15 Temmuz’dan beri herkesin yanıldığı ortak bir nokta var.
FETÖ’nün yekpare bir örgüt olarak değerlendirilmesi.
Oysa gerçek öyle değil.
FETÖ çeşitli fraksiyonlardan oluşan kirli bir yapı.
En güçlü fraksiyon, diğer ekipleri ve alt kadroları kurban sunarak küresel amirlerinden aldıkları destek ve direktiflerle hedefe ilerliyor.
İhtiyaç hâsıl olması durumunda Amerika’daki meczup da harcanabilir kıvamda.
FETÖ’nün birikimlerini yok eden, siyasal İslam’ı sıfırlayan, aynı zamanda Türk devletini istediği çizgiye çeken bir plan var ve tıkır-tıkır işliyor.
Darbe hikâyesinin bittiğine inanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Sadece çerçöp temizleniyor.
Ve çare diye dayatılan başkanlık sistemi ile darbenin olgunlaşma süreci devam ediyor.
Bu toprakların stratejisi değil bu! Kaynağı bambaşka!
15 Temmuz’dan bugüne kadar, sadece 9 ayda olanlara bir bakın.
Darbe girişimine karşı kenetlenen toplum ikiye bölündü.
FETÖ, PKK ve IŞİD’e karşı girişilen operasyonlarda ülkenin tamamının iktidara verdiği açık destek zedelendi.
OHAL tartışılır hale getirildi.
Kanun hükmünde kararnamelerin içine abuk subuk, gereksiz maddeler eklenerek mücadele bilinçli olarak sulandırıldı.
Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Amerika’da tutuklu. Dosyası Rıza Sarraf’ın dosyası ile birleştirildi. Mahkeme referandumdan hemen sonra başlıyor. Halkbank üzerinden tüm devlet bankalarına küresel ölçekli sansasyonel darbeler inecek.
Milli bütünlük parçalandı.
Hem de Türk Ordusu Suriye’de savaşırken!
Ne için, ne uğruna?
2019 yılında hayata geçecek başkanlık sevdası yüzünden!
Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bu dönemde kutuplaşma, bölünme, ayrışma kime hizmet ediyor peki?
CUMHURBAŞKANININ GERÇEK DURUMU.
Tayyip Erdoğan’a atfedilen kudret koca bir balon.
Sayın Erdoğan tek başına, kimsesiz bir siyasetçi.
Zirvenin yalnızlığı değil bu. Kadrolaşamadı, kadro yetiştiremedi. Ekonomide, akademik çevrelerde, kültürde, sanatta ve hatta sanılanın aksine siyasette kadrosu yok. Evet, bir kitlesi var ama stratejik hamlelerde bu kalabalıkların hiçbir anlamı yok.
Hizmet satın almak için paraya ve güce ihtiyacı var.
Sorunu çözdüğünü sanıyor ama hala sokak siyasetçisi gözüyle bakıyor.
Belediyede kadro sandığı insanları Ali Müfit Gürtuna’ya karşı nasıl koruyamadıysa, olgunlaştırmaya çalıştığı küçücük siyasi kadroyu da Davutoğlu’nun yemesine mani olamadı. Kadro yetiştirmeyi bir yana bırakın, birlikte yola çıktığı güçlü isimlerin hepsiyle yollarını ayırdı.
Teşkilatçılıktan öylesine uzak ve öylesine öngörüsüz hareket etti ki, yanı başındaki dava arkadaşlarının FETÖCÜLER’le akraba olmasına sebep oldu.
Kadir Topbaş’ın damadı çok revaçta ya hani! Peki Sayın Erdoğan’ın damadı kim?
Bugün başkanlık sevdasıyla yine büyük bir felaketin eşiğini umut olarak aralamaya çalışıyor.
Tıpkı FETÖ ile işbirliği yaptığı yıllardaki gibi!
Tıpkı açılım sürecindeki gibi!
Tıpkı Rusya, Suriye, Libya, Irak olaylarında verdiği yanlış kararlar gibi!
FETÖ ile mücadele ettiğini düşünürken küresel güçlerin emellerine hizmet etmeye devam ediyor.
Başkanlık sistemi ne memleketin, ne AKP’nin, ne MHP’nin, ne Tayyip Erdoğan’ın, ne siyasal İslamcıların, ne de Türk milletinin hayrına değil.
REFERANDUMUN SONUCU.
Amerika ve Rusya arasında sıkışan ülkeler Ortadoğu’da İngiltere’nin kayığına bindiğinde soluğu çöl kumlarının üzerinde alır.
Evet çıkarsa yıkım olur.
Vatan, millet diyerek mücadele ettiğinizi sanırken eyalet sistemini kucağınızda bulursunuz.
NATO’da müttefik olduğunuz, AB’de müzakere ettiğiniz Türkiye’yi açıktan yıkmaya çalışamazsınız.
Fakat Ortadoğu siyasetine ötelediğiniz, despot ve tek adam yönetimindeki Türkiye’ye istediğiniz gibi saldırabilirsiniz.
BOP projesinde Türkiye’den önce parçalanacak ülke İran’dı.
Dini liderleri ile siyasi liderlerini sözüm ona kavga ettirerek oyun kuran İran aradan sıyrılırken Türkiye’nin tek adam rejimine geçmesi intihar olur.
Türkiye’de ilk ihtilal gerçekleşti.
FETÖ ile Türk devletinin omurgasını kırdılar.
15 Temmuz ise siyasi iktidara yönelikti ve halen devam ediyor.
Ve ne yazıktır ki siyasetçilerimiz düşüncesizce ikinci ihtilalin de başarıya ulaşması için elinden geleni yapıyor.
Allah muhafaza evet çıkarsa yüz yıl daha Türk milliyetçilerine de siyasal İslamcılara da ne rahat yüzü gösterirler ne de oyun kurdururlar.
Ne Türk milliyetçileri ne siyasal İslamcılar bu vebalin altından kalkamaz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Seyfullah Fırat 5 ay önce

düşünce ve tespitlerinize aynen katılıyorum. gönlünüze ve kaleminize sağlık olsun.