İslam dünyası ramazana kan ve gözyaşıyla girdi


Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 23'ünü oluşturan Müslümanlar, ramazan ayıyla yeni bir heyecanın içerisine girdi ancak yüz binlerce Müslümanın karşı karşıya kaldığı acılar, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da İslam dünyasındaki ramazan heyecanını gölgeliyor.

Suriye'de rejimin, özgürlük mücadelesi veren muhaliflere saldırıları devam ediyor. 2011 yılından beri her gün onlarca kişinin öldüğü Suriye'de halk, açlık ve savaşla mücadele ediyor.

Suriye ordusuna bağlı helikopter ve savaş uçaklarının, çeşitli kentlerde muhaliflerin denetiminde olan bölgelere varil ve misket bombalarıyla yaptığı saldırılarda, 3 yılda yaklaşık 160 bin kişi hayatını kaybederken, 660 bin kişi yaralandı, 200 binden fazla kişi de kayboldu.

İnsan hakları örgütleri, bu yıl içinde sadece Halep'te 283'ü kadın, 567'si çocuk olmak üzere toplam bin 963 kişinin hayatını kaybettiğine dikkati çekiyor.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin (BMMYK) verilerine göre, ülkede 6,8 milyon insan yerinden edilirken, bunların 2,5 milyonu çevre ülkelere sığındı.

Rejim güçleri, başta başkent Şam'da muhaliflerin elinde olan bölgeler olmak üzere Hama, İdlib, Dera, Halep ve Lazkiye kentindeki kırsal alanlara varil bombasıyla vurmayı sürdürüyor.

Irak’ta işgal sonrası yeniden kaos

ABD tarafından 2003'de işgal edilen Irak, yıllarca savaşın getirdiği her türlü olumsuzluğu yaşamasının ardından şimdi de Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) adlı terör örgütü öncülüğündeki silahlı grupların tehdidiyle karşı karşıya.

Bir süredir çatışmaların ve otorite boşluğunun yaşandığı ülkede, IŞİD militanları ve bazı aşiret güçleri, Musul, Tikrit, Bakuba ve Telafer kentleri ile Enbar'ın bazı ilçelerini kontrol altına aldı.

Irak'ın batı ve kuzey batısının büyük bölümünü ele geçiren IŞİD, "ilerleyişinin hedefinde Bağdat olduğunu" duyurdu. Ülkede yaşanan çatışmalar nedeniyle yaklaşık 1 milyon sivil, göç etmek zorunda kaldı.

Ülkenin çeşitli yerlerinde IŞİD ile güvenlik güçleri arasında ramazan ayı öncesinde başlayan çatışmalar sürüyor.

Batı Şeria'da İsrail gözaltıları

Batı Şeria'da 12 Haziran'da 3 Yahudi yerleşimcinin kaybolmasının ardından başlayan süreç, 1948'de İsrail tarafından işgal edilen ülkenin yaşadığı sıkıntıları ikiye katladı.

İsrail yönetimi, 12 Haziran'da Batı Şeria'daki Gush Etzion yerleşim biriminde kaybolan üç Yahudi yerleşimci gencin kaçırıldığını iddia ederek bundan Filistin yönetimini sorumlu tuttu. Bu kişilerin bulunması için İsrail Parlamentosu, orduya operasyon yapma dahil geniş yetkiler verdi.

Ordu birlikleri de o tarihten bu yana Batı Şeria'da baskınlar düzenleyip, aralarında Filistin Meclis Başkanı Aziz Duveyk, milletvekilleri, eski bakanlar ve Hamas üyelerinin de bulunduğu 500'ün üzerinde kişiyi gözaltına aldı, Gazze'ye de hava saldırıları düzenlendi. 15 gündür süren operasyonlarda 8 kişi hayatını kaybetti, 14 kişi de yaralandı.

Uzlaşı hükümeti kurulmasının ardından Batı Şeria ve Gazze, önlerindeki engelleri aşmaya çalışırken, Yahudi yerleşimcilerin kaybolmasının ardından İsrail ordusunun başlattığı operasyonlar, birlik hükümetiyle gelen sevince gölge düşürdü.

