‘Bir külah kapmaksa şayet bunca hırsın gayesi,

Kendi namusun olur, er geç onun sermayesi.‘

Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı eserinde yer alan bir dizeyi paylaşmış Devlet bey.

Dizenin meali şu.

Mevki ve makam için hırsla yola çıkarsan sonunda namusunu sermaye yaparsın.

Siyasetinin namusu uğruna kendi namusunu ayaklar altına alan yığınların ortalıkta dolandığı bu günlere uygun bir şiir aslında.

Peki, bu kadar ağır bir itham kimleri hedef alıyor?

Her şeyi görmezden gelerek koltuklarından ayrılmamakta direten ikiyüzlüleri mi?

İmanını şirketleştirip mercedeslere bindiren holding Müslümanlarını mı?

Bmw bayraklı araçlarının gölgesinde proleterya çığlıkları atıp kendini dahi kandıramayan laf artığı devrimcileri mi?

İthaf edildiği zümre, bu twitin öncesinde yazılan satırlarda gizli.

‘ Tertemiz vicdanlı hiçbir Milliyetçi-Ülkücü Türkiye’nin böylesi bir döneminde çelişki yaşamamalı, aklını çelen kurgulara aldırmamalıdır’ diyor Devlet bey.

Akabinde ‘ Türklüğün defin çalışması alçakça sürerken, Türkiye’nin son mevzisi, milletin yegane muhafızı MHP’yi meşgul etmek oyuna gelmektir ‘ diyerek iddialarını sürdürüyor.

‘ Hiçbir dava arkadaşım dışarısı ateş altındayken evinin içini karıştırmaya, direnci kırmaya, gücü zayıflatmaya fırsat vermez, vermemelidir’ derken sonraki satırlarda Akif’in şiiri ile vereceği mesajın da kimler için olduğunu ayan beyan ifade ediyor.

Ve merhum Akif’in ölümünün sene-i devriyesine denk gelen 26 Aralık’ta paylaştığı bu satırları yazının başındaki mısra ile betimliyor.

‘ Bir külah kapmaksa şayet bunca hırsın gayesi,

Kendi namusun olurmuş er geç onun sermayesi. ‘

Salı açıklamaları ve twitter paylaşımları ile kendisine has bir siyasi üslup geliştiren Devlet Bahçeli’nin bu şiirle hedef aldığı kitle kendisine oy veren ve fakat kendisi gibi düşünmeyen delegeler, Ülkücüler.

Kurultay için imza veren, Devlet beyin değişmesini isteyen Ülkücüler; külah/koltuk kapmak için hırsa bürünmüş insanlar ve çıktıkları bu yolun sonunda er geç namusları sermayeleri olacakmış.

Çok insandan çok söz duyduk, işittik.

Serserisini gördük. Hapçısını, esrarkeşini, dolandırıcısını. Vatan hainini gördük. Allahsızını, solcusunu, komünistini.

Fakat Ülkücüler için böylesine çirkin bir iddiayı asrın Nemrut’larından bile duymamıştık.

Bu mısralara aynı üslup ile mukabele etmek mümkün.

Hatta merhum Akif’in aynı şiirinin son dizelerini alıp yazıya yapıştırmak da bir yol.

Fakat olmuyor işte. Karşınızdaki insan Milliyetçi Hareketin Genel Başkanı olduğunda elimiz aynı ölçüyle mukabele etmeye varmıyor.

Fakat önemle bir hususu vurgulamak gerekiyor ki Devlet beyin fikirleri şirazeden kaydı.

Eğer bir genel başkan kurultay isteyen Ülküdaşlarına, seçmenine bu sözleri reva görüyorsa durum gerçekten vahim.

Bu garip tablo içerisinde yine de bazı önemli ve hayati hususları hatırlatmakta fayda görüyoruz.

Sizinle yazılmadı kaderimiz.

Sayenizde Ülkücü olmadık.

Aksine sizleri o makamlara bizler getirdik.

Biz seçtik.

Evet, bugün kutlu bir davanın temsil noktasındasınız fakat bu makam kitlenize hakaret etmeniz için size teslim edilmedi.

Bu bir uyarı…

Hayır efendim.

İnsanların namuslarını dilinize dolayarak uyarı yapma hakkına sahip değilsiniz.

Mehmet Akif yazmış.

O şiirin kimlere, ne zaman ve ne için yazıldığını bileceksiniz.

Siyasi olarak sizin gibi düşünmeyen Ülküdaşlarınızı itham edebileceğiniz dizeler değil onlar.

Biz tabanda bu davanın nasıl hizmetkârıysak, sizler de Ankara’da davanın hizmetkârlarısınız.

Elimizden geldiği kadar, elinizden geldiği kadar.

Hepsi bu.

Birbirimize saygı göstermek mecburiyetindeyiz.

