Öne Çıkanlar başbakan binali yıldırım merkez Bağlar ilçesi Hüseyin Mert Saral göklerde tekbirler

Bayraklaşan milli başkaldırı;Mustafa Cemiloğlu-Tamer Abuşoğlu

Tarih boyunca Kırım yarımadasının yerli halkı ve asli unsuru Tatar Türkleridir. Hanlık döneminde Kırım yarımadasının %95'i Türklerden oluşuyordu.

2014'te ise Kırım Türkleri %15'lik bir milli azınlık statüsünde. 1944 yılında Stalin tarafından başlatılan etnik arındırma ve sürgün politikalarıyla %60'lık Türk nüfusun neredeyse tamamı vatan topraklarını terk etmek zorunda bırakıldı.

Çarlık döneminde başlayan Kırım yarımadası üzerindeki Ruslaştırma politikası Stalinist rejim zamanında da aynı şekilde devam etti.

Tatarlar başta olmak üzere Çeçenler,İnguşlar,Balkarlar,Karaçaylılardan oluşan 14 halk siyasi ve coğrafi sürgüne uğradılar. Bu halklar içinde en hazin ve en acımasız sürgün koşullarını zorla Sibirya'ya göç ettirilen Kırım Tatar Türkleri yaşadılar.

SÜRGÜNLE DOĞAN BİR MİLLİ LİDER, CEMİLOĞLU

Bayraklaşan bir milli liderin 1943-2014 kronolojisi bir insan hayatının olduğu kadar, baş kaldıran bir milletinde sürgünler ve hapislerle kuşatılmış, yasaklı yıllarıdır. Mustafa CEMİLOĞLU ise yeniden milletleşen Kırım'ın milli lideridir.