Gazze'de hava saldırıları

Batı Şeria'da Yahudi yerleşimcilerin kaybolması Gazze'yi de vurdu. İsrail uçakları, Batı Şeria'da 3 Yahudi yerleşimcinin kaybolmasıyla başlattığı operasyonlarda Gazze'ye de hava saldırıları düzenledi. Son iki haftada düzenlenen saldırılarda 2 kişi öldü, 20 kişi yaralandı.

İsrail'in ambargosu altındaki Gazze'de yaşayan Filistinliler, hava saldırılarının yanında ramazan ayına ekonomik krizle başladı.

İsrail, 2006 yılında Hamas'ın seçimleri kazanmasının ardından Gazze'ye ambargo uygulamaya başladı ve bu bölgeye açılan 6 sınır kapısını kapattı. Bu kapılardan Beyt Hanun, yabancı pasaport taşıyanlar, Kerm Ebu Salim ise bazı ticari ürünlerin geçişi için zaman zaman açılsa da kısa sürede tekrar kapanıyor.

İsrail'in 2006 yılından beri uyguladığı ambargo, Gazze'yi "açık hapishaneye" dönüştürürken, sınır kapılarının kapatılması, Mısır ile aralarındaki tünellerin yıkılması, işsizlik ve maaşların ödenmemesi halkı ciddi sıkıntılara soktu. Tüm bunlara bir de memurların maaşlarının gecikmesi eklenince, halk ekonomik krizle boğuşmak zorunda kaldı.

Mısır'da siyasi karışıklık

Mısır'da 3 Temmuz 2013'de ordunun yönetime el koymasının ardından başlayan siyasi çalkantılar nedeniyle ülkede hala istikrar sağlanmış değil. Darbe karşıtı gösteriler, gözaltılar, yargılamalar yaklaşık 1 yıldır devam ediyor.

Başta darbeyle görevinden uzaklaştırılan Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin davaları olmak üzere, gösterilerde gözaltına alınan eylemcilerin duruşmaları sürüyor. Darbe karşıtları hakkında verilen idam cezaları, ramazana buruk girilmesine yol açtı.

Libya'da sular durulmadı

Arap Baharı ile Libya'da 2011'de başlayan devrim, 40 yıllık Kaddafi rejimini devirmesine rağmen ülkede karışıklıklar sona ermedi. Son üç yılı çatışmalar ve şiddet olaylarıyla geçiren Libya'da bir türlü sular durulmadı.

Geçen 3 yılda aralıklarla devam eden çatışmalara, emekli Tuğgeneral Halife Hafter'in darbe girişimi de eklendi. Hafter, çeşitli suçlamalarda bulunduğu Bingazi'deki hükümet yanlısı gruplara karşı "onur savaşı" başlattığını duyurdu, ülkenin parlamentosu Milli Genel Kongre ve geçiş hükümeti, bu durumu "darbe girişimi" olarak tanımladı.

Olayın ardından başta Bingazi olmak üzere çeşitli bölgeler, ordu ve Hafter'e bağlı birlikler arasında çatışmalara sahne oldu. Onlarca kişinin hayatını kaybettiği Libya da ramazan ayına çatışmalardan kalan acıyla girdi.

Yemen'de açlık ve ölüm

Devrimin ardından istikrarın sağlanamadığı bir başka ülke Yemen'de, sık sık şiddet olayları yaşanıyor. Son aylarda güvenlik güçleri ve önde gelen şahsiyetleri hedef alan saldırılar çoğalırken, silahlı gruplar ile askerler arasında çıkan çatışmalarda da artış gözleniyor.

Ayrıca, El Kaide mensupları, Yemen'de 2012'den beri ordu birlikleriyle çatışıyor. Aşiretlerin de desteğiyle orduya bağlı birlikler, nisan ayında ülkenin güneyindeki kentlerde El Kaide militanlarına yönelik operasyon başlattı. Operasyonlarda çok sayıda asker ve sivil hayatını kaybetti.

Bunun yanında açlık da ülkenin önemli sorunlarından biri. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP) verilerine göre, insani krizin yaşandığı Yemen'de, 10 milyondan fazla insan aç veya açlık sınırında.

Yemen nüfusunun yüzde 22'si yani 4.5 milyon insan, günlük ihtiyacını karşılayacak kadar yiyecek bulamazken, acil gıda yardımına gereksinim duyuyor.

