Anayasa değişikliğinde Ülkücü tavır / Suat Başaran

 Usûl olarak karşı olduğumuz bir değişikliğin içeriğine takılmak, abesle iştigaldir…

Cumhurbaşkanlığı… Ya da Başkanlık Sistemi…
Adına ne derlerse desinler; bizim açımızdan, iki kişinin farklı gerekçelerle Türkiye’ye dayattıkları, nerede patlayacağı ve hangi dinamikleri tetikleyeceği tahmin edilemez serseri mayından başka bir şey değildir…
Ülkeyi yöneten zevatın şimdiye kadar ki bütün devrimci(!) yaklaşımlarının nasıl felâketler doğurduğu ortadayken, yeni hamlelerinin akıbetini tahmin etmek zor olmasa gerek…
Onun için oynanan tiyatroya takılmadan, gösterimdeki oyunun figüranlığının hareketimize vereceği zararlara dikkat çekmeye çalışacağım:
Birincisi, getirilmek istenen sistemin fikrî analizinin yapılmamasıdır… Sonuçta -artık kâğıt üzerinde de kalsa- ideolojik bir hareketiz… Bu özellik köklü değişikliklerin öncelikle zihin dünyasında çözümlenmesini gerekli kılar…
Bilindiği üzere - Sayın Genel Başkanımızın da sıklıkla vurgu yaptığı gibi -merhum Başbuğumuzun fikri parlamenter sistemden yanaydı ve bu fikir parti programının -açık olarak yazmasa da- ruhunda yer almaktaydı…
Şimdi, eğer değişikliğe ‘evet’ diyeceksek, bu fikri çelişkinin bizzat Sayın Genel Başkan tarafından giderilmesi gerekmektedir...
Şayet Başbuğumuzun fikrî mirası ile kendi düşünceleri arasında tenakuz oluştuysa söz konusu fikri değişikliği acilen ilân etmeli ve bunu da yetkili kurullar marifetiyle tescil ettirmelidir…
(Elbette -ideolojik anlamda- devletin şekli – parlamenter veya başkanlık- hayati değildir…Önemli olan kadim değerlerimizdir… Buna kendisi izah getirerek bizleri ikna edebilir...)
Bu yapılmadığı takdirde, fikriyatımız ve Genel Başkanımızın talimatları arasında sıkışmış olacağız…
O zaman da, ‘töre’ konuşunca kağanı susturan kadim tavır gereği de, ülkücü hassasiyet, töreden yana konumlanacaktır…İkinci ve -pratik anlamda-en tehlikeli sorun da buradadır…
Şahsen şimdiye kadarki bütün oylamalarda Genel Merkez’in kararları doğrultusunda oy kullandım…
Bu tutumumu da ‘taşıdığım kimliğin olmazsa olmazı’ olarak gördüm ve gerek sözlü gerekse yazılı olarak bir çok ortamda savundum...
Şimdi, görünürde Genel Merkez ‘evet’ taraftarı, benim tercihim ise ‘hayır’dan yana...
Peki ben ve benim gibiler, bu durumu nasıl savunacağız?
Elbette yukarıda ifade edildiği gibi ‘töreye vurgu’ yaparak…
İşte, -amiyane tabirle- zurnanın zırt dediği yer tam da burasıdır…
Bizlerin törenin yanında hizalanmasına karşın, Genel Başkanın bizzat şahsını, meşruiyetin ana kaynağı olarak görenler de onun yanında yer alacaklardır...
Hangi dilimin ne kadar olduğunun önemli olmayacağı bir karşı karşıya geliştir önümüzde duran tehlike…
*****
Eğer, bu karşı karşıya geliş, bir il başkanımızın talihsiz beyanında ifade ettiği gibi ‘ülkücülük sorgulaması’na dönüşürse, neresine katkı sunduğumuzu bilmediğimiz bir metnin tarafı olmaya zorlanırsak ve bu taraftar olma hali ‘ülkücülük şartı’ olarak sunulursa, büyük bir yarılma tehlikesi bizleri bekliyor demektir…
‘Evet-Hayır’ üzerinden oluşturulacak kimlik tartışmaları –Allah korusun- 1992’yi mumla aratacak ayrışmanın fitilini ateşleyebilir…
Bu yüzden diyoruz ki, lütfen bu anlamsız tartışmanın tarafı olmayalım…
En azından insanımızı tercihlerinde serbest bırakalım…
Bunu yaparsak, referandumdan ‘evet’ kararı çıksa bile partiyi toparlayacak vasat az da olsa mevcuttur…
Aksi halde kaos ve kargaşa kaçınılmazdır…
*****
Son olarak, şu da unutulmasın ki karşımızda tarihimizin gördüğü en pişkin muktedirler durmaktadır…
Şimdiye kadarki çuvalladıkları her konuda bir günah keçisi buldular…
Sürekli kandırıldılar(!) ve işin ilginç yanı halkı da buna ikna ettiler…
Sayısız hukuk cinayeti ve rezalet dış politikanın en ufak bir sorumluluğunu üstlenmeyen ar damarı çatlamışların, –inşallah- Anayasa’da çuvalladıklarında sorumluluğu kime atacakları sır olmasa gerektir…
Yarın ‘FETÖ’ nün yanında ‘DETÖ’ örgütü kimseyi şaşırtmaz…
Genel Merkez yöneticilerine hatırlatayım istedim…

SUAT BAŞARAN

www.gazete2023.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.