Ülkü Ocakları'ndan 'Özgecan' Açıklaması!

Mersin’in Tarsus ilçesinde bir süredir kayıp olan üniversite öğrencisi genç kızımız Özgecan Aslan’ın cesedi, maalesef Çamalan mevkiinde yakılmış olarak bulunmuştur. Bu vahşetin faili olarak tespit edilen üç kanı bozuk canavar hakkında ise yasal işlemlerin devam ettiğini öğrenmekteyiz.

Bırakınız bir masumun yakılarak katledilmesini, suçluların dahi ateşle cezalandırılması sadece ve sadece Cenabı Allah’a mahsustur. Yakılarak katledilmek, o kadar tarifsiz bir ölüm şeklidir ki, bunun karşısında havsalalar çaresiz kalmakta ve vicdanlar kanamaktadır. Anadolumuzda Allah sıralı ölüm versin duası edilirken, bir ailenin gencecik evlatlarını, üstelik bu şekilde kaybetmesi, bizlerin yüreğine oturmuş bir kor gibi içimizi yakmaktadır.

Bu kahpe ve namussuz cinayetin failleri olan şerefsizler, insanlığın düştüğü en alçak seviyeyi temsil etmektedirler. Böyle alçakça bir fiili gerçekleştiren kimselerin, Türk toplumu arasından çıkmış olması ise bizi ayrıca üzen ve düşündüren bir olgudur. İnsanlık çerçevesinin dışında kalmış bu davranış üzerinde yetkililer düşünmeli, eğitim ve ceza adaleti sisteminin etkinliği noktasında derinlemesine bir takım değerlendirmeler ve çalışmalar yapılmalıdır. 

Bu aşağılık cinayet, kadına şiddetin ve tecavüz vakalarının yaygınlaştığı bir dönemde gerçekleşmiştir. Kadının şahsiyetinin hiçe sayıldığı ve bir mal gibi algılandığı alt kültürler ile bir teşhir nesnesi olarak algılandığı popüler kültür arasında sıkışmış Türk kadını, siyasi ve iktisadi olarak var olma mücadelesi verirken, çoğu zaman gözden kaçırdığımız yaşam mücadeleleri ise bunlar gibi bir takım aşağılık sefillerce noktalanmaktadır.

Çağın gereği olarak, Türk kadının siyasi ve iktisadi hayatta etkinliğini sağlama hedefimiz ile kadının yaşam hakkını koruyamaz oluşumuz arasındaki derin çelişki, eğitim, güvenlik ve ceza adaleti sisteminin de bu konudaki işlevselliğini yitirdiğini ortaya koymaktadır. Asayişin sağlanması noktasında, siyasi temelli içeriklerle mücadeledeki başarısızlığı Güneydoğu örneğindeki gibi açık olan siyasi iktidar, maalesef salt asayiş sorunları karşısında da etkinlik gösterememekte, suçun önlenmesi ve cezalandırılması süreçleri bürokratik iş ve işlemler kabilinden baştan savılarak gerçekleştirilmektedir. 

Öncelikli olarak kadına şiddet, tecavüz ve cinayet gibi insanlık dışı hadiselerin sosyal ve psikolojik temelleri tespit edilmelidir. Türk kültürünün dejenere olmuş hâlinin bir yansıması olarak kadını eve kapatan, eğitimini ve gelişmesini engelleyen zihniyet ile, kadını bir nesne, eğlence ve moda sektörünün üretim girdisi olarak gören sözde çağdaş (!) zihniyet ile aynı kararlılıkta mücadele edilmelidir. Karısına şiddet uygulayan, onu yaralayan bir erkeğe gösterilen elitist tepki, insanların ailece ekran başında olduğu prime time kuşağında yayınlanan bir dizideki 6 dakikalık tecavüz sahnesine karşı da gösterilmelidir. Bu yoğun kültürel saldırı karşısında gençlik kimlik değiştirmekte, yozlaşmaktadır. Tecavüzün normalleştiği ve alışıldığı, cinselliğin alenileştiği, genç ve çocukların her türlü cinsel ve şiddet eğilimli etkiye açık olduğu bir sosyal yapıya, siyaset ve güvenlik bürokrasisinin de başarısızlığı eklenince sokaklar hiçbir evladımız için güvenli olamayacaktır. Başka Özgecanlar katledilmesin, başka ana-babalar böyle bir evlat acısı yaşamasın diye gereken tüm tedbirler alınmalıdır.

Özgecan Aslan kardeşimize Cenabı Allah’tan rahmet, başta ailesi ve sevenleri olmak üzere Aziz Milletimize başsağlığı diliyorum. Suçluların bir an önce adalet önünde hesap vererek, vicdanlardaki insanlık isyanının da sükût bulacağını ümit ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.