AKP iktidarının lağvederek tüm araç/gereçlerini MİT’e devrettiği ve hala hayati bir hata olarak tanımlanan GES ( Genelkurmay Elektronik Sistemleri ) birlikleri 90’lı yılların başında doğuda pek çok önemli çalışmaya imza attı.

GES’çiler terör unsurları arasında gerçekleşen muhabereyi ( telsiz konuşmaları ve her türlü cihazla haberleşme ) dinleyerek baskın yapılması planlanan karakolları uyarmakta ve karakolların bu saldırılara karşı hazır olmasını sağlamaktaydı.

Pek çok baskın GES’çilerin çalışmaları sonucunda önceden haber alındı.

Halen Şenoba’ya bağlı Hilal köyünde ( eski köyün adı Şihhan ) bulunan karakol da bu saldırıların birinde teröristlerce hedef alındı.

GES, dinlemelerde elde ettiği bu bilgiyi komuta kademesine aktardı. Yaklaşan terörist grup köylerde yaşayan milis destekçileri ile birleştiğinde yaklaşık 600 kişiye ulaşacaktı.

Şihhan köyünün hemen yanında mahkûm bir alanda yer alan karakolun tüm mevcudu ise yaklaşık 90 kişiydi.

O yıllarda köylerde yer alan karakolların hemen-hemen tamamı mahkûm alanlara kurulmuştu.

Mahkûm, bir çatışma durumunda arazinin dezavantajlı kısmını, hâkim ise çatışmada size üstünlük sağlayan ve rakım olarak yüksekte bulunan avantajlı arazi parçasını ifