Alevi Bilgi Evreninin Derinliği

İpe-sapa gelmez, akla-hayale uymaz bir sürü zırva...
*** 
Ancak canımı daha çok sıkan şey, Alevi bir ailede doğup da, Aleviliğin değerlerine savaş açanların durumu... 
Onlar daha acınası!
Varlık içinde yokluk çektikleri için...
***
Alevilik hakkında okurken en fazla keyif aldığım şeyler, Alevi şairleri ve Alevi ulularının irfani risaleleri. 
Ah, anlatılan derinliği bir anlasanız! 
Onlardaki Kur'an bilgisini, hadis bilgisini, On İki İmam ilminin bilgisini, kelimelere nasıl derinlik katıldığını...
Öz'e odaklanan bir imanı, tertemiz kılınan gönülleri, kalplerdeki rıza şehrini...
Bir anlasanız!
***
İtiraf etmeliyim ki, birçok akranım gibi ben de Alevilik namına ailemden, köyümden, çevremden doğru dürüst bir şey öğrenmedim. 
Yoktu. 
Köyümüzde iki tane ocak vardı ama onlar da dini konularda bir şey bilmiyorlardı, sanırım bilenlere de biz yetişemedik. 
Hatta birçok "ocakzade" arkadaşımın "ateist" olmasına şahitliğim vardır.
***
O çağda okumaya kitap bulamıyorduk. 
Olanlar da, Aleviliği şurdan burdan toplama yamalı bohça gibi anlatıyordu.
Biraz ordan, biraz burdan: al sana Alevilik!
Okuduklarımıza da en gün görmemiş küfürleri yolluyorduk.
Gençtik, öfkeliydik; çünkü açtık!
Ve yönümüzü bulmak için elimizde neredeyse hiç bir şey yoktu.
***
Bende imanı ayakta tutan önemli şeylerden biri, babadedemden kalan birkaç kitap oldu. 
İyi ki de almış o kitapları dedem. 
İyi ki de annem çeyiz sandığında gözü gibi saklamış o kitapları.
İyi ki de ben erken yaşta o kitapları görüp okumuşum.
*** 
Bu kitapların arasında Saadeetin Nüzhet Ergün'e ait Bektaşi-Alevi-Kızılbaş Şairleri Antolojisi'ni özellikle kaydetmem gerekiyor. 
Bazı şiirleri onlarca kere okuduğumu bilirim. 
Belki de şiire merakım da buradan geliyordur.
İlerleyen yaşlarda Kur'an ve Ondört masumların hadislerini okumaya başlayınca bu şiirlerdeki kodları, derinliği de çözmeye başladım. 
Şimdi bu şiirlerdeki her kıta için bir kitap yazabilirim. 
Hatta bazen bir kelime için bile...
Abartısız söylüyorum.
***
Şimdi neden bu kadar çok çalışıp, neden bu kadar çok ürettiğimi kendime sorduğumda çocuk çağımızda okumak için kitap bulamamamıza yoruyorum.
Biz bulamadık, şimdiki gençler bulsun, okusun.
Şimdi okumaya çok kitap var; büyük bir bilgi kirliliği de var.
Zerdüştlüğünden tutun da Şamanizmine kadar; cemaatler Sünniliğinden tutun da Medrese Şiiliğine kadar geniş bir yelpazede Aleviliğin içeriğine dönük büyük bir saldırı var.
Müthiş bir bilgi kirliliği, bir küçümseme, bir ötekileştirme, bir yargılama, bir tepeden bakma...
Aleviliği dönüştürme gayreti...
Saysak uzun bir liste çıkar ortaya!
***
Çağdaş Alevilik araştırmalarının çok azı Aleviliği yozlaştırmadan, kendi kodlarına dayanarak anlatıyor.
Oysa Alevilik, kendi kaynakları üzerinden anlaşılır.
Ruhuna bu şekilde sirayet edilir.
Kendi ayakları üzerinde ancak böyle durur.
O nedenle ben çalışmalarımda bütünüyle ALEVİLİĞİN YAZILI KAYNAKLARI'na dayanıyorum. 
Aleviliğin Yazılı Kaynakları kitabını yazmam da işte tam da bu nedenle...
***
Alevi gençlerine de bunu öneriyorum. 
Aleviliği, kendi kaynakları üzerinden araştırın.
Aleviliği, kendi dili ile kendi kavramları ile anlamaya çalışın.
Aleviliği, kendi ruhu ile anlamaya çalışın.
İşte o zaman göreceksiniz ki, Hz. Muhammed'in getirdiği dinin özü de burada...
İmam Ali'nin ilmi de burada...
İmam Hüseyin'in duruşu da burada...
Ehl-i Beyt'in ahlakı da burada...
On İki İmam'ın manevi mirası da burada...
Alevilik yükselecekse, bu temeller üzerinde yükselecek!