13 Kasım 1943 yılında Bozköy'de doğdu. Babası Abdülcemil ve annesi Mahfure, Stalin döneminde Sudak'ın Ayserez köyünden "Kulak", yani zengin aile çocukları oldukları gerekçesiyle Urallar'a sürüldü. II.Dünya Savaşı esnasında gizlice Kırım'a dönen aile Kırım'ın çöl bölgesindeki (Kırım'ın kuzeyde kalan ovalık bölüme verilen ad) Bozköy'e yerleşti. Ağabeyleri Hanefi ve Hasan, ablaları Şevkiye ve Vasfiye ile birlikte henüz altı aylık bir bebekken 18 Mayıs 1944'de, bütün Kırım Tatarları gibi Kırım'dan sürgün edildi. Yanlarında anneleri vardı. Babası sürgünden iki gün önce diğer Kırım Tatar erkekleri gibi muhtemel bir direnişe karşı tutuklanarak tecrit edilmişti. Aile Özbekistan'ın Andican bölgesine sürgün edildi. Çocukluğu burada bir köyde geçen Kırımoğlu, 1955 yılında Taşkent yakınlarında bir kasabaya yerleştiler. 1959 yılında Rus dilinde orta öğretimini tamamladı ve Taşkent üniversitesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümüne girmek için müracaat etti. Ancak "Kırım Tatarlarını, yani Sovyetlere sadık olmayan bir milletin mensuplarını bu fakülteye almıyoruz"diyerek reddedilmesi üzerine bir fabrikaya işçi olarak girdi. 1961 yılında arkadaşlarıyla birlikte "Kırım Tatar Millî Gençlik Teşkilatı"nı kurdular. Bir kaç hafta sonra teşkilatın liderleri tutuklandı, Kırımoğlu işten çıkarıldı. 1962 yılında Taşkent Ziraat Mekanizasyon ve Sulama Enstitüsü'ne yazıldı. Ama üç yıl sonra KGB'nin isteği üzerine "Milliyetçi, Komünist Parti ve Sovyet Devleti aleyhine propaganda yapmak ve yazdığı, Kırım'da XIII-XVII. Yüzyıllarda Türk Medeniyeti adlı makalesini enstitü talebeleri arasında dağıtmakla" suçlanarak okuldan atıldı. Enstitüden atıldıktan sonra askere çağırıldı. "Benim milletimi yok sayan, tanımayan bir devlete askerlik yapmam" diyerek Kızıl Ordu'da askerlik yapmayı reddedince tutuklandı ve 1,5 yıl hapse mahkum edildi. 1968 yılında Sovyetler Birliği'nin Çekoslavakya'yı işgalini protesto eden Moskova'daki bir grup aydın arasında o da vardı. Bunun üzerine Sovyet Devleti aleyhine faaliyette bulunmak, Kırım Tatarlarının vaziyeti ve onların hakları hakkında mektuplar ve makaleler yazarak Sovyetler Birliği'nin millî siyasetini lekelemekle suçlanarak 1969 yılında yakalandı ve tutuklandı. Aynı suçlamalarla, Moskova'da yaşayan yahudi şairi İlya Gabay ve II. Dünya Savaşı'nın ünlü generallerinden Piyotr Grigorenko da tutuklanarak Taşkent'e getirildi. Ancak Grigorenko'nun davası onlarınkinden ayrıldı ve akıl hastanesine kapatıldı. Böylelikle bu Kızıl Ordu'nun ünlü generali, yalnızca Kırım Tatarlarının haklarını savunduğu için 5 yılını tımarhanede geçirdi. Kırımoğlu ve İlya Gabay 3'er yıl hapis cezasına mahkum edildiler. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu 1974 yılında üçüncü defa tutuklandı ve 1 yıl müddetle Sibirya'da ağır şartlı çalışma kampına sürgün edildi. Cezasının bitimine üç gün kala kamp arkadaşlarına ve akrabalarına yazdığı mektuplarla Sovyet Devleti'ne karşı propaganda yapmak ve iftira etmek gibi suçlamalar ile hakkında yeni bir dava açıldı. Bunun üzerine açlık grevine başladı. Açlık grevi 303 gün sürdü. Açlık grevi boyunca zorla ve darp altında beslendi. Ünlü fizikçi Andrey Saharov, General Piyotr Grigorenko gibi Sovyet aydınları ve insan hakları savunucuları onun serbest bırakılmasını talep etmeleri ve bu maksatla Birleşmiş Milletler'e, Dünya Kamuoyu'na İslam Dünyası'na, İnsan Hakları kuruluşlarına yazdıkları müracaatlar, mektuplar ile Kırımoğlu'nun adı ve Kırım Tatarlarının meselesi Dünya Kamuoyuna, bu meyanda Türkiye Kamuoyuna duyuruldu. O yıllarda Türkiye'de Mustafa Cemiloğlu olarak tanınan ve halkı tarafında verdiği mücadele dolayısıyla Kırımoğlu olarak anılan bu ünlü insan hakları savunucusunun hapishanede öldüğüne dair haberler çıkınca, Türkiye'de pek çok yürüyüşler, toplantılar, protestolar ve açlık grevleri yapılmıştı. Sovyet Makamları onun yaptığı açlık grevine ve Dünya Kamuoyunun tepkisine aldırmadan onu Sibirya'daki Omsk şehrinde yargıladılar ve 2,5 yıl ağır şartlı çalışma kampı cezasına mahkum ettiler. Muhakemesine ne akrabalarını ne de onu savunmak üzere Omsk şehrine gelen Andrey Saharov ve eşi Yelena Bonner'i almadılar. "Halka açık" yargılamada dinleyiciler sırasını KGB ve İçişleri Bakanlığı mensupları doldurmuştu. Kırımoğlu cezasını çekmek üzere Çin sınırındaki Primoraki Çalışma Kampına gönderildi. Ceza müddetini tamamladıktan sonra Taşkent şehrine getirildi. Şehri terketmesi, Akşam 20.00 sabah 06.00 saatleri arasında evden çıkması, halkla toplu bulunabileceği yerlere (kahvehaneler, çay salonları, tiyatro, pazar yerleri vb.) gitmesi yasaklandı ve her hafta karakola gitme mecburiyeti getirilerek açık nezaret altına alındı. Bir yıl sonra açık nezaret şartlarını ihlâl ettiği gerekçesiyle beşinci defa tutuklandı.. Taşkent'deki muhakemesine, Andrey Saharov'u, diğer arkadaşlarını ve akrabalarını almadılar. Kapalı yargılama sonucunda 4 yıl Yakutistan'daki Zıryanka Kasabasına sürgün edildi. Yakutistan'dan döndükten sonra, ailesiyle birlikte yerleşmek maksadıyla Kırım'a geldi. Üç gün sonra cebren Özbekistan'a götürüldü. Yangiyul kasabasında yaşamaya başladı. 1983 yılı kasım ayında altıncı defa tutuklandı. Taşkent'deki yargılama sonucunda üç yıl ağır şartlı çalışma kampına gönderildi. Artık geleneksel olan öncekilerle benzer suçlamalarla, yani Sovyet Devleti'nin iç ve dış siyasetine iftira etmek, antisovyet olmak, Kızılordu'nun Afganistan'ı işgalini kınayan bir bildiriyi, Andrey Saharov ve bir kaç aydınla birlikte neşretmekle suçlandı. Ayrıca 1983 yılında Krasnodar bölgesinde vefat eden babasının naaşını yasak olmasına rağmen Kırım'a gömmeye teşebbüs etmek; bu esnada polisle ve askerle çıkan çatışmalara önderlik etmek gibi ek suçları vardı. Magadan şehri yakınlarındaki kampta ceza müddetinin tamamlanmasına az bir zaman kala Kırımoğlu aleyhine yeni bir dava açıldı. 1986 yılı sonunda Magadan'da yargılandı ve üç yıl hapse mahkum edildi. Ancak yargılandığı haberinin alınmasıyla, Türkiye'de ve ABD'inde serbest bırakılmasına yönelik başlatılan yoğun kampanyalar ve Rejkyavik şehrinde yapılan ilk Gorbaçov-Reagan zirvesinde, Reagan'ın ön şart olarak aralarında Kırımoğlu'nun da bulunduğu hapisteki 5 insan hakları savunucusunun serbest bırakılmasını talep etmesi sonucunda şartlı olarak serbest bırakıldı. Siyasî faliyetlerde bulunduğu takdirde, 3 yıllık hapis cezasını tamamlamak üzere tutuklanacaktı. Kırımoğlu hapisten çıkınca, Kırım Tatar Millî Hareketi'nin Teşebbüs grupları mensuplarıyla görüşerek milli faaliyetlerini sürdürdü. Arkadaşlarıyla birlikte, 1987 yılında Kızıl Meydan'da Sovyet tarihinde benzeri hiç görülmemiş Kırım Tatar gösterilerini organize etti. Bu gösteriler, gerek Sovyetler Birliği'nde gerekse Hür Dünya'da büyük yankı yarattı ve dikkatleri Kırım Tatar meselesine çevirdi. Kırım Türklerine Kırım'ın yolunu açtı. Kırımoğlu 1989 yılı Mayıs ayında Taşkent'te toplanan Kırım Tatar Millî Hareketi Teşebbüs Grupları Genel toplantısında kurulan Kırım Tatar Milli Hareketi Teşkilatı başkanlığına seçildi. Bu Teşkilatın öncülüğünde 1991 yılında, SSCB'nin Kırım Tatarlarının yaşadığı her yerinde yaptıkları seçimler sonucunda II.Kırım Tatar Millî Kurultayı 26 Haziran 1991'de Akmescit'de toplandı. Bu Kurultay'ın seçtiği ve Kırım Türklerini temsile yetkili en üst organ olan Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanlığına seçildi. Haziran 1996'da toplanan III. Millî Kurultay'da Meclis'in başkanlığına yeniden seçildi.

