15 TEMMUZ MEL'UN KALKIŞMASI BAŞARILI OLSAYDI? / Erol ÇALI
 İki bin yıllık devlet kültüründe, Türk devletlerini veraset usulü olmayışı daima zayıflatmış, yıkılışın eşiğine getirmiştir. Devlet kutsal, Hakan da Kut'tur. Yani güçlü olan şehzadenin bileğinin ve zekasının gücüyle, tahtı elde etmesi kültürüdür. 17.yüzyıl başından itibaren ve I.Ahmed'in tahta geçmesiyle "Ekberiyet" usulüne geçilmiş, şehzade kıyımı da engellenmiş oldu. 18.yüzyıl devlet içinde paralel yapılanmaların başladığı tarih olmuştur. Bir taraftan Bektaşi Şeyhleri, Yeniçeri üzerinde etkili olmaya başlamış, bir taraftan Şeyhülislamlar, hem ordunun bir kısmına hakim olmuş, hem de devlet kademelerine yerleştirdiği akrabaları ile devlet içinde otoriter güç haline gelmişlerdir. Kendine güveni olmayan, aklını ipotek eden insanlar, kullanılmaya müsait beyinlerdir. Kur'an ve Hadis dışında hala din arayanların varacağı nokta, fitne kuyularıdır.
Devlet, milletindir. Milletin can ve mal emniyetine himaye edip, adaleti tesis ettiği müddetçe, Türk milleti tarafından kutsal kabul edilmiştir. Cumhuriyet'in kuruluşundan sonra, özellikle dış işleri ve ordu içerisinde her türlü dini ve fikri ideolijden uzak, muasır medeniyetle entegre ordu inşa edilmiştir. 1980 sonrası Turgut Özal'la birlikte, ülkede açılım olmuş, madden gelişen Türkiye, devlet kurumları ve ordu açısından ezber bozulan yıllara şahit olmuştur. Ordunun ilk yıpratılma olayını Turgut Özal, Genel Kurmay Başkanı'nı şortla karşılayarak başlatmıştı. Bu 12 Eylül travmasından çok büyük hasar gören topluma bir mesajdı. 
Daha sonra dini yapılanmalar, durumdan istifade ederek devlet içinde güç yarışlarına girmişlerdir. Toplumdan aldıkları maddi manevi güçle, devletin her kademesini elde etme yarışı, binlerce yıllık devlet kültürünü zedelemiş, 15 Temmuz gecesi, mel'un kalkışma ile bütün kin ve nefretini kendi askeri, kendi polisi, kendi halkı ve kendi Meclis'ine kustu. Milletin ve devletin başına bela olan bu şerden, Allah hayır çıkarmıştır. Öncelikle, millet olarak kenetlenmiş, vatana sahip çıkmanın örneği dost düşman herekese sergilenmiştir. Siyasi partiler, vatan mevzubahis olunca, teferruatları bir kenara itmiş, Devlet Başkanı'nın etrafında saf tutmuştur. Devlet kurumlarının, herhangi bir fikrin, örgütün, inancın değil, mozaik şeklinde yaşayan toplumun her kesimini kucaklayan kurumlar olması gerektiği ortaya çıkmıştır. 
Seçilmiş bir hükümete karşı yapılan darbe girişimi, alçaklığın en çukurudur. Ve bu kalkışma,  o hükümete oy veren vermeyen, demokrasiye inanmış halk tarafından şidetle karşı konulmuştur. Doğusundan Batısına, demokrasi nöbetleri ve mitingleri, bunun en canlı şahididir.
Suriye'de iç savaşı yaşamış biri olarak, devletsizliğin ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.  15 Temmuz akşamı, askeri köprüde gördüğüm an ödüm kopmuştu. Çünkü yeni nesil 12 Eylül'ü bilmez. Bilenler de Suriye'yi bilmez. Eğer o mel'un kalkışma, eğer başarılı olsaydı, Allah muhafaza bugün Suriye'nin on katı bir ülkeye uyanmış olacaktık. Toplumun tepkisi, şanlı ordumuza değil, aziz ordumuzun içine sızmış zelil hainleredir. Bu millet ordusuna el kaldırmaz. Ama orduyu hain emellerine alet eden şerefsizlerin de elini kırmasını bilir. Sözlerimi, ülke sevdalısı Şiir yorumcusu sevgili dostum Bedirhan Gökçe'nin bir duasıyla bitireyim. "Allah'ım, ülkemizin huzuru ile oynayanların, Sen de huzurunu boz. Kanla yol alanları da, kendi kanlarında boğ. Buna yol verenleri de ibretlik helak eyle..."Amin..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.