BANU ALKAN\'IN DEDİĞİ GİBİ (!)

3 Temmuz saat 22.00 itibarıyla gelen mesaj ve soruların haddi hesabı yok..

Sağolsun dostlarımız fikrimizi merak ediyor ve soruyorlar;

-Mısır'daki tabloyu nasıl okuyorsunuz?

Anlatayım;

Darbe bir insanlık suçudur..

Ahlaki boyutu tartışmaya bile kapalıdır.. Zira siyaseten ve insani olarak da ahlaki bir çöküntüdür..

Bunu teslim ettikten sonra;

Bu darbeden, Türkiye'deki toplumsal muhalefete gönderme yapmak da, en az darbenin kendisi kadar ahlaksızlıktır..

Mısır'dan hareketle, Türkiye'deki muhalif çıkışları işaret ederek, "Darbe Paranoyası"nı tazelemeye kalkmak, daha büyük bir ahlaksızlıktır..

"Bakın, önce sokakları karıştırıyorlar sonra da darbe geliyor" diyerek, Kahire sokaklarından Türkiye analizi üretmeye kalkmak, sadece siyasi ahlaksızlık değil, aynı zamanda fikri kabızlıktır..

Türkiye ve Türkiye'nin şartları ile Mısır ve Mısır'ın şartları birbirinden çok farklı.

Her şeyden önce, Türk devlet geleneği, "SOKAĞA İKTİDAR TESLİM ETMEZ.." Ve etmemeli de..

Sokak, siyaset üzerinde bir etkidir evet ama sokak iktidarın devir tesliminin yapılacağı yer değildir..

Mısır'dan bir sonuç çıkarmak istiyorsak eğer;

"Sokak hareketiyle yıkılan bir iktidarın, "Sokak tarafından yıkılışını"sümen altı ederek, seçimlerle yenilenmiş olmasını "Demokratik işleyiş" diye yutturacak çok  aklı evvel vardır bizim memlekette..

Hatta, Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu'nun dün yaptığı değerlendirmede, Mübarek'in devrilip, Mursi'nin iktidara gelmesini "25 Ocak insanlık tarihinin en yeni ve müstesna devrimidir" diye tanımlaması, "Stratejik Derinlik"te debelenmekten başa bir şey değildir..

Mısır başka, Türkiye başka..

Ama Mısır'daki insanlık suçundan, "Darbeden" hareketle, Türkiye'de, güçlenen muhalefeti, "Darbeye zemin hazırlar gibi" sunarak "İtibarsızlaştırma" teşebbüsü, yine ve yeniden "MAĞDURİYET" yaratma çabasıdır..

"Bakın orada da sokaklardan başladılar" diyerek, en küçük bir benzerlik taşımayan Türkiye gerçeğini Mısırlaştırma girişimi ya da kurnazlığı, en hafif tabiriyle, utanmazlıktır..

Olabilir.. Türkiye Cumhuriyeti'nde iktidara sahip olanlar, Mısır'da 2012'de gerçekleşen değişimde Washington'a suflaj yapmış ve Mursi'yi pazarlamış olabilir.. Dolayısıyla Temmuz 2013'te çöken Mursi iktidarı, "STRATEJİK DERİNLİĞİN" yeni bir fiyaskosu da olabilir.. Ahmet bey buna sinirlenmiş de olabilir..

Bu, Adalet ve Kalkınma Partisinin sorunudur.. "Stratejik Vizyon" adı verilen ve el attığı her meselede çökerek, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'nı da uluslararası arenada itibarsızlaştıran diplomatik ucubenin sorunudur..

Mısır'da (Ama, hakkım saklı kalmak kadıyla) ortaya çıkan insanlık suçundan, Türkiye'de iktidarın sürekli beslendiği bir "DARBE PARANOYASI" üretmeye kalkmak, tekrar ediyorum, SİYASİ AHLAKSIZLIKTIR, FİKRİ KABIZLIKTIR ve TÜRKİYE'YE HAKSIZLIKTIR.. 

Mısır'ın da elbette bir devlet geleneği var..

Ancak,  bu gelenek, Türk devlet geleneğinin çok gerisindedir.. O yüzden, Mısır'da o geleneği, Ocak 2012'de hep birlikte tanık olduğumuz gibi, 1 hafta bir meydanda toplanıp yıkabilirsiniz belki..

 Ama 10.5 yıldır, her yere, her noktaya yerleştiğiniz halde, hala "AĞLAK AĞLAK" dolanırsınız Türkiye'de..

Devlet yönetmek de, devlet geleneği de, devleti okumak da bir sanattır..

Ve  o sanat bize öğretiyor ki;

Sokakta derilen bir iktidarın yerini kabullenebilenler, yarın daha büyük bir kalabalık sokağa çıktığında, MEŞRUİYET silahını ateşleyemez.. Sokaktaki kalabalıkların, iktidar belirlediği bir ülkede, demokratik teamüller ameliyat masasında kalır ve bir sonraki kalabalığın sayısı ve etkisi tahmin bile edilemez..

Ben daha kalabalık çıktım diyenin devir-teslim programına protokol davetiyesi  aldığınızda sevinirseniz, yarın demokratik teamüllerin cenaze töreninin onur konuğu olursunuz..

Türkiye iktidarı sokağa teslim etmez.. Sokak bir etkidir, ancak teslim noktası değildir.. Ve Türkiye'deki sandığın çivileri sokakta çakılmaz..

Mısır'da bugün ağlaşanlar, çivilerini sokağın çaktığı sandıktan çıkanlardır.. Dolayısıyla, çivinin nerede ve nasıl çakıldığına dikkat etmeden heyecan yapanlar, dünyada, elinde çekiç-çivi ve tahtayla dolaşan ne kadar çok insan-irade ya da tezgah olduğunu göremezler..

Mısır'da olan budur..

Tekraren, darbe her şart altında, kabul edilemez bir suçtur.. Bu bir gerçek..

Ama Mısır üzerinden Türkiye analizleri yaparak, bir insanlık suçundan beslenmeye çabalamak da, siyasi ahlaksızlıktır.. Ve dikkat buyurun, "AÇILIM" korosunun, 3 Temmuz saat 22.00'dan beri yaptığı da budur.. Bu da bir başka gerçek.. 

Demokrasi başka şey, demokrasicilik oynamak bambaşka..

Demokrasicilik oynayarak yapacağınız demokrasi tarifi,  Banu Alkan'ınkini aşamaz;

"O ki hepimiz demokrasiyiz.."

Demem o ki, işimize bakalım.. Mısır nireeee, Türkiye nire..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.