Güneşin doğudan doğduğu Doğu’nun hali bugün hiç de parlak değil.
Asırlar boyu İslam’a ulema yetiştiren, büyük devletlere sadık birer 
teb’a olan, Sünni İslam’ın en büyük hamilerinden Doğu Anadolu, maalesef bugün terörle anılır oldu. Doğu ve G.Doğu halkı, karşılarında dirayetli, güçlü, sadık ve gerçek bir lider gördüğünde, tereddüt etmeden İdris-i Bitlisi gibi arif, alim ve büyük tarihçinin vasıtasıyla Osmanlının vatandaşı olmaktan gurur duymuştur. 
Peki ne oldu da Doğu ve G.Doğumuz terörün yuvası ve hamisi haline getirildi?
Milli Mücadele’den yeni çıkmış, henüz ayakları üstüne durmaya çalışan bir Türkiye’yi kendi haline bırakmak istemeyen İngiliz, Şeyh 
Said’in aklına girmiş, isyana teşvik etmiş, devlete ciddi zararlar vermiş ve vaktini de zayi etmişti. Peki Doğu insanı gerçekten teröristle ve eşkıyayla aynı mı düşünüyor? Ya da düşünmek zorunda mı bırakıldı? 
Doğu insanının manevi değerlere saygısından bir misal vereceğim.
Milli uyanışın sembol kahramanlarından merhum Necip Fazıl, 1960 darbesi sonrası 
Toptaşı Cezaevi’ne girer. Çok acılı günlerdir. Çocuklarına süt alacak imkanları dahi kalmamıştır. Kulaktan kulağa Necip Fazıl’ın çilesi destanlaşmaktadır. Bir gün Necip Fazıl’a gelen mektup, onu çok duygulandırır. Mektup Doğu Anadolu’nun bereketli şehri Bitlis’ten gelmektedir. Heyecanla açar zarfı üstat. Her cümlesini gözyaşlarıyla okumaya başlar. Mektubun sahibi, Bitlis’te hamallık yapan bir vatandaştır. Ve şöyle bitirir mektubu. “ Üstadım! Duydum ki sen Allah yolunda olduğun için zulme maruz kalmışsın. Ben hamallıkla geçimimi sağlıyorum. Günlük kazancımın yarısını aileme, yarısını da bundan sonra sana göndereceğim. Bize hakkını helal et. Keşke imkanım olsa, sana daha çok yardımcı olsam.”
Ama bugün neredeyse Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Kürt’e kırdırmak istiyorlar. 
PKK, ne Kürtün, ne de Kürdistan hayali kuranların ideali değildir. PKK, Arz-ı Mev’ud’a giden yolda, siyonizmin sadece maşasıdır.
Bölgede elli tane Kürdistan kurulsa da, oranın nimetlerinden Kürt halkını zerrece faydalandırmazlar.  
Şeyh Said’i kışkırtan zihniyet artık yerli piyonlarla bunu körüklüyor.
 
Doğu halkı PKK ile devlet arasında kalmıştı. Sağlam irade ve himaye ile, PKK’nın elinden kurtarmak lazım iken, Çözüm diye uydurulan bir tuzakla, Doğu insanı eşkıyanın kucağına atıldı. Son yıllarda daha da şımartılan PKK, doğu insanının gözünde çok güçlü gösterildi. Bölge halkı can, mal ve namus korkusuyla PKK’nın destekçisi haline getirildi. Eskiden PKK zorla adam toplarken, şimdi halk çocuklarını kendisi gönderir oldu. Gidilen yol yanlış olmasına rağmen, hala ısrarla Çözüm buzdolabında nutukları atılırken, Kürt halkının PKK’ya karşı tepki vermesini beklemek akıl dışı olur.
Devlet, eşkıya ile pazarlığa oturursa, halk o pazarın ancak müşterisi olur, karar mercii değil.
 Yıllarca ortaklık yapmış, sonra birbirine silah çekmiş şirketlerin ihya olması beklenemez.
Doğu insanına net fotoğrafla gitmelisiniz. Devlet 
dedikodu yapmaz. Kürtlerin düsturu “ Ya herro, ya merro Ya git, ya gel.. 
Devlet ciddi kurumdur. Mahalle 
dedikosu yapılacak yer değildir. Gevşek politika, yönetim kabiliyetini kaybetmiş siyasilerin, içinden çıkamayacağı kısırdöngü halidir. 
PKK kurulduğundan beri düşmanım Türkiye Cumhuriyeti’dir diyor. Ama sen bir gün dost, bir gün düşman politikası yürütürsen, günübirlik demeçler verirsen, bölge halkının güvenini tekrar sağlayamazsın. 
Çözüm şudur; Hiçbir ana yavrusunu devletin askerine kurşun sıksın diye dağa göndermez. Hiçbir ana da yavrusunu ne olduğu belli olmayan bir savaşın parçası olarak, oğlunu şehit vererek tabutlara sarılı karşılamak istemez. Çözümün muhatapları, şehit yavruların anaları ile terörist örgütün uğruna ölen çocukların analarıdır.PKK ile masaya oturan siyasiler artık bu işin altından kalkamaz.
Devlet yeni bir hareketle, devlet olduğunu hatırlatan 
argümanlarla bölge halkına teminat verecek, eşkıya sürüsünü temizleyecek, böylece ülkeye huzur gelmiş olacak. Adeta ordularımız terhis edilmiş, silahlara el konulmuş, saray işgal edilmiş gibi, kendi makamlarını kurtarma adına, yemek sofralarında, milletin evladını şehit vermeye davet etmeye gerek yok.
Hamdolsun devletimiz 
ebed, ordumuz abattır. Güçlü ve kararlı bir yönetim ile kısa sürede bölge halkının güveni tekrar temin edilecektir. Kimse eşkıyanın hükümdarlığını istemez…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.