Hizmetkarız. Hizmetkarsınız.

Ayrıcalıklı bir ruhban sınıfı değilsiniz. Türk tarihinde böyle bir ruhban sınıfı yok. Bizde töre konuşunca hakan susar. Ve töreye, yani demokrasiye hakan dahi olsanız uyma mecburiyetindesiniz.

Üstelik ne sizinle başladı, ne de sizinle son bulacak Türk tarihi.

Başbuğumuz da değilsiniz.

Türkmen beyliğini kendiniz seçtiniz.

Daha dün sizi seçen, bugün değişmeniz gerektiğini düşünen delegelerin namusunu ağzınıza alamazsınız.

Kim olursanız olun hiçbir Ülkücüyü namussuzlukla, namussuz bir gelecekle itham edemezsiniz. Bu partinin başında siz de olsanız, başkası da olsa Ülkücüler namussuzluğa müsaade etmez. Bugün sizi değiştirmeye, uyarmaya cesaret eden yüz binlerce Ülkücü yarın olası bir erozyonda da hakkıyla gereğini yapacaktır.

Bugün kurultay istediğimiz için mahkemeye gitmeliymişiz.

Kurultay isteme hakkına sahip değilmişiz.

Böyle bir adet, böyle bir geleneğimiz yokmuş.

Sizi desteklemeyen delegeler ve taban namussuz bir hayatın eşiğindeymiş.

Bu tür ifadelerle değil Milliyetçi Hareket’i kanarya sevenler derneğini bile yönetemezsiniz.

Zaten bu yüzden değişmeniz gerektiğine inanıyoruz.

Töreymiş, gelenekmiş, tarihmiş…

Kongreyi neden bugün değil de 2018’de yapmak istediğinizi hepimiz biliyoruz. Eğer demokrasiyi rafa kaldırıp asker il başkanları seçemezseniz ve bu il başkanlarının akrabalarından oluşan delege listelerini hazırlayamazsanız, Ülkücülerin oy kullandığı herhangi bir kongrede taşlar çatlasa 300 oy alıp kaybedeceksiniz. Derdiniz Ülkücülerin yönetip yönetmemesi değil. Derdiniz o koltuğu bırakmamak.

Bizim derdimiz ise dediğiniz gibi külah davasına bürünmüş bir genel başkanı değiştirelim hevesi değil.

Başkanlık sistemini engellemek için tek fırsatımız kaldığına inanıyoruz.

Mevcut durumda Kılıçdaroğlu ile sayın Bahçeli’nin Tayyip Erdoğan karşısında şansları olmadığını görüyoruz.

Yüz kez daha referandum olsa yüz kere daha Erdoğan’ın kazanacağını sağır sultan biliyor.

CHP’den, MHP’den umudunu kesmesine rağmen hala başkanlık sistemine karşı direnen Türk milletine umut olabilecek, yüreklendirebilecek bir ismin arayışındayız.

Milletin direnci kırılıp başkanlık sistemi gelmesin diye mücadele ediyoruz.

Başkanlık sistemi geldikten sonra iki turlu bir seçimin ikinci turunda Türk milliyetçileri ya Kılıçdaroğlu’na ya Tayyip Erdoğan’a oy vermek zorunda kalmasın diye kendimizi paralıyoruz.

Size hasım olduğumuz için değil, kamuoyu tarafından desteklenecek çıkışları yapamadığınız için bırakın diyoruz.

Köprüden önce son çıkışta huruç hareketi bizimkisi. Birilerini bir yerlere taşımak ya da bir yerlere gelebilmek kaygısında değiliz.

Hala olgun tavrınıza ihtiyacımız var. Ve üstelik bu kez bu ihtiyaç bizzat yarınlarınız ve yarınlarımız için gerekli. Sizi anarken hayırla yâd edebileceğimiz şeyler bırakın geride. Çok çalıştı diyelim. Bizi bu günlere taşıdı diyelim. Emeği inkâr edilemez diyelim.

Ona oy vermediğimizde namussuz bir hayatın bizi beklediğini iddia ediyordu. Allah’a şükür zürriyetsiz günlerden, başarısız dönemlerden kurtulduk dedirtmeyin.

Yanılıyor muyuz? Çıkın başımıza vura vura alın kongreyi. Susalım. Davamıza hizmet etmeye devam edelim.

Tek adam zihniyetine karşı oluşumuzu dünya âlem biliyor.

Padişahlığa özenen siyasetçiler hakkında yorumlarımız ortada.

Kızılcahamam’da MYK’ya dahi söz hakkı tanımadan bu partiyi, Ülkücüleri yönetemezsiniz.

Kim yönetirsiniz diyorsa yalan söylüyor.

