Suudi Arabistan destekli Al Hayat gazetesinde yazan Suriyeli Kürt yazar Hoşeng Ose, IŞİD'in Musul'u işgalinin İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Türkiye ziyaretine ve Washington ile Tahran arasında Cenevre'deki doğrudan görüşmelerin başlamasına denk gelmesinin bir tesadüf olmadığını belirterek İran ve Suriye'nin IŞİD'e nüfuz ettiği iddiasında bulunuyor:

'Türkiye'ye mesaj' 

'Suriye ve İran'ın terörist IŞİD örgütüne nüfuz ettiği herkesin malumu. Yoksa Irak Başbakanı, ordunun ve silahlı kuvvetlerin başkomutanı Nuri Maliki, IŞİD'le savaşmaları için orduyu Anbar'a gönderirken Tahran'dan alınan bir karar olmadan Musul'da ordu komutanlarına çekilmeleri ve çatışmamaları yönünde emirler göndererek IŞİD'in kenti işgal etmesine nasıl alan açabilir?!'

Tahran'ın IŞİD'in Musul'u işgal etmesine alan açarak birçok mesaj göndermek istediğine dikkat çeken yazar üç mesajın altını çiziyor: Türkiye'ye Bağdat-Tahran'ın onayı olmadan Kürdistan petrolünün satışına girmesinin tehlikeli olduğuna dair uyarıda bulunmak. ABD ve Batıya İran'ın bölgenin jandarması olduğu mesajı vermek. Irak Kürdistan'ına ülkeden ayrılma eğilimindeki siyasi ve ekonomik projelerle Tahran'ın sabrının tükendiği uyarısında bulunmak.

'IŞİD ile Esed birbirini karşılıklı kullandı'

Ürdün Düstur gazetesi yazarlarından Ureyp Rentavi, Suriye muhalefetinin ve dostlarının IŞİD'in Esed rejiminin işi olduğu yönündeki iddialarının doğru olmadığını belirterek rejim ile örgüt arasındaki ilişkiyi 'karşılıklı faydalanma ve kullanma' tabiriyle açıklıyor:  

'Suriye muhalefeti ve müttefikleri, IŞİD'in Esed'in işi ve bu ikisinin bir paranın iki yüzü gibi oldukları şeklinde yalanlar uyduruyorlar. Üst düzey Amerikalı bir yetkiliden de bu manada sözler duymuştum. Tarihi gerçekler ve IŞİD'e kucak açan coğrafya bu iddiayı çürütmektedir. Bununla birlikte  'karşılıklı faydalanma ve kullanma' varsayımını inkar etmiyoruz. Esed rejiminin IŞİD korkuluğunu kullanmakta başarı sağladığında kuşku yok.'  

'İran'ı frenleyecek bölgesel bir çözüm şart'

Aynı gazetede yazan Yaser Zeatire de Irak'ta son birkaç gün zarfında yaşanan gelişmelere komplo teorisi üzerinden bakmanın zorlama bir yaklaşım olacağına işaret ederek olan bitenin hem Maliki'yi hem de İran ve tüm dünyayı şaşırttığını kaydediyor.  Maliki'nin askerlerinin hayatlarını kaybedecekleri bir savaşa girmeye hazır olmadığı ihtimalini baskın gören yazar, sorunu Irak'taki mezhepçi politikalara ve Sünnilerin parlamentoda kazandıkları düşük sandalye oranlarına bağlıyor:

'Irak'ta Maliki'nin sebep olduğunu ve seçimlerden sonra artan mezhepçilik yanı sıra Sünni Arapların parlamentoda sınırlı sayıda sandalye kazanması IŞİD'in daha fazla halk desteği almasına yol açtı. Aşiret devrimcilerinden ve belki başka örgütlerden azımsanmayacak bir kesim örgütle insicam kurdu.'

Son olayların Sadr-Maliki ihtilafında olduğu üzere aralarındaki anlaşmazlıklara rağmen Şii sahayı yeniden birleştireceğine dikkat çeken yazar, herkes için ağır sonuçları olacak kapsamlı bir iç savaş uyarısı yaparak İran'ın emellerini frenleyecek bölgesel bir çözüme varılması çağrısı yapıyor.

'Domino teorisi devreye girdi'

Lübnan Nehar gazetesi yazarlarından Racih Huri 'Irak ve bölgenin bölünmesi' başlıklı makalesinde Irak hükümetine 10 gün önce ulaştığını iddia ettiği IŞİD'in Ninova'yı ele geçirebileceği yönündeki Batılı istihbarat raporuna, ABD'nin Irak ordusuna IŞİD'le savaşında verdiği askeri ve lojistik desteğe rağmen 24 saat içinde örgütün Ninova, Tikrit ve Musul'u ele geçirmesinin ve Irak ordusunun dağılmasının komplo olarak değerlendirilemeyeceğini kaydediyor.  Ninova'nın hiç savaşmazsın teslim edilmesinin ve IŞİD'in Suriye'deki savaşı için nakletmeye başladığı modern silahları ele geçirmesinin çok şaşırtıcı olduğuna dikkat çeken yazar olan biteni bölgeyi bölmeyi amaçlaya bir dominonun hayata geçirilmesi şeklinde değerlendiriyor:

'En çok şaşırtıcı olan husus, 1 milyonluk Irak ordusu ve 10 bin kadar IŞİD mensubunun olması. Maliki İran'ın adamı ve hem İran'ın desteğini ve korumasını hem ABD'nin desteğini alıyor. Bu yüzden insanın komplo hikayesine inanması için aptal olması gerek. Olan biten bölgedeki bölünme dominosunun hayata geçirilmesinin başlangıcıdır.'

'Irak iki iç savaşın eşiğinde'

Londra kaynaklı Ra'yulyevm gazetesi genel yayın yönetmeni Abdulbari Atwan ise makalesinde Irak'ı iki iç savaşın beklediğini ve kanlı Libya modelinin uzak ihtimal olmadığını, Irak topraklarında Suudi Arabistan ile İran arasında vekaleten yürütülen savaşın fiilen başladığını, IŞİD ve müttefiklerinin yeni dönemin başlığı olduğunu belirtiyor:

'Kanaatimizce Irak, şu an yakında kapsamlı şekilde patlayacak iki iç savaşın eşiğinde duruyor. İlki İran ile Suudi Arabistan arasında Suriye topraklarında yaşananlara benzer şekilde vekaleten yürütülecek Sünni-Şii mezhep savaşı. İkincisi Kürtler ile Araplar arasında IŞİD ittifakının Kerkük'e saldırısıyla ve Peşmerge güçleriyle çatışmasıyla işaretlerini vermeye başlayan etnik savaş.'

Atwan, Suriye'deki savaşın Lübnan Hizbullah'ını rejimin yanında savaşmaya mecbur bırakması gibi Irak'taki mezhep savaşının da İran'ı aynı yolla tuzağa çekeceği görüşünde. Irak'taki bütün felaketlerin baş sorumlusunun ABD olduğunun altını çizen yazar bugün Şii'si, Sünni'si ve Kürdiyle tüm Iraklıların bugün Saddam Hüseyin dönemine rahmet okuduklarını ifade ediyor.

Kaynak: Al Jazeera