ABD Mart Ayında Darbeyi Nasıl Bildi?
 Bütün dünyada yaşanan darbeler ile ABD arasında bir ilişki kurulur.
Yeni Dünya Düzeninin liderliğini üstlenen ABD’nin dünya üzerinde ki ülkeleri ABD çıkarları doğrultusunda tanzim etmek istediği de bilinen gerçekler arasında.
Bugüne kadar Türk demokrasisini sekteye uğratan bütün darbelerin ardında ABD bağlantısı aranmış her ne kadar ispatlanamamışsa da toplum nezdinde böyle bir bağlantı olduğu kabul görmüştür.
Kurumsallaşmakta yeterli beceriyi gösteremeyen Türk demokrasisinin karşılaştığı son darbe girişimi olan 15 Temmuz ile ABD arasında herhangi bir ilişki olup olmadığı, darbenin esas planlayıcısının ABD olup olmadığı noktasında şüpheler olmakla birlikte yeterli kanıt olmadığı için temkinli bir davranış gözleniyor.
Bununla birlikte darbenin önde gözüken aktörü Fetullah Gülen’in yıllardır ABD’de ikamet etmesi ve ABD tarafından korunup kollaması gözleri ABD’ye çeviriyor.
Türkiye’de yaşanan her darbe girişimi uluslar arası dinamikler göz ardı edilerek değerlendirilemez. Darbelerin iç dinamikler kadar dış dinamikler tarafından belirlendiği darbe geçmişi bakımından zengin bir mirasa sahip Türkiye’de iyi bilinen bir gerçek.
15 Temmuz darbe girişiminin ardında ABD’nin olup olmadığını anlamak için 15 Temmuz gecesinden bu yana ABD’nin takındığı tavra ABD’nin Türkiye oyuncularının düşüncelerine mercek tutmaya ihtiyaç var.
**
Dış basını takip etme konusunda son derece yetersiz olan Türk kamuoyu özellikle ABD’nin CIA ile dolaylı bağlantı içindeki düşünce kuruluşlarında yer alan Türkiye analizlerini pek önemsemezler.
Oysa bu düşünce kuruluşları bir anlamda Türkiye üzerinde oynanabilecek oyunların tasarlandığı ve olası sonuçların ABD yetkilileri ile paylaşıldığı merkezlerdir.
Bu düşünce kuruluşlarından birisi CIA’nın yan kuruluşu olarak bilinen ve askeri darbeleri savunan  American Enterprise Institute bu yılın Mart ayında bir analiz yayınladı.  
“Türkiye’de darbe olabilir mi?”
Analizi kaleme alan ABD hükümetlerine Türkiye danışmanlığı yapan Neocon Michael Rubin’di. Rubin’in bu analizi o günlerde Türkiye’de bazı gazete ve internet sitelerinde yer buldu ama üzerinde fazla durulmadı. Adeta bir siyasi kehanet olarak değerlendirilebilecek bu analizinde Rubin Erdoğan’ın bir askeri darbe ile indirilmesinin muhtemel olduğunu olası bir darbe sonrasında da ABD’nin darbeyi kınamaktan öteye geçmeyeceğini öne sürüyordu. Rubin’in yazısında ilginç nokta darbe sonrası Türkiye’de Kürtlerinde gemideki yerini alacağı ifadesiydi.
Türkiye’de muhtemel bir darbe olasılığından bahseden tek kuruluş American Enterprise Institute ve Michael Rubin değildi.
Yine Amerikan istihbaratının kontrolündeki düşünce dergisi Foreign Affairs’de Gönül Tok imzalı “Türkiye’nin Gelecekteki Askeri Darbesi” başlıklı makale muhtemel darbe şartları ile 1980 12 Eylül darbe koşullarını kıyaslıyordu. Bu makalede Rubin’in analizinden farklı olarak Erdoğan ve AKP’nin halk desteğine vurgu yapılmış darbenin püskürtülebileceği öngörülmüştü.
**
Görünen o ki ABD ve Erdoğan arasında ciddi kırılma yaşanıyor.
Türkiye üzerine yayınlanan analizlerde de ABD’nin Erdoğan ile arasında yaşanan sorunun altı çiziliyor. 
15 Temmuz darbe girişimi sonrası isteksiz ve darbenin başarısız olmasından kaynaklı memnuniyetsizlik içinde olduğu görülen ABD ile Erdoğan arasında çatışma sürecek. 
Bu çatışmanın ana temasını Fetullah Gülen’in iadesi oluşturacak.
İki eski CIA ajanı Fuller ve Berkey’in açıklamaları Gülen’in iadesinde zorluk yaşanacağını gösteriyor.
Ayrıca darbe girişimi atlatılmış olsa da ABD’nin elinde Suriye İç Savaşına müdahale edilmesi, IŞİD destekçiliği, Zarrab gibi kozlar olduğu da unutulmamalı.

**
Türkiye Cumhuriyetinin temel felsefesini ve yapısını değiştirmek isteyen Erdoğan’ın kurmak istediği Tek Parti-Tek Adam eksenli Yeni Türkiye’si şimdilik akamete uğramış gözüküyor.
Bugüne kadar iktidarını gerginlikler üzerine oturtan ve girdiği her seçimi yarattığı kutuplaşma sonucunda kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan kendisinin devrilmesinden rahatsızlık duymayacak ABD’ye karşı siyasette uzlaşmayı öne çıkarması muhtemel.
15 Temmuz darbe girişiminin devlet üzerinde yarattığı hasar AKP ve Erdoğan’ın tek başına tamir edemeyeceği kadar büyük. Dolayısıyla iç siyasette bir uzlaşma ve dayanışma kaçınılmaz gibi.
Bugüne kadar iç ve dış siyasette herkesle kavgalı olan Erdoğan en azından iç siyasette yaratacağı uzlaşma atmosferi ve zaten var olan millet desteği ile bundan sonra kendisine yönelecek saldırıları atlatabilir. 

Müjdat Öztürk

Anahtar Kelimeler:
FetöDarbeMüjdat öztürk
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.