Pakistan

Nüfusun çoğunluğunu Müslümanların oluşturduğu Pakistan'da terörist saldırılar ve mezhepsel şiddet can almaya devam ediyor. Bölgedeki şiddet olaylarını gözlemleyen Güney Asya Terörizm Portalı verilerine göre, mezhep temelli şiddet geçen yıl 1989'dan bu yana en yüksek seviyeye ulaşırken, ülkede şiddet olaylarından hayatının kaybeden 4 bin 725 kişiden 687'sinin mezhepsel çatışmaların kurbanı olduğu belirtiliyor.

Diğer taraftan, Taliban, ülkenin kuzeybatısında hala etkinliğini sürdürürken, ABD'nin Afganistan'dan çekilecek olması, bölgenin yeni bir şiddet sarmalı içine düşeceği endişelerini gündeme getiriyor.

ABD'nin Taliban'a karşı yürüttüğü mücadele sivil halkı da yakından etkiliyor.

ABD'nin Pakistan'da terörle mücadelesinin omurgasını İnsansız Hava Araçları (İHA) saldırıları oluştururken, ev ve araçların yanı sıra zaman zaman cami ve medreseleri de hedef alan saldırılarda, ciddi oranda sivil can kaybı yaşanıyor.

Londra merkezli Araştırmacı Gazetecilik Bürosu verilerine göre, ABD'nin Pakistan'da 2004'ten beri düzenlediği İHA saldırılarında 2,296-3,719 kişi hayatını kaybederken, bunların ortalama yüzde 22'sini siviller oluşturuyor.

Diğer taraftan ülkedeki mülteci krizi de hız kesmeden sürüyor. BMMYK verilerine göre, 1,6 milyon kayıtlı mülteci sayısı ile Pakistan, dünya genelinde mültecilere ev sahipliği yapmakta ilk sırada yer alıyor.

2,6 milyon Afgan mülteci konumunda

Uzun yıllar savaşlarla anılan Afganistan'da savaş sona ermesine rağmen etkileri hala sürüyor. BMMYK verilerine göre, 2,6 milyon Afgan, mülteci olarak başta Pakistan olmak üzere başka ülkelerde yaşıyor.

Terör saldırılarının günlük hayatın bir parçası olmaya devam ettiği ülkede, 49 ülkeden 50 binin üzerinde NATO askeri görev yapıyor.

2001'de Taliban yönetiminin sona ermesi sonrasında da Taliban bölgede varlığını sürdürüyor.

ABD ve İngiltere'nin düzenlediği İHA saldırıları, sadece Taliban üyeleri değil sivil halk için de tehdit olmaya devam ediyor. BM raportörü Ben Emmerson'u raporuna göre, 2013'de düzenlenen 19 İHA saldırısında 59 sivil hayatını kaybetti.

Ekonomisinin yüzde 90'ını afyon ticareti oluşturan ülkede işsizlik ve yolsulluğun yanı sıra uyuşturucu bağımlılığı da ülkenin içinde bulunduğu sorunların başında geliyor.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nde insan hakları ihlalleri sürüyor

Sincan Uygur Özer Bölgesinde yerel nüfus, Çin yönetiminin agresif nüfus politikası ve yönetimin ön ayak olduğu göçler sonucunda yüzde 45'lere kadar geriledi.

Buna karşın 1949'daki Komünist işgali sonrasında Çin'in Şinghai ve Gansu eyaletlerine bağlanan bölgede o günlerde yüzde 6,7 olan Han nüfusu ise yüzde 40'lara tırmanmış durumda.

Başta dil ve kültür olmak üzere neredeyse her alanda Çin yönetiminin baskısına maruz kalan bölgede zaman zaman büyük çaplı gösteriler düzenleniyor.

Çin yönetiminin olayları bastırmaktaki sert tutumu sonrasında bölgede şiddet olaylarında da bariz bir artış yaşandı. Buna karşın tutumunu giderek daha da sertleştiren Çin yönetimi, yerel halktan gelen her türlü özgürlük talebini reddediliyor.

