Ahmet Şık: AKP-Cemaat Savaşı Derin Devletin Sahibinin Kim Olacağı Kavgasıdır

Taraf'çılar illegal ve kanuni görünen hukuksuz dinlemelerin 'hâkimlerin cemaat tarafından koordine edilmesiyle' yapıldığını bilmiyorlar mıydı?

İşkenceciliğinden değil kitap yazan bir düşünce suçlusu olduğu için hapsedilen Hanefi Avcı'nın kitabı bu konuyu gayet iyi anlatıyordu. Avcı'nın kitabının tartışılan 2. bölümü Türkiye'nin bir kocakulak cumhuriyetine dönüştürüldüğünün vesikasıdır. Bu kontrgerilla cumhuriyetinin adı da Fethullah Gülen Cemaatidir.

Alınan dinleme kararlarının tümü hukuksuzdur. Kanunu kılıfına sokulmaya çalışılmıştır.

Bu süreç soruşturma konusu olduğunda bu kararların altında imzası bulunan yargı mensupları da yargılanacaklar. Bakalım içlerinden kimler "gizli tanık" ya da adlı adınca söylersek "itirafçı" olacak göreceğiz.

Sakın ola ki kimse AKP diktatörlüğünü bu suçtan azade görmesin. Ergenekon süreci,tüm siyasal davalarıyla (Ergenekon, Balyoz ve ilintili soruşturmalar ile KCK ve Devrimci Karargah) AKP+Cemaat ortaklığıyla hayata geçirilen bir darbe sürecidir.

Siyasal onay makamının yürütmenin başı olan AKP hükümeti sahadaki tetikçiliğinin cematçi polisler ile yargı mensuplarının üstlendiği, Taraf gazetesi ve çete düzeninin destekçisi olmayı kabul eden liberal diye anılan sahte demokratlar ile DSİP ve benzeri mücahitler üzerinden kamusal meşruiyetinin sağlandığı bir darbe sürecidir bu. Bu suça bulaşmış herkes suç ortağıdır.

Ergenekon süreci adı verilen siyasal davalar aralarına kontrgerilla artıklarının da boca edildiği ve bu sayede kamusal meşruiyeti sağlanan darbenin adıdır.

Kontrgerilla olanın kontrgerilla, katil olanın katil olmaktan yargılanmadığı bu sahte demokratikleşme illüzyonuyla derin devlet ve aktörleri el değiştirmiştir o kadar. AKP-Cemaat savaşı da derin devletin sahibinin kim olacağı kavgasıdır.

Bu ülkede derin devlet ya da kontrgerilla soruşturulamaz. 1980 darbesi öncesinde savcı Doğan Öz'ün (Zekeriya değil çapı yetmez) başına gelenler malum soruşturmak istediği kontrgerilla tarafından katledildi. Ecevit kontrgerilladan haberdar olup araştırtmak istediğinde suikasttan kurtuldu.

Susurluk pisliğiyle tüm Türkiye'nin haberdar olduğu derin devlet soruşturması kışlanın kapısında sonlandı. 28 Şubat darbesini doğru okumalı.

Dönemin iktidarını alaşağı etmenin yanı sıra Susurluk soruşturmasını akamete uğratmanın yolu da 28 Şubat darbesinden geçiyordu ve öyle oldu.

Ergenekon derin devlet soruşturmasıysa eğer buyrun JİTEM ve katliamları ortalık yerde duruyor. Bu katliamların, işlenen suçların, illegal faaliyetlerinin anlatıldığı tam 8 çuval belge, Ergenekon soruşturmasının 2. iddianamesinin "tutuksuz" sanıklarından Arif Doğan'ın Beykoz'da depo olarak kullandığı bir yerde ele geçirildi. Sahte kahraman savcı Zekeriya Öz, belgelerle ilgili görüşünü sorduğu genelkurmaydan "Devletin ali çıkarları için açıklanması sakıncalı belgelerdir" yanıtını alınca hepsi sümen altı edildi. JİTEM'in resmi yazışmaları olarak Ergenekon'un 2. iddianamesinde atıflar yapılan suçlar, yıllardır Kürtler ve konuya duyarlı ilgililerinin dile getirdiği "Hizbulkontra"gerçeğini ortaya koyuyordu. PKK'li kılığına girerek bombalı silahlı saldırılar yapan, Hizbullah'la PKK'ye karşı savaşmak için görüşmeler yapan, sivilleri öldürüp PKK'li süsü veren, silah ve uyuşturucu ticareti yapan JİTEM gerçeği o belgelerin içindeydi. Bizlerden saklanan ve "devletin ali çıkarları" denilen belgelerde bunlar anlatılıyordu.

Ali çıkarlarını mafyalaşarak, insanları katlederek korumaya çalışan bu devletin yani sahibi AKP ve yakın zamana kadar koalisyon yaptığı suç ortağı cemaattir. Siyasal ve entelektüel donanımı olmayan, sadece memur zihniyetiyle savcılık hakimlik yapan bu yargı kadrosu mu derin devleti soruşturacak?

Cemaatinin çıkarlarını yasalardan ve halktan üstün gören, örümcek ağı gibi emniyet teşkilatını kuşatan cemaatçi polisler mi bu ülkeyi sivilleştirip demokratikleştirecek?

Hala AKP ya da cemaatin gücüne biat ederek, ikisi de bir madalyonun iki yüzü olan bu iki güç odağına sırtını yaslayarak düzenin çöplüğünden beslenenler suç ortaklığına devam ediyorlar. Tarih bunların hepsini yazıyor. Halkına karşı suç işleyenler hiç bir zaman cezasız kalmadı yine kalmayacak.

Her taşın altında Ergenekon arayan, darbeci bulan çığırtkanlardan birisi de Fenerbahçe'nin hedef alındığı sahte bir şike davasıyla feveran etmişti. Aynı zat RTE'nin kendisi ve şurekasıyla işinin bittiğini açıklamasından sonra feveran etmesinin nedeni olan Cemaate yanaştı. Haklı olarak kötü, diktatör, otoriter, baskıcı denilen RTE'nin defterinin dürülmesi için kontrgerilla cemaatine yanaştılar yine.

Ancak RTE bu diktatörlüğü, otoriterliği, baskıcılığı kısacası bu faşist düzeni tek başına kurmadı. Tetikçisi Cemaatti, kamusal meşruiyet sağlamaya çalışanlar da kendileriydi. İşkence yaptığı insanlarla aynı örgüte üye olmaktan polis, kadın satmaktan dini lider, basılmamış kitaptan örgüt, öğrencinin pankartından darbe işbirlikçiliği, telefon konuşmalarından şike, hak talebinden darbe girişimi çıkaran sadece RTE değildi.

Toplumsal muhalefetin sesinin kısılmasının amaçlandığı böyle kolpa davaların asli sorumlusu Gülen cemaatinin kontrgerilla faaliyetleri yürüten unsurlarıdır. RTE ve AKP eleştirilirken bu faşizm düzeninin yaratılmasında cemaatin payını gizlemek ahlaklı değil. Dürüst değil.

Karşınızdaki kişinin sıfatına ve kim olduğuna bakarak eğip büktüğünüz demokrasi kavramına hiç uygun değil. Faşist darbelerin ürünü olan siyasal anlayışlarla, sivil görünüp militarizmi ele geçirmeye çalışan din maskeli kontrgerilla cemaatleriyle suç ortaklığı yaparak demokrasi gelmez.

"Usül hataları oldu ama..." diye değerlendirdiğiniz o davalarda gerçek suçlular gerçek suçundan yargılanmıyor. Hem hukuk hata yapmaz, yapmaması esastır. Yaparsa ve bu da meşru gösteriliyorsa adı hukuk olmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.