Defalarca yazdık ve yazmaya da devam edeceğiz İnşaAllah. Gerçek bu kadar basit ve ayan beyan ortadayken, kabul etmek ne kadar zor oluyor. Bir insanın hatasını kabul etmesi ve düzeltmeye çalışması kadar zor olan bir şey var mı acaba bu yaşamda. İbretlik bir sahne gözlerimizin önünde. Tabii ki nasip, ibret alabilene.
Geçen yazımızda zikrettiğimiz üzere; Türk siyasetinin uzun yıllardır amiral gemisi olan Milliyetçi Hareket Partisi, neresinden tutulsa elde kalır hale gelmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi, kurulduğu günden beri neredeyse böylesi büyük bir yönetim zaafiyeti yaşamamıştı. 
Devlet Bahçeli Beyefendi’nin canı istediği zaman yaptığı ve kamuoyunda pek bir etki yapmayan açıklamaları bir yana, hemen hiçbir parti yöneticisinin ağzını bıçak açmıyor. Nedeni basit, çünkü istisnalar haricinde çoğu parti yöneticisinin, isimleri yönetici ancak vasıfları değil. Yani diğer bir deyişle; lider tarafından birçok kişiye yöneticilik ‘unvanı’ verilmiştir fakat bu kişilere bu unvanın gerektirdiği yetki ve sorumluluk verilmemiştir.
Biz daha önce yaptığımız tahlillerde, Devlet Bahçeli’nin Türkiye’yi yönetmeye talip olmadığını söylemiştik. Ama artık görülüyor ki; Devlet Bahçeli Beyefendi MHP’yi de yönetmekten vazgeçmiş. Bu gerçeği kendisi itiraf etmiyor ve tabii ki edemez de. Peki uzun yıllardır MHP çatısı altında siyaset yapan bazı pek değerli partililer nasıl oluyor da bu gerçeği göremiyor. 
İstedikleri kadar Devlet Bahçeli’yi destekleyen açıklamalar yapsınlar, bununla da yetinmeyip pek muhterem Meral Akşener Hanımefendi’ye ve sevenlerine hakaret etsinler ama şunu da bilsinler ki; siz Devlet Bahçeli’yi bırakmasanız da Devlet Bahçeli sizi bırakmaya azmetmiş duruyor.
Biz söyleyince anlaşılmıyor olabilir. Ama anlaşılır bir şekilde, her zaman olduğu gibi en güzelini yine atalarımız söylemiş. Kendisinden beklenen işi beceremeyen kişi, türlü nedenler ileri sürerek önüne çıkan engellerin işini güçleştirdiğini söylermiş. Böylece yeteneksizliğini de belli etmemeye çalışırmış. Sizin de bildiğiniz gibi söz şöyledir: “Oynamasını bilmeyen ‘Yerim dar’ demiş; yerini genişletmişler ‘Yenim dar’ demiş.”
Devlet Bahçeli Beyefendi’nin kendisi değil miydi ülkücü kardeşlerini yeterli sayıda imza toplayabilirlerse büyük kurultaya çağıran. Yani tabiri caizse dememiş miydi?: “Ben sizin lafınızla oynamam, toplayın 249 imzayı yer açılsın da oynayalım.” Şimdi dar olan meydan açıldı. Değil 249 imza, sadece kongre toplanması için imza veren 548 seçkin delege var. Meral Akşener Hanımefendi’nin birebir konuştuğu 1100 delegenin çoğu ise olağanüstü kongre için desteklerini açık bir şekilde dile getirmişlerdir. Ülkücü irade, Devlet Bahçeli’nin dar olan yerini tüm gücüyle açmıştır. Ancak Devlet Bahçeli, kendisini seçen delegelerin davetine uyarak bu meydana çıkmamakta direnmektedir.
Bu tabloyu idrak edemeden kör kütük bağnaz bir şekilde Devlet Bahçeli Beyefendi’yi desteklemeye çalışmakta tabii ki hürsünüz. Ancak zaman akıp gitmektedir ve artık rüzgar tersine dönmüştür. Ancak siz bilmiyor musunuz ki; sizi seçen 1150 delegenin de önemli bir kısmının içinde olduğu kardeşlerinizin, karşı davetine uyup da ülkücü iradenin huzuruna çıkmaktan kaçındığınız sürece ne MHP yönetilebilir bir parti olabilir ne de Türkiye devletini yönetmeye talip olunabilir. Ben inanıyorum ki; hemen herkes bu gerçeğin farkındadır. Ama kaderin cilvesi odur ki, bu olaylar da bir yandan yaşanmaktadır.
Belki yüklendiğiniz vazife, oturduğunuz koltuk vesaire sebeplerle bu gerçeği diğer bazı ülkücü kardeşleriniz gibi açıkça ifade edemiyorsunuz. Peki yalnız başınıza kaldığınızda, vicdanınıza dönüp sorduğunuzda da mı 548 imzalı bir olağanüstü kurultay isteğine hak veremiyorsunuz? Birçok değerli görevlerde bulunduğunuza göre zalim olmamak için empati kurma yani karşınızdaki insanın halini anlama yeteneğinizin de biraz olsun gelişmiş olması lazım. Kendinizi bir an olsun o 548 kişiden biri olarak düşünün. 249 imza yeterliyken, yönetimi başarısız bulan ve en azından delegenin güvenini sınamak için olağanüstü kurultayın toplanmasını isteyen 548 kişiden biri olduğunuzu hayal edin. Genel başkanınız, sizin ve 547 arkadaşınızın imzasını yok sayıyor. Hoşunuza gider miydi?
Devlet Bahçeli şu anda yaptığı kulislerle diyelim ki 600 delegenin oyunu garantilese ve olağanüstü kurultaya gidiyoruz dese, koşa koşa gider oy verirsiniz. Hiç demezsiniz ki, “sen nasıl 600 delegenin imzasıyla olağanüstü kongre istersin, sen de 600 delegen de hepiniz vatan hainisiniz, siz karanlık mihrakların piyonusunuz.” Ama başkaları çıkıp aynı olağanüstü kongrenin toplanmasını istese o diyemedikleriniz, ağzınızdan kolayca dökülüverir. Yuh sizin insafınıza!
Yıllardır eleştirdiğiniz; “sizin hırsızısınız iyi de diğerinin hırsızı kötü mü” eleştirisi başınıza geldi de haberiniz yok. Sizin olağanüstü kongre isteyeneniz iyi de bizimkisi mi kötü? Siz bir insanın hain mi değil mi olduğuna karar verirken; o kişinin diline, kalbine,  helal mi yer haram mı yer olduğuna bakmaktan vazgeçtiniz de sizinle aynı fikirde olup olmadığına mı bakar oldunuz? Yoksa Sahabe-i Kiram’ın dahi erişemediği insanların kalbini yarıp da içine bakma şerefine mi nail oldunuz?
Her delege istediği adaya desteğini sunmakta hürdür diyoruz. Bu parti tüzüğünde de böyledir, Türk hukukunda da. Bir adım ileri giderek söyleyeyim siz Türk-İslam davasının savunucularına ki; İslamiyette dahi bu durum böyledir. Değer mi bu gün gibi aydınlık gerçeğe ve diğer yandan parti töresine, Türk geleneğine, İslam’a sırtınızı dönmeye? Değer mi dün kardeşim dediğiniz kişiye bir kuru inat uğruna hain demeye? “Bir gönül yıkmak kabeyi 70 defa yıkmak gibidir” sözünün siz varisleri, değer mi aslını bilmediğiniz haberlere aldanıp da acaba birisinin gönlünü incitir miyim diye düşünmeden kötü sözler etmeye ve hatta şu fani dünyada nefes alıp vermeye? Değmez ülkücü kardeşim değmez!
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet DEMİR 12 ay önce

