MHP, kendi doktrini Dokuz Işık'ta Başkanlık Sistemine yer verdiği halde mevcut Genel Başkanının insiyatifi ile Başkanlık Sistemi yerine parlamenter sistemden yana tavır almış seçim beyannamelerine koyarak bu durumu tescillemiştir.

Türkiye'nin koşulları dikkate alındığında bu doğru da bir tavırdır.

İdeolojiler sabit doktrinler yenilenebilir düşünce paketleridir.

Buradan hareketle her Ülkücü bugüne kadar AKP'nin Başkanlık Sistemine karşı parlamenter sistemi savunmuş bunu bir görev bilmiştir.
AKP'nin getirdiği anayasa değişikliği paketi anlaşılması zor metinlerden oluşan bir değişiklik değildir.

Ortalama zekaya sahip herkes okuduğunda bu paketin Sayın Erdoğan'ı Başkan yapacağını yetkilerin sadece O'nda toplanacağını Anayasa Mahkemesi, HSYK ve diğer yargı kurumlarını, Bakanları, Milletvekillerini, Büyükelçileri,Rektörleri atayacağını anlayacaktır.

Buraya kadar AKP açısından sıkıntı yok.

İnandıkları bir liderleri var ve O'nun bu yetkilerle Türkiye'yi ayağa kaldıracağına inanıyorlar.

Sıkıntı MHP ve Ülkücü Hareket açısından oldukça yakıcı.

Olağanüstü kurultay talebini "MHP'ye operasyon" itirazının arkasına saklanarak görmezden gelen ve dışarıdan destekle püskürtenlerin bugüne kadar aldıkları pozisyonun aksine ani bir U dönüşü ile Başkanlık Sistemine destek vermesi üstelik de bu tavrı kendi tabanlarına yeterince anlatmadan yapması MHP içinde yaşanan tartışmaları daha da alevlendirecektir.

Başkanlık Sistemine destek vermenin gerekçesi olarak öne sürülen "anayasanın ilk 4 maddesinin korunmuş olması" ve "devletin bekası" gerekçeleri siyaseten rasyonel gerekçeler değildir. 

Devletin Ülkücüleşmesine dair herhangi bir emare de yoktur.

Devlet sadece Özel Harekata personel alımı ile Ülkücüleşmez.

Daha üniversite konseylerinde seçilen Ülkücülere müsamaha edemeyenler devleti millileştiremez.

Devletin Ülkücüleşmesi iç ve dış politikada milli politikaları hayata geçirmekle mümkündür.

Devletin Ülkücüleşmesi başta ekonomi, dış politika, eğitim, sağlık, kültür gibi alanlarda milli bir çizginin hakim kılınması ile sağlanabilir.
15 yıllık siyasi geçmişi AKP'nin Ülkücülerin Milli Devlet anlayışına ne kadar uzak olduğunu ortaya koymaktadır.

Bunun değişeceğine dair herhangi bir gelişme olmamıştır.

Buna rağmen MHP'nin tabanı tarafından kabullenilemeyen siyasi tavrını içselleştirmek adına öne sürülen devlet Ülkücüleşiyor retoriğinin hiç bir anlamı bulunmamaktadır.

Türk Devleti 15 Temmuz'da büyük bir yara almıştır.

Bu yaraların sarılmasında MHP'ye de ihtiyaç vardır.

MHP, devletin inşasında mutlak rol almalıdır.

Ama bu rol AKP'nin Başkanlık Sistemin senaryosunda figüranlık değildir.

Başkanlık Sistemi tartışmaları partiiçi çekişmeye alet edilmemelidir.

Tartışma kültüründen yoksun, birbirlerini değişik suçlamalarla suçlayan bir siyasi hareketin Türkiye'ye katacağı bir şey yoktur.

MÜJDAT ÖZTÜRK 09-01-2016

www.gazete2023.com
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.