmıştır.

Bunların en önemlisi; Kraliyet'in en seçkin askeri birimlerinden biri olan Norfolk Alayı'nın başına gelenlerdir. Ne yazık ki mehmetçiğin kanı ve alın teri ile yazılan bu kahramanlık destanı da hurafelerle gölgelenmiştir.

Kahraman mehmetçik karşısında ağır kayıplar veren Norfolk Alayı şahsında İngiliz İmparatorluğu büyük bir prestij kaybı yaşamıştır. İngilizler, Çanakkale de yaşadıkları yenilgiyi hiç bir zaman kabul edemediler. Üstünde güneş batmayan imparatorluğun hiç yenilmeyen armadası ve ordusu nasıl olur da Avrupanın hasta adamına yenilebilirdi! Bu mağlubiyetin bir mazereti olmalıydı.

Gerek halkın kapıldığı derin korkuyu ve üzüntüyü hafifletmek gerekse İngiliz kibrini bu hezimetten kurtarmak için mağlubiyetin sebepleri konusunda geniş çaplı bir soruşturma başlatılmış ve uydurma bir rapor hazırlanmıştır. Buna göre “Sir Horace Beauchamp'ın kumanda ettiği alay, altmış numaralı tepeye doğru saldırıya geçer. Bu esnada gökyüzünde, büyük, beyaz bir bulut belirir ve bir anda ortalık sisle kaplanır. Alayın, bulutun içine girdiklerini görürler; büyük ve beyaz bulut, bir hortum gibi askerleri içine çeker, birkaç dakika sonra sis dağıldığında, ortada alaydan bir eser kalmaz.” Bu mizansende o kadar ileri gidilir ki; “Kraliyetin bu en özel ve kutsanmış gücü, Türkler karşısında o kadar büyük ve tanrısal bir savaş verirler ki, Tanrı onları kutsamak için sessizce yanlarına almıştır” yalanına dahi başvurulumaktan çekinilmez.

Bizim açımızdan bakıldığında ise Norfolk Alayına gerçekte ne olduğu, meçhul değildir. Norfolk Alayı sis altında topçu desteği ile altmış numaralı tepeye doğru ilerlediğinde, kahramanca çarpışan mehmetçiğin inancı ve gayreti karşısında, alayın 267 kişilik bir bölüğü, çember içine alınarak imha edilmiş, kalanlar ise esir edilerek, bunlardan yaralı olanları, hastanede tedavi altına alınmıştır.

Esas garip çelişki ise İngilizlerin kendi halkını kandırmak için uydurduğu bu hikayenin, Türk milletine mucize olarak takdim edilmesidir. Türk askerinin dehasının ve savaş kaabiliyetinin seçkin örneklerinden biri olan bu çarpışmanın -gökten inen bulutun çekip aldığı düşman askerleri- mizanseni ile gölgelendirilmesi, mehmetçiğin akan kanına ve alınterine hakaret etmektir.

Ortaya konan somut belgeler karşısında, gerçekle alakası olmadığı ispat olunan bu tarihi hadisenin, hala ısrarla ruhani olaylarla tevil edilmeye çalışılarak, Türk evladına bir marifet gibi anlatılması esef vericidir.

İnanç, savaşan askerin en büyük silahıdır. Askerin azmi ve gayreti ayrıca Allah'ın inayeti olmadan, hiçbir savaşın zaferle sonuçlanması da mümkün değildir.

İngiliz askeri işgal için, Türk askeri ise vatanını savunmak için eline silah almıştı. Mehmetçik haklıydı ve şüphesiz Allah bizimle birlikteydi.

Mehmetçik bu kadar haklı ve bu kadar üstün olmasa “bedrin arslanları” ile kıyas edilemezdi.

Eğer zafer sadece bir ilahi hediye olsa idi, Yüce Peygamber bizatihi savaş meydanlarında yer almaz ve mübarek dişini şehit vermezdi. Eğer zafer sadece ilahi bir hediye olsa idi, şüphesiz ki Allah, en sevdiği kulundan ve Resulünden kolay bir zaferi esirgemezdi.

Zaferi getiren; vatan sevgisi, millet sevgisi, Allah ve peygamber sevgisi ile mayalanmış inanç, azim, sabır ve gayretle yoğrulmuş kahramanlık ruhudur.

Çanakkale zaferi ne yalnız mucizeler yumağıdır nede maneviyattan arındırılmış bir maddi mücadeledir. Çanakkale zaferi Mehmetçiğin olağanüstü gayretinin ve azminin Allah’ın inayeti ile taçlanması ile oluşmuş bir destandır.

Allah hepimize Çanakkale ruhunu hakkıyla anlamayı ve yaşamayı nasip eylesin. Bütün şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anıyoruz.

                                                                                              Hasan Basri Pehlivan

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.