kırk küsür yaşımdayım kendimi bildim bileli milliyetci hareket için ailece mücadele verdik,ülkümüz için ağır bedelleri ödeyerek bu günlere geldik,1 kasım dahil başka hiç bir partiye oy vermedim,1 kasımda parti barajın altında kalmasın diye kerhen oy verdik,ben ve benim gibi yüzbinlerce aktif üyenin hali pür melali budur.gelelim bundan sonrasına gelinen noktada bizim mhp den başka gidecek yerimiz yok,biz kişilere deyil davamıza gönül verdik,kişiye deyil inancımıza taparız,ben olmazsam parti çöker,yada ben olmazsam devlet yıkılır mantığı hastalıklı bir aklın ürünüdür,hasılı kelam partinin durumu ortadadır,recebin başkanlık ruyalarına payanda olmakdan öte yapacak birşeyleri yoktur,makam ve mevkilere tav olan ülkücü olamaz,ülkücü davasına,inancına tav olur,biz kişilere şakşakcılık yapamayız,lider arıyoruz lider,toplum lider arıyor,mesele milliyetci hareketi aşmıştır,mesele recebin yada bahçelinin koltuk meselesi deyildir mesele memleket meselesi arkadaş,ne bahçeliyi tanırım nede recebi

Misafir Avatar
mhp boş değil 12 ay önce @Mehmet DEMİR

ülkücü olmayan akşener'i desteklemeye nasıl karar verdin? partisine "kerhen oy verdiğini" söyleyen birine inanılmaz.

Beğenmedim! (0)
Misafir Avatar
proje 12 ay önce @Mehmet DEMİR

meral akşener'i tanırsın değil mi?

Beğenmedim! (0)
Avatar
A.Uğur TERZİOĞLU 12 ay önce

evet yazdiklarinizda son derece haklisiniz.bu konu sadece mhp nin anti demokratik uygulamalarini içermiyor.asil sorun siyasi partiler ve seçim kanununun yetersiz ve antidemokratik yapisindan kaynaklaniyor.asil tartişilmasi gereken konu bu olmalidir.