Pek çok insan hakları savunucusunun mahkum olduğu ülkede, yönetim terörle mücadele bahanesiyle dini özgürlüklere doğrudan müdahalede bulunuyor. Çin yönetimi, 18 yaşından küçük olanların camiye gitmesini yasaklarken, peçe takmak veya sakal bırakmak gibi pek çok dini adeti de tutuklanma gerekçesi sayıyor.

Myanmar'da Müslümanlar hedefte

Yaklaşık 2 milyon Müslümanın yaşadığı Myanmar'da yönetim, Müslümanları vatandaş olarak kabul etmiyor.

Ülkedeki 135 etnik gruptan biri olan Müslüman Rohingyalar, okula gitme, seyahat etme ve evlenme gibi en temel vatandaşlık haklarından mahrum edildikleri gibi, sık sık 969 Hareketi mensubu Budist rahiplerin başını çektiği saldırıların hedefi oluyor. Bu saldırılardan sonucunda 2012'den beri 280'in üzerinde Müslüman hayatını kaybederken, 250 binden fazlası da evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Myanmar yönetimi, BM, İslam İşbirliği Teşkilatı ve insan hakları örgütlerinin baskılarına rağmen tutumunu değiştirmezken, ülkedeki muhalefet de Budistlerin öfkesini çekmemek adına Müslümanlara yapılan haksızlık ve saldırılara ses çıkarmıyor.

Başta Tayland olmak üzere çevre ülkelere sığınan Müslümanlar, çoğunlukla kalabalık ve sağlıksız koşullarda bir arada yaşamak zorunda bırakılıyor. Polis ve insan kaçakçıları olmak üzere çeşitli kesimlerin suistimallerine maruz kalan Müslümanlar, sığındıkları çevre ülkelerde ucuz işçi olarak çalıştırılıyor.

Somali'de 20 yıl süren iç savaş

Somali'de 1991'de Devlet Başkanı Siad Barre'nin düşürülmesinden sonra ülke yıllar süren anarşiye teslim oldu.

Ülkede 2012'de yeni hükümetin tesis edilmesinden sonra Somali halkı yaralarını sarmaya çalışırken, radikal unsurların oluşturduğu Eş Şebab örgütü, hem yönetime hem de sivil halka karşı büyük bir tehlike arz ediyor.

Örgütün geçen yıl ramazan ayı boyunca saldırılarını sıklaştırması sebebiyle, güvenlik güçleri bu yıl başkent Mogadişu'da güvenliği sağlamak için özel birlik oluşturma kararı aldı.

Kuraklık ve açlığın eksik olmadığı ülkede ortalama yaşam süresi 50,8 yıl. Uzun yıllar süren karışıklıklar ve çatışmalar sonrasında 1,1 milyon kişi yerinden olurken, yaklaşık 1 milyonu çevre ülkelerde yaşamaya devam ediyor. BM verilerine göre, 870 bin kişi hayatta kalabilmek için insani yardıma ihtiyaç duyuyor.

Orta Afrika Cumhuriyeti'nde etnik çatışma

Bir başka Afrika ülkesi Orta Afrika Cumhuriyeti'nde ise yer yer etnik temizliğe varan şiddet olaylarında yüz binlerce insan yerinden oldu.

Müslümanların oluşturduğu Seleka isyancılarıyla ile Hristiyanlardan meydan gelen Anti-balaka milisleri arasında Mart 2013'ten bu yana yaşanan çatışmalarda binlerce insan hayatını kaybetti.

Tarafların karşılıklı olarak sivilleri hedef alması ülkedeki krizi büyütürken, ülkenin Geçici Devlet Başkanı Catherine Samba-Panza, işlenen savaş suçlarıyla ilgili Uluslararası Ceza Mahkemesi'ni ülkeye davet etti.

Kriz öncesinde 5,1 milyon nüfuslu ülkede nüfusun yüzde 15'i Müslümanlardan oluşuyordu ancak çatışmalar sonrasında BMMYK verilerine göre, 150 bini Müslüman 378 bin kişi çevre ülkelere sığınmak zorunda kaldı.

Diğer taraftan, Pareto İnsan Hakları Örgütü'nün düzenlediği arabuluculuk toplantılarında, Seleka ve Anti-balaka liderleri el sıkışmasına rağmen çatışmalar sürüyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.