Halen Ukrayna parlamentosun da görevlidir.

ÇARLARIN İSİMLERİ DEĞİŞTİ, TÜRKLERİN KADERİ DEĞİŞMEDİ

Yakın zamanda Kırım Türklerinin haklarını iade eden kararnameyi imzalayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım'ın ilhak karnının ardından Kırım Tatar Milli Meclisi ( KTMM) eski başkanı Mustafa Cemiloğlu'nun ( Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ) Kırım'a 5 yıl süreyle girişini yasakladı.

Kuşkusuz Rusya'nın böyle bir karar almasındaki en büyük neden Cemiloğlu'nun Kırım Türklerini milli direniş için örgütlemesinden duyulan korkudur.

Stalin'den Putin'e kadar Çarların isimleri değişmiş, ancak Türkleri kuşatan kader değişmemiştir.

Kırım Türklerinin milli lideri Mustafa Cemiloğlu henüz 1 yaşında başlayan sürgün ve hapis hayatının 71. yılında yeni yasaklarla tanıştı.

Anavatanına dönüşü Moskova yönetimi tarafından yasaklanan Cemiloğlu bu konuya '' Nasıl medeni bir devletle karşı karşıya bulunduğumuz görülüyor. '' sözleriyle cevap vererek yasak kararını tanımayacağını ve mücadeleye kaldığı yerden devam edeceğini ilan ediyordu.

BÜTÜN TÜRKLER BİR ORDU VE MÜCADELE HENÜZ BAŞLADI

Yeşil adanın efsanevi Bozkurt'u Rauf DENKTAŞ bütün hayatını Kıbrıs Türklerinin özgürlük mücadelesine ve Kıbrıs davasına adamıştı.

Osman BATUR Doğu Türkistan Türklerinin istiklal mücadelesini önce Ruslara sonrasında ise Çin emperyalizmine karşı verdi. Gerçek bir gerillaydı. Çinliler tarafından idam edildi.

Kırım Milli Kurtuluş Mücadelesi'nin yiğit savaşçısı Mustafa CEMİLOĞLU hayatının 15 yılını hapislerde ve sürgünlerde geçirdi. Şimdilerde Ruslaştırma ve yeni ilhak politikalarının kıskacında ve daha kapsamlı yasaklarla karşı karşıya.

Ancak her Türk bir bayrak. Her Türk ordulaşmış o milletin bir neferidir şiarıyla, süreç yeni bir yola çıkış öyküsüyle, yeni bir doğumun sancılarını yeni çığlıklarla karşılıyor. Bütün Türkler bir ordu ve mücadele henüz başladı.

 Tamer ABUŞOĞLU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.