Bunun başka yolu yok...
Şuna buna payanda olmakla gidilecek "yol", yol değildir; "yol"suzluktur.
***
"Lamekân şehrinde mekân eyledim" diyen Kalbî'nin bir mısraya sığdırdığı anlamı bilemeyen...
"İkrâr verdim, dönmem Elest Bezmi'nden
Verdiğim ikrârı imandan aldım" diyen Ahû Baba'nın iki mısrada anlattığı üç kavramı (iman, ikrar, Elest Bezmi) kavrayamayan...
"Dört kitabın aslını okuduk bildik
Biz Muhammed Ali deyenlerdeniz" diyen Sırrî'nin meydan okumasını göremeyen bir idrak sağırdır, dilsizdir, kördür.
Ve Alevilik namına hükümsüzdür.
***
Aşağıya alacağım Diyarbakırlı Ahû Baba'ya şiir, beni de çok derinden etkileyen bir şiirdir. 
Derinden etkilemiştir, çünkü derin anlamları vardır.
Her kıtası için müstakil bir kitap yazılabilir.
Şiirdeki her mısranın sırrına ermeniz dileğiyle...
***
"İkrar verdim dönmem elest bezminde
Verdiğim ikrarı imandan aldım
Başka seyran gördüm çeşm-i zarımda
Bu muhabbeti ol seyrandan aldım
***
Bir kâtre meniden halk olup geldim
Kendimi ben ana rahminde buldum
Müddet tamam oldu dünyaya geldim
Bu ar o gayreti cihandan aldım
***
Bildiğim unuttum eylerim feryat
Dert budur dil dönmez isterim imdat
Tekrar ile talim etti bir üstat
Dersimi mekteb-i irfandan aldım
***
Bu gönlüm gafletten açıla düştü
İkilik birliğe geldi yetişti
Hazine-i Hakk’a elim erişti
Lal ü gevher kân-ı mercandan aldım
***
Nefes sunup akla verdim pendimi
Uyandım gafletten çözdüm bendimi
Ol hal ile teslim ettim kendimi
Sonra kendi kendim ben andan aldım
***
Bu bir gizli sırdır herkes duyamaz
Ehl-i aşkın katarına uyamaz
Değme gevher-füruş baha koyamaz
Bu dürr-i yektayı ummandan aldım
***
Muhabbet görünmez bilmem nerdedir
Gerçeklere ayan bize perdedir
Esrar-ı muhabbet gizli yerdedir
Hakikati Şah-ı Merdan’dan aldım
***
Gör ki bu âlemde aşka telaşım
Çeşm-i pür hunumdan akıttım yaşım
Pirlere hediye eyledim başım
Ol yeşil yaprağı Selman’dan aldım
***
Âlem baştanbaşa bir seyrangâhtır
Gir gönül şehrine gör ne dergâhtır
Bu bir gizli sırdır kudretullahtır
Yazılı defteri rahmandan aldım
***
Hakikat sözüne hiyle katmazam
Herkese bu sırrı beyan etmezem
Bilinmeyen yerde anı satmazam
Ben bu nasihati bir candan aldım
***
Çalış bu girdabın çık karasına
Derman da gizlidir dert arasına
Merhemin sarıver aşk yarasına
Bu ilm-i hikmeti Lokman’dan aldım
***
Gerçi hata ile isyanım çoktur
Kalbimde benliğin eseri yoktur
İncil Zebur Tevrat dört kitap haktır
Ledünni ayet-i Kur’an’dan aldım
***
Şerait sancağı geldi dikildi
Marifet yolunda terler döküldü
Hayır himmet oldu gülbank çekildi
Tarikata rahını erkândan aldım
***
Hakikat yolunda bak savaşımı
Akıttım gözümden kanlı yaşımı
Pirler meydanına koydum başımı
İcazet verildi meydandan aldım
***
Musa’ya tecelli göründü Tur’da
Mest olup aklını yitirdi nurda
Enel hak sırrına erdi Mansur’da
Hakikat kemendin gerdandan aldım
***
Eğnime giymişim köhne abayı
Anınçün severiz Âl-i abâ’yı
Kimden aldım dersen bu vesâyâyı
İsmail’e inen kurbandan aldım
***
Gel düşünme akla sığmaz bu ilim
Dergâh-ı Huda’ya uğradı yolum
Kudret haznesinin miftahı dilim
Bilmeyenler sanır dükkândan aldım
***
Müminin elinde budur beratı
Mümin olan bulur bunda necatı
Miraçtan indirdi savm ü selatı
Hak budur Hazreti Sultan’dan aldım
***
Âhû der utandım kendi sözümden
Mest olup türaba düştüm özümden
Kanlı yaşlar döker oldum gözümden
Macerayı çeşm-i giryandan aldım

Muhabbet ile...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.