Dinleri reddetmelerine rağmen devrimin dinine inanıyorlar.

Her biri bu dinin farklı mezheplerine mensup.

Pek çok mürşitleri var.

Neçayef, Bakunin, Troçki, Stalin, Lenin, Mandel v.s.

Uzun sakallı olmasının da etkisiyle olsa gerek peygamberleri Karl Marks.

Her mezhebin softası da var, yobazı da.

Sömüreni de var sömürüleni de…

Fikirsel ayrılıklarının ötesinde mezhepler arasında onlarca yıldır bitmeyen bir kavga ve kan var.

Siyasal İslamcılarla çok fazla dertleri yok.

Siyasal İslamcılar sosyalist öğretiyle yoğrulmuş Bedevistlerin fikirleriyle beslenip semirdiklerinden ortak paydalarda çok rahat buluşuyorlar.

Siyasal İslamcılar da kaynaklarını ayet ve hadislerden çok sosyo-politik yorumlarlardan aldıklarından Türk devleti ile kavgalı bu mezheplerle uyum sağlayabiliyor.

Ve iki grubun da kavgalı olduğu Türk devleti uzay çağının yobazları ile ham yobazları kavga etmeden bir arada tutmaya yetiyor.

İttifaklarında da bir beis yok.

İran devrimi örneğinde oldu gibi kavgaları da birliktelikleri de değişken dengelerle ilgili.

Soner Yalçın da bu dinin soft mezheplerinin müritlerinden.

‘ Devrimin ihanete uğradığına ‘ inanıyor.

Mensubu olduğu mezhebe hümanist hadisler ekleyerek başarmayı arzulayan derviş kıvamında modern bir figür.

Soner Yalçın gibilerin görevi nehy-i münker.

Tüm mezheplerin ittifak halinde saldırdığı tek cenah Türk milliyetçileri olduğundan Soner Yalçın’ın son yazısına da şaşırmamak gerek.

Ortaya koyduğu iddialar ve delil olarak sunduğu isimler biyografi kıvamında kalsa da, O buradan bir kanaat oluşturmaya gayret ediyor.

Daha dün, 12 Eylül öncesinde solun ütopya suçlaması ile saldırdığı Türk milliyetçiliği fikir dünyasının ne kadar özgür ve özgün olduğunun farkında.

Türk milliyetçilerinin ve aslında tüm düşünce akımlarının fikir dünyaları ile ideolojik dönüşümleri arasındaki ayrımı çok iyi bilmesine rağmen bunu görmezden geliyor.

Siyasi süreçlerde bireysel psikolojiyi, alınganlıkları, hayaller ile gerçekler arasındaki çelişkileri ve bu çelişkilerin yarattığı kopuşları perdeleyerek Milliyetçi Hareket’in sefahatini ve beraberinde Türk Milliyetçilerinin müstakbel başarısını kullanabileceği bir kulvara çekmeye çalışıyor.

Rus emperyalizmi ve Çin emperyalizmi ile doğrudan temas halindeki siyasi çalışmalarını gizleyerek Türk milliyetçiliğini batı emperyalizmine yamamaya gayret ediyor.

Biyografi kıvamındaki sözüm ona bu tarihsel okumayı ise nihai hedefine yönelik bir sıçrama tahtası olarak kullanıp asıl korku eşiğinden ayakları yere basmadan aşıyor.

Türk milliyetçilerinin başarmak üzere olduğu iktidar mücadelesinde ilk taşı atmak için öne çıkıyor.

Bu taş yeni kurulacak partiye atılan bir taş değil.

Bu taş Türk milliyetçilerine atılan bir taş.

Zira Siyasal İslamcılarla tıpkı İran devrimi sonrasındaki gibi bir kavgadan ürküyorlar.

Ve artık gitmelerini Onlar da istiyor.

Fakat AKP’nin yerine gelecek olan yeni partide Türk milliyetçilerinin muktedir olmasına da gönülleri razı değil.

Hal böyle olunca korkuları perdeleyen, biyografi kıvamında bir fikir aşuresi ve yarınlara dönük örtülü bir yönlendirişle karşılaşıyoruz.

Cevap vermek gerekir mi?

Siyasetçiler cevap vermemeli. İşte bu yüzden akademisyenlere, işte bu yüzden fikir adamlarına ihtiyacımız var.

Bu tür saldırıları defedecek, siyasetle ilgisi olmamasına rağmen mefkuremize vakıf isimleri ekranlarda parlatmamız gerekecek.

Doğu felsefelerinden esinlendiğimiz için siyasetimizi anlatmak üzere bina ettik.

Bu kez batı normlarında oynamalıyız.

Anlatmaktan ziyade göstermeliyiz.

Göstermedikten sonra anlatmak da gerçekten sıkıcı olmaya başlıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
akşenerci batuhan 3 ay önce

bahçeli davasını arapçı bedevi akp ye sattı
rabiacı bahçeli yok hükmündedir

Avatar
Dindar Ateist 3 ay önce

yazarın yazısı ayni cami gibi, buram buram ayak kokuyor. senden mi öğreneceğiz milliyetçiliği! sen git cami kokla.