“1 Kasım ve Devlet Bahçeli” başlıklı yazı dizimizin beşincisi olan bu yazımızda; bir başka konu olarak Devlet Bahçeli’nin varmak istediği hedefler, yürürken izlediği yol-yöntemler eşliğinde nasıl bir imaj çizdiği hususuna değinmek istemekteyiz.

Katıldığı televizyon programlarında ve yaptığı röportajlarda kendisine sorulan sorulardan da anlaşılabileceği üzere Devlet Bahçeli, Türk halkının gözünde; sayılarla arası iyi, klasik araba hobisi olan, Ferdi Tayfur dinleyen, giyimiyle uyumlu yüzük ve tespih taşıyan bir insandır.
İlk zikredilen husustan başlarsak; Sayın Bahçeli, Türk milletine yapmış olduğu açıklamalardan da anlaşılabileceği üzere, rakamları ve sayıları kullanmak suretiyle birşeyler anlatmaktan hoşlanan birisidir. Rakamları ve sayıları kullanarak bir şey anlatmak, üstü kapalı bir anlatım biçimidir. Genel olarak baktığımızda konuyla ilgilenen kamuoyunun aklında, Devlet Bahçeli’nin MHP’nin 40. kuruluş yılı vesilesiyle yapmış olduğu matematiksel hesaplama ile Cumhurbaşkanlığı seçimi ve seçimlerde oy toplanması usulü ile alakalı yapmış olduğu hesaplamalar kalmıştır. Ancak Sayın Bahçeli’nin diğer bazı yerlerde yapmış olduğu rakamsal göndermeler ise kamuoyunda pek konuşulmamaktadır.
Mesela; son seçim sürecinde Devlet Bahçeli’nin çektirdiği bir fotoğraf çok ses getirdi. Bu fotoğraf hakkında kendisine soru yöneltildiğinde Sayın Bahçeli; bu pozun özel olarak verilmediğini, genelde bu tarz kıyafetler giydiğini, bu tarz giyinen kişilerin Karagümrük’te pek tanınır olduğunu ve taktığı şapkanın sekiz köşeli bir kasket olduğunu belirtmiştir. Bu açıklama neticesinde gündeme oturan şey ise Kasımpaşa-Karagümrük ayrıştırmasından başka bir şey olmadı ve Karagümrük meselesi günlerce ülke gündeminde kaldı. Peki madem Sayın Bahçeli rakamlarla arası iyi olan birisi olarak meşhur oldu da niçin kendisinin ısrarla belirtmiş olduğu “8 köşeli kasket önemli bir kaskettir”  sözü görmezden geliniyor? Biz kısaca söyleyelim ki; 8 rakamı, kimi görüşlere göre İslam’ı temsil etmektedir. Bizce yapılan bu açıklamada, “Bu kasketi herkes takabilir ama eğer ki bu fotoğrafın çekilmesinde yani kasketin sekiz köşeli olmasında kasti bir özellik arıyorsanız, bu özellik için niye başka semtlere bakıyorsunuz ki Karagümrük semtine bakın.” denilmektedir.
Devlet Bahçeli’nin İslami yaşam tarzı hakkında biz de ancak herkes kadar bilgi sahibiyiz. MHP’lilerce kabul edilen görüş, Sayın Bahçeli’nin gözlerden uzak bir şekilde dini vecibelerini yerine getirdiğidir. Biz işin o tarafıyla ilgilenmiyoruz ancak kendisinin söz ve hareketleriyle takınmış olduğu tavırlardaki İslami göndermeleri iyi tahlil etmek gerekmektedir. Bu konuda bir başka örnek de 7 Haziran seçimleri sonrasında AKP ile CHP’nin istikşafi koalisyon görüşmeleri esnasında yaşandı. Kendisi, bir karayolculuğu sırasında Afyonkarahisar’da mola vererek basın mensuplarının sorularını yanıtlarken sorulan bir soruya şöyle cevap verdi: “Koalisyonun kurulmasına çaba gösterilmeli. AKP ve CHP koalisyonu kurulmalıdır. Uzlaştıkları metin esas alınabilir. Anlaşılamayan konular da şimdilik ötelenir. Olanlarla gidilmelidir. Bu aynen üniversiteye giren öğrencinin durumu gibidir. 40 soruda öğrenciye, ‘Bu soruların hepsini çöze çöze ilerleyeceksiniz’ dediğinizde, 13. soruya geldiğinde takılırsa imtihanı kazanma şansı olmaz. Ama çok zeki ise ‘Ben 13. soruyu çözemiyorum, geçeyim, zamanım kalırsa 13’e döner çözmeye çalışırım’ derse 40 sorunun önemli bir bölümüne cevap verebilir.” 
Bu açıklamadan ülke gündemine oturan ise adı geçen iki partinin koalisyon kurması fikri oldu. Niçin  açıklamada geçen 40 ve 13 sayılarının layıkıyla ele alınmadığını sormaya lüzum bile yoktur. Ancak konumuz açısından baktığımızda 40 ve 13 sayıları da İslami anlamlarıyla öne çıkmaktadır. Kısaca söyleyelim ki; 40 sayısı halk arasında “Kırklar” olarak bilinirken 13 sayısı da kimi görüşlere göre “Hızır”ı temsil eden sayıdır. Anlaşıldığına göre; Sayın Bahçeli’nin açıklamasındaki örnekte, öncelikle öğrenciye 40 sorunun hepsini “çöze çöze ilerleme” ödevi verilmiştir. Ancak Hızır ile alakalı soruda öğrencinin bilgisi yetersiz kalmış, acizliğini kabul edip bu bilgiyi elde etmeye çalışmak yerineyse bir an önce imtihanı kazanmak (iktidara gelmek) için kendince ‘zeki’ bir yol bulmuş ve 13. soruyu atlamış ve zamanım kalırsa dönerim demiş. Halbuki kendisine verilen ‘çöze çöze ilerleme’ talimatını hiçe saydığından imtihanı baştan kaybetmiştir de farkında değildir.
Bizim bu tahlillerimizin ne kadar isabetli olduğu ayrı bir tartışma konusudur ancak bu rakamsal göndermelere Devlet Bahçeli sıklıkla başvurmaktadır. Klasik araba sayısının dokuz tane olduğunu, bundan fazla olmayacağını, Türkçe’de ‘bir hediye’ anlamına gelen dokuz rakamının (Dokuz Oğuz, Dokuz Işık ve diğer göksel anlamlarıyla) ülkücüler için büyük bir öneme sahip olduğunu dile getirmektedir.
Konuyu dağıtmamak adına giyim ve aksesuarlarındaki diğer özelliklerin detaylarına şimdilik girme gereği görmemekteyiz. Zaten bu hususlardaki bilgimiz de kısıtlı kalmaktadır. Ancak bütün bu anlattıklarımızdan sonra varılan sonuç şudur ki; Devlet Bahçeli şu ana kadar hemen her fırsatta ülkücülerin iktidara gelmesi için doğru vaktin henüz gelmediğini belli etmiştir. Tüm mesaisini MHP’nin kurumsallaşmasına ve ülkenin yönetimini, vakti geldiğinde MHP kadrolarının arzulanan adaletli yönetimine teslim etmek için gerekli hazırlıkları tamamlamaya harcayan Sayın Bahçeli eğer bu çalışmalarıyla başarıya ulaşır ise şurası da öngörülebilir bir gerçektir ki; MHP Genel Başkanlığı vazifesini ve ülke yöneticiliğini kendisinden devralacak kişiyi çok büyük nimetler beklemektedir. ‘Doğru vakte’ kadar yürütmekte olduğu bu sabırlı çabalar sonucunda Sayın Bahçeli, II. Bayezid gibi ‘veli’ unvanına mazhar olabilecek midir billinmez ama halefinin I. Selim gibi ‘selim ve yavuz’ olma ve tabir-i caizse büyük fetihler yapma ihtimali pek yüksektir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüsamettin Baklan 12 ay önce

