Bir Müslümanın Kapitalist Olabilmesi İlker Öztürk

Sözüne itibar ettiğim, Allah yolunda bir işadamı arkadaşım yarı isyan yarı şaşkın bir vaziyette rüşvetle umreye gidilir mi dedi ve sonra başına gelen bir olayı anlattı.

O anlattıkça, utandığım, Allah önünde utanmayan bir kitlenin oluşmaya başladığını düşünerek  bu kaçıncı benzer olay diye dikkatle dinledim.

İstirmarcı ve riyacı karakterlerin bulundukları her yer, derin gettolarını oluşturarak samimi mümin ve hakikat adamlarına zarar veriyor. Fark edilse de, çoğunluğun umursamadığı bir halin içindeyiz.

Aslına bakarsak, muhafazakar bir sermayenin oluşmasına itirazı olanlardan değilim. Bu çevreden gelen olarak evin içindekinin zenginleşmesinin beni rahatsız etmesi söz konusu değil.

Yıllarca dışlanmış, horlanmış bir çevre elbette kendi sermayesini ortaya çıkarır, çıkarmalıdır da. Şimdiye kadar da bu hep böyle olmuştur. TÜSİAD, TOBB ve İstanbul burjuvazisine yıllardır hiç sesini çıkarmayan ya da çıkaramayanlar bu yazılanlara da ses çıkarmasın. Ülkenin öz benliği ve coğrafyası muhafazakar damarda sermayeyle buluştu. Buluşurken de,  rüşveti kılıfına uyduran bir sınıf ortaya çıkardı. Bu sınıf kendi inançlarıyla çelişirken ahiret döneminde kendilerini ne hale getirdiklerinin farkında olmayan olsa da ‘’onlar göremezler!’’i hatırlatan bir sınıf.

Her gün Allahın önünde secde edip diğer yanda rezidanslarda çok kadınlı bir harem hayatı sürdüren faizi inkar edip faiz paralarını harçlık eden, en lüks araçlarda dolaşıp, iç mimarlarca dekore edilmiş  evlerde yaşayan bu sınıfa islam'ın toplum ve ekonomi üzerine olan ahlaki emirlerini/öğütlerini hatırlatmak gerek.

Altında Porsche Cayenne, elinde Swarovski taşlı Vertu telefon,  burberry eşarp, Gucci gömlekli, bol umreli, müslüman kapitalistleri izlerken kendilerini yüce dinimizin neresinde gördüklerini, adaleti, eşitliği ve kul hakkını kendi vicdanlarına nasıl açıklarını bilemeyiz. Oysa, dinimizin teorik esaslarıyla, piyasa ilişkilerini örtüştürmenin içinde sakladıkları kendi tarifleri karakter vaziyetinde bir fotoğraf.

Mehmet Şevki Eygi ‘’Çok zengin de olsa, Müslüman kadın sorumsuzca yaşayamaz. Ülkede bunca aç ve sefil varken beş yıldızlı otellerde fink atmak bir müslümana yakışır mı? ’’ diye sorarken, Ali Bulaç ‘’ Bir müslüman büyük servete sahip olsa dahi servetini dilediği gibi harcama hakkına sahip değildir. Çünkü Kuran açısından baktığınız zaman ferdin veya bir kurumun elinde olsa da zenginlik, aslında topluma aittir. ‘’gibi doğru bir serzenişte bulunuyor.

Bakıldığında müminlikten kapitalizmine doğru bir yönelme var. Bu yönelmeyi kendisine yakıştırabilen, kapitalizmin mabetlerinde yaşayan ve bu imkanların getirdiği kültürel yozlaşmayı kabullenen bu sınıfı anlamak mümkün değil. Ancak bu sınıfın gelmiş olduğu yozlaşmayı bir taş bebek misali oyuncak edinen devrimci, ulusalcı akıllarla oluşan çizgide bize ait değil. Hakkın ve doğrunun yanında olabilmek kapitalizm ve kominizme rağmen bir erdem.

Ayrışmanın birleştiği noktada vatan, bayrak, İslam, kuran varsa biz ordayız. Biliriz ki onların olduğu yerde ahlak, iman, sevgi, özgürlük, hoşgörü, güzellik vardır. Takiyyeci, sahtekar, imansız ve ahlaksızların olamayacağı kesindir.

İLKER ÖZTÜRK

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.