Wallece’nin karısı İngiliz birlikleri tarafından öldürülünce karısının intikamını almak için yola çıkar ama kısa sürede hâl ülkesinin özgürlüğü için amansız bir mücadeleye dönüşür. Biz cesur yürek filmi ile özgürlük mücadelesini doya doya izlemiştik. Belki de modern silahların olur olmaz gürültülerinden uzak ve günümüz entrikalarının insanı tepe taklak al aşağı eden gizli hesaplaşmalarından da uzak bir özgürlük filmiydi bize kendini bağlayan.

Cesur yürekler hep oyun, dolap, hile, dalavere ve gizli çalışmalara karşı yüreklilik ve cesaret gösterenler olmuştur.

Fazla sevilmez cesur yürekler. Çünkü mücadeleleri hep haksızlık üzerinedir.

Genelde yalnız yürürler. Ya da bir cesur yürekler ekibi oluştururlar.

Özleri iyi niyet üzerine kurguludur. Yolları ise hep mayın döşelidir.

Hiç bir şeyden çekinmeden, korkmadan görüş bildiriler.

Çünkü sadece kendi aklıdır onu yöneten.

Kişinin kendine güvenidir cesaret. Bunu da çok iyi yaparlar.

Bu cesur yürekler, ahlaki cesaret gösterip muhalefet , haksızlık, skandal ve benzeri durumlarda etik davranıp taraf olmadan doğruyu konuşur ve söylerler.

Kızılderililer genelde kafa derisi yüzen, barbar diye adlandırılan vahşilerdir. Bunu tüm dünyaya Amerikalılar yaymıştır. (Oysa Kızılderililerin hiç kafa derisi yüzmediğini okumuştum) Ya Amerikalıların Kızılderililere ve tüm dünyaya yaptıkları… Oysa bir Kızılderili atasözü der ki “düşmanımı cesur ve kuvvetli yap, eğer onu yenersem utanç duymayayım.” Evet cesur olan insanlar güçlülerin hep hükmeden ve haksızlık eden tarafıyla mücadele eder. Ki adalet, hak, hukuk, eşitlik ilkesi işlesin diye.

Biz “İmamoğlu” adında bir cesur yüreğin adalet savaşını izliyoruz. Kâh yardım eli uzatarak, kâh yanında yürüyerek, kâh yazılarımızla destek olarak.

Politize olmamış bu sevgi dolu adam, iletişimi, insana olan saygısı, cesareti ile son dönemin en büyük cesur yüreğidir.

Bizim tarihimizde çok cesur yüreklerimiz oldu ama bir tanesi var ki “İnsanlık tarihinin” tek adamı Mustafa Kemal Atatürk’tür. Öngörüsü müthiş bir deha.

Bazı şeylerin öncesi ve sonrası vardır. Önce insan, sonrada erkek ya da kadın oluşumuz gibi. Şartları bazı durumlarda biz belirliyoruz, çoğu zaman da toplum belirliyor. Bazen bizim irademizle olur bir şeyler, bazen de toplumun dayattıkları ile. Değişkenlikler ya da seçenekler ortaya çıktığında seçimi bizler belirliyoruz. Belirleyici unsur olan “değişkenlikleri “zaten bizler belirlemeliyiz. Ama burada işte bizi biz yapan değerlerimiz söz konusu olunca irade denilen istek durumunda tercihlerimiz hep güç denilen o etkili insandan yana tavır alıyor. O zaman her şeyi ile o gücü kabul eden oluyorsun. Ve her şeyini evet diyen oluveriyorsun. Sorgulamayan, yorumlamayan sadece “padişahım sen çok yaşa “diyen oluyorsun. Cesaretin tanımı haksızlıklarla mücadele olunca bu durumumda da matah olmayan ve dışlanan oluveriyorsun. Güç yaptığı her şeye evet denmesini ister.

Bu cesur denilen insanlarda neden hep suyu bulandırır ki. Oysa her şey gücün istediği gibi olmalı. Güçlü insanın karşı tarafa karşı kıstası koşulsuz teslimiyettir.

Musallat( bir insanın üzerine bıktıracak derece de düşen) düşünenler tasallut( saldırgan, sataşan) olur cesurların üzerinde.

Cesurlarda bir şeylerin sağlam kalması için hep mücadele verendir.

Aklın algılamasında elbet hatalar vardır. Hatasız da kul olmayacağına göre olmayacak ya da olmamalı dediğimiz şeyler tecelli edince, işte o zaman yanlış demişse akıl denilen o düşünme sanatı hemen geri dön. Yapabiliyorsan ne al. Yapamıyorsan karşında o zaman bulursun bir cesur yürek.

Ben sorgularım” bana vaat ettiğini bana verdikten sonra ne yaparak beni elinde tutmayı düşünüyorsun” diye. Ya sen güç meraklısı? Sormazsın. Korkarsın. Ya elindekiler giderse diye. Boş ver yahu hiç değilse insanlığını koru.

Bir şeyler bizler değiştiğinde değişir. Yapılan tüm yanlışlıklar, işte bu güç dediğimiz varlıkların her yaptığına sessiz kalan insanların sorumsuzluğundandır.

Havva GÜNAYDIN LAKUTOĞLU

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.