güzel bir yazı.

Avatar
Murat Ç. 12 ay önce

bu yazınız son cümlesine kadar biraz vasat kalmış olsa da yüreğinize ve kaleminize sağlık. önceki 3 bölüm ise gerçekten güzel ve mühim bilgiler içeriyordu. farklı bir pencereden bakma olanağı bulmuş olduk sayenizde. yazılarınızın devamı diliyorum.

Avatar
Attila Çerçi 12 ay önce

tüm dünya tarihinde hayatta kalan şahsiyetler başarıları ve felaketleri ile anılmışlardır.bizim tarihimizde de böyledir.. şeyh edebali ve bilge tonyukuk tarihimizde izahtan vareste mümtaz şahsiyetlerdir.her lider kendine yakışanı veya yakıştırdığını yapmıştır ve siyasette oyun kurucu olmak için vizyon, azim, bilgi ve ruh gereklidir hata kabul edilemez

Avatar
Kılıkıran 12 ay önce

o vakit ülke parçalandıktan,ülkücü milliyetçi hareket sıfırlandıktan sonra mı gelecek?
Allah büyük türk milletinin ve ülkücü milliyetci hareketin yar ve yardımcısı olsun.

Avatar
AHMET 12 ay önce

halefinin damat ferit yada vahdettin olma ihtimali yokmu efendi