’Erdoğan, Arap faşist diktatörler gibi’


Mısır’da 25 Ocak 2011 devriminde liberaller, Hıristiyanlar ve Müslüman Kardeşler (MK), Mübarek’e karşıydı. Ancak 30 Haziran 2013’te liberaller ve Hıristiyanlar, MK’ye karşı harekete geçti. Ocak devrimine 6 Nisan Hareketi öncülük etmişti. 30 Haziran’ı ise bir grup genç kafede oturup sohbet ederken planladı. Onlar imza kampanyası başlattı ve “isyan” anlamına gelen “Temerrüt Hareketi” ismini seçti. “Ya istifa, ya seçim” diyerek yola çıktı. İmza kampanyası 1 Mayıs günü başladı ve 22 milyona ulaştı. Mursi’nin birinci yılını tamamladığı 30 Haziran’da Tahrir’de buluşmak için çağrı yapmışlardı. İşte bu hareketin çağrısından bir hafta önce MK de destekçilerini Adeviye ve Nahda meydanlarına çağırdı.

İsyanı onlar başlattı

Temerrüt hareketinin kurucuları Mai Wahba, Hasan Şahya, Muhammed Hekal ve Emani Elmehdi ile buluştuk. Dört arkadaş birbiriyle konuşmak için yarışıyordu adeta. Onlara “Fikir nasıl, nerede doğdu” diye sorduğumda, Şahya anlattı:

“Bir kafede oturmuştuk ve politika konuşuyorduk. Mursi de tıpkı Mübarek’in yaptığı hataları yapıyordu. Mübarek de kanunlara uymadı, Mursi de. ABD ve İsrail’i desteklemeye başlamıştı. Önce Peres’e mektup yollayıp ‘Sevgili arkadaşım’ dedi. Ardından siyasi ajandasını uygulamaya başladı. Biz İsrail’e karşı silah tutan herkesi destekleriz. Dökülen her Mısır kanı için üzgünüz. MK meydanları kendi işlediği suçları gizlemek için kullandı. Mısır kanını kullanarak konuyu uluslararası arenaya yaymaya çalıştı.”

İlk anda 15 milyon imza hedeflediklerini belirten Temerrütçüler, “Mursi’nin cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında aldığı 13 milyonluk oyu aşmayı istiyorduk onu istifaya zorlamak için. Biz 22 milyona ulaştık. 30 Haziran’da ise dünyadaki en büyük gösteriyi yaptık, katılanların sayısı 32 milyonu aştı” diyerek hedeflerine ulaştıklarını vurguladı.

Hekal, “Erdoğan demokratik değil. Arap faşist diktatörleri gibi. Şimdi dördüncü dönem de görev yapmaya çalışıyor. İsrail’le barıştı. Bu onun Mursi’ye neden destek verdiğini de gösteriyor” derken MK’den ve benzer düşüncelerden korkmadığını da ekledi.

Kuma şoku

Grubun başları kapalı olan iki kadın üyesine de kadın hakları için mücadele edip etmeyeceklerini sorduğumda en büyük şaşkınlığı da yaşadım. Wahba, “Ben ikinci bir kadın gelirse asla kabul etmem, giderim. Ama bir şey yapamam, dinim izin veriyor” derken, Elmahdy de örtünmenin dinin gereği olduğunu vurguladı. Wahba bir gazeteci olduğunu belirtip Sisi yönetimine tam desteğini, “İlk defa Mısır’da basın özgürleşti. Televizyonlarda Mursi karşıtlarının görüşleri yayımlanmıyordu. Zamanla kadınlar da daha özgürleşecek” diyerek ifade etti.

Gezi için Şahya, “İki eylemi de düzenleyenler gençlerdi. Bundan sonra gençlerin sesi daha gür çıkacak. Mübarek ve Mursi bir paranın iki ayrı yüzü. Sosyal adeletin olması için bu iki rejimin de muhasebesi yapılmalı. Barışçıl gösterilerle, suç dolu meydanları birbirinden ayırmamız lazım” diyerek Adeviye’dekilerle arasındaki farkı anlattı.

Mısır sokaklarında Mursi yanlılarıyla güvenlik güçlerinin kovalamacası...

Fidan’dan Mursi’ye: Seçime git

30 Haziran gösterisinden önce Cumhurbaşkanı Mursi, Başbakan Hişam Kandil ve Genelkurmay Başkanı Sisi bir araya geldi. Güvenlik önlemleri ve halkın tepkisi ele alındı. Sisi, Mursi’den televizyonda kapsayıcı bir konuşma yapmasını istedi. Mursi tam tersi bir konuşma yaptı. Mursi televizyonda konuşurken, kanallar Sisi’nin duruşunu yakın plandan veriyordu. Aynı gün Cumhurbaşkanlığı, Sisi’nin üçlü görüşme sırasında gülen fotoğrafını da basına dağıttı. Sisi bir kez daha Mursi ile görüştü ve “Ülke kaostan kurtulsun, istifa et” mesajı verdi. Mursi, Sisi’ye, “Bunu nasıl söylersin” diyerek odadan çıkmasını istedi. Tarih 2 Temmuz’du. Ardından hızla telefonlara sarıldı ancak telefonlar artık askerin kontrolündeydi. Sisi’yi çağırdı ve istifa etmeyeceğini bildirdi. Sisi başka çözüm yolu kalmadığını belirtip emrindeki askerleri Mursi’yi tutuklamak için içeri çağırdı. Mursi, sanılanın aksine 3 Temmuz’da değil, 2 Temmuz’da bir helikopterle koltuğundan uzaklaştırıldı. Sisi’yi, Mursi atamıştı. Ordunun içindeki muhafazakâr kanattandı. Öyle ki eşi de kara çarşaflıydı. Ancak Sisi ile Mursi arasındaki ilk çekişme, Sina yüzünden başlamıştı. Sina’da kaçırılan askerler için Mursi, operasyon izni vermemişti. Sisi, Mursi’nin karşı çıkışını ise Hamas ile işbirliğine bağlamıştı.