Türkmen beyliğinden Bolu beyliğine geçtiğiniz anda karşınızda Ülkücü şuurla donanmış on binlerce Köroğlu bulursunuz. Ülkücülerin bir kısmı genel başkanına karşı Köroğlu olduktan sonra diğer bir kesimi Köroğlu’nun karşısında Kiziroğlu olsa ne olur?

Ülkücüyü Ülkücüye kırdırmaya kimsenin hakkı yok.

Karanlık yarınlarda Köroğlu’nun destanları ile birlikte Kiziroğlu’nun Köroğlu’na karşı kahramanlıkları da anılır lakin bu hikâyelerde Bolu beyi olmaktan öteye geçemezsiniz.

Bu partiyi Ülkü ocaklarından yetişme insanlar yönetmeli diyorsunuz ya hani. Çizgisinden taviz vermemiş insanlar geleceğimize ışık tutmalı.

Elbette öyle.

Koray Aydın Ülkücü değil mi?

Suat Başaran Ülkü Ocakları Genel Başkanı değil miydi?

Ocakçılar da aday.

Şimdi hangi hakla mahkemeleri işaret ediyorsunuz?

Hem bu ocakçılar şimdi mi aklınıza geldi?

İstanbul’da ve Anadolu’nun pek çok yerinde partinin vizyonunu ve misyonunu kamuoyuna taşıyacak milletvekili aday listelerini belirlerken bu düşünceye neden riayet etmediniz? Neden Meral Akşener, neden Sinan Ogan kadar tanınan bir Ülkü Ocaklının kamuoyunda tanınmasına müsaade etmediniz? Size yüzde yüz biat edenler neden tek televizyon programına katılamadı? Neden müsaade etmediniz? Ülkü ocakları başkanları neden tartışma programlarında, canlı yayınlarda boy göstermedi?

Siz Ocakçıların yönetmesini istemiyorsunuz. Ben yöneteyim. Suskun, durgun ve etkisiz siyasetimle genel başkanlık koltuğunda oturmaya devam edeyim diyorsunuz.

Biz ise tüm edebimizle yapamıyorsunuz diyoruz.

Olmuyor.

Ve törenin, demokrasinin, Türk tarihinin gereğince bir kurultay istiyoruz.

Delegelerin verdikleri oylar ile genel başkan oldunuz.

Sizi genel başkan seçen bu delegeyi aşağılayamazsınız.

Ülkücü hareketin vicdanına hakaret edemezsiniz.

Hele seçmeninizi namussuzlukla itham etmeye asla ve asla hakkınız yok.

Rakamlara olan ilginizi biliyoruz.

2016 ile 2018 arasında ne fark var diye soruyorsunuz ya…

Her şey bir yana.

Yıkımdan tam yüz yıl sonra…

1916 ile 1918 arasındaki kadar fark var.

Sizinle gireceğimiz bir savaş felaketimiz olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet DEMİR 2 yıl önce

18 yıldır her kongrede seni seçen delegenin iradesine saygı duymayıp mahkeme yolu gösteren şahıs benim liderim olamaz.

Avatar
mustafa kara 2 yıl önce

g.başkan,milletin ve tabanın aklıyla aklı-sıra dalga geçiyor...

Avatar
hasan 2 yıl önce

bahçeli her zaman kendi insanımızı hor ve hakir görmüştür.

Avatar
NDM 2 yıl önce

imza........................

Avatar
Ülkücü Seçmen 2 yıl önce

bahçeli ile bir seçime daha girersek ezilecez.. sanayide yokuz, üniversitelerde yokuz, gençlik hareketlerinde yokuz, esnaflar içerisinde bitmişiz, sanatta yokuz, gazetelerde yokuz, bürokraside yokuz, heryerde bitirdiler bizi... sürekli bölünecez diyen ve bu millete umut vermeyen bir lider.. başkasına dik duramayıp, kendi ülkücü seçmenine efelenen, ayar veren bir lider.. kurultayı toplamaktan bile korkan, kendine güveni olmayan bir lider.. bu mudur sizin herşeyde haklı dediğiniz bahçeli?

Avatar
AHMET 2 yıl önce

bahçeli̇ hep doğrulari söyler...teşki̇lat hari̇ç başka mi̇hraklardan tali̇mat alanlari kastedi̇yor.mhp üzeri̇ne oyun kuranlardan bahsedi̇yor.haksiz deği̇lki̇.ki̇mse kendi̇ni̇ kullandirtmasin.ülkücüleri̇ de kullanmaya kalkmasin

Avatar
kocayusuf 2 yıl önce

devlet bahçeli yerden göğe haklı.

Avatar
Murat K. 2 yıl önce

rahşan denen halaksız komünistin hakaretlerini yutan ve ülkücülerin namusuna dila uzatanın o dilini kopartmak farzdır. önce kendi soyundaki ermenilerin ve büyük büyük halasının namusuna baksın. bir ülkücü olarak benim namusuma dil uzatanın o dilini eline veririm