Sisi ve Mursi arasındaki gerginlik tırmanırken, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın Kahire’ye gittiğini ve Mursi ile görüştüğünü Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu açıklamıştı. İşte haziran ayı ortasında gerçekleşen bu kritik görüşmede, Fidan’ın Mursi’ye, “Direnme! Seçime git, kahraman ol. Yine kazanırsın” dediğini öğrendik. 3 Temmuz’un hemen ardından Ankara’da duyduğum bu mesajın detaylarına Mısır’da ulaştım. Buna göre Fidan, Mursi’ye, “Arkanda milyonlarca insan var. Sandığa gidersen yine seçilirsin. Seni sandıkta deviremezler. Önce güvenliği düzenlemelisin. Polisle işbirliği önemli” mesajını iletmiş. Darbe, Mursi’nin Fidan’ın önerisini kabul etmediğini gösterdi.

Kamuoyu ilişkiyi kes diyor’

ABD beklemiyordu Mısırlı işadamı Muhammed Kasım, Mısır’daki yönetim değişikliğinde ABD’nin rolü olmadığını şu sözlerle anlattı:

“30 Haziran’dan birkaç gün önceydi. ABD Büyükelçisi Ann Peterson ile bir yemekte yan yana oturuyorduk. Ona Mursi’nin gideceğini söyledim ve çağrılara nasıl baktığını sordum. Bana, ‘Bu hareketten yönetim değişikliği çıkmaz. Politbüroyu ziyaret ettik, 30’unda bir şey olmaz. Onlar bir avuç çocuk’ dedi. Ben de ona 30 Haziran’da meydana tüm ailemle gideceğimi söyledim. Eğer ABD organize etse ABD Büyükelçisi bilirdi herhalde. Oysa onlar da habersiz yakalandı.”

Olumlu mesaj yanıtsız kalmaz Mısır’ın Ankara Büyükelçisi Abdurrahman Salahaddin Ankara’dan gelen tek olumlu mesajın yanıtsız kalmadığını açıkladı:

“Gül’ün Mısır “milli günü” nedeniyle tebrik mesajı geldi. Ardından da ramazan nedeniyle Cumhurbaşkanımız Adli Mansur tebrik mesajı yolladı. Ancak ardından peş peşe üzücü açıklamalar geldi. Ben şu anda Botsalı ile temastayım. Aynı zamanda Türkiye’nin Kahire Büyükelçiliği ile de temastayım. Ama Mısır kamuoyundan çok fazla tepki alıyorum tüm ilişkileri kesmek için. Her geçen gün daha zorlaşıyor.”

Erdoğan küstürmüş

Erdoğan, Eylül 2011’de Mısır’a yaptığı ziyarette aslında MK üyelerini hem de birçok Mısırlıyı küstürmüş. Erdoğan’ı aslında büyük coşkuyla karşılayan MK’liler o ziyaretin ardından büyük hayal kırıklığı da yaşamış. Kahire’deki opera binasında konuşan Erdoğan, anayasasında şeriatı benimseyen Mısırlılara, “Laiklik, din karşıtlığı değildir. Müslümanlar iktidarda olduğunda, Hıristiyanlar, Yahudiler ve ateistlere de eşit yurttaşlar olarak saygı gösterilmelidir. Laiklikten korkunuz olmasın” demiş. İşte bu sözler, Mübarek’in devrilmesinin ardından henüz yönetim koltuğuna oturmayan MK’yi kızdırmış. MK’den Mahmud Guzlan, “Başka ülkelerdeki deneyimler, Mısır’a kopyalanamaz. Türkiye’de laik bir devletin kurulmasına neden olan koşullar, Mısır’daki koşullardan farklıdır” diye tepki göstermişti.

Baltacılar meydanda

25 Ocak devriminde asker ses çıkarmayarak devrime yeşil ışık yakmıştı. Develerle gösteri yapan Mısır polisi ise Mübarek’in ardından yok olmuştu. Polisin meydanları bırakmasının ardından Mısır’da Baltacılar belirmeye başladı. Mursi, içişleri bakanlarını sık sık değiştirmesine karşın polisi kontrol edemedi. Polisler görevlerini yapmayarak direnirken, ülkede güvenlik zafiyeti arttı. 30 Haziran’da ise Sisi, içişleri bakanı ile işbirliği yaptı. Mursi döneminde görev yapmayan Mısır polisi şimdi yeniden işinin başında.

 

Duygu Güvenç / Cumhuriyet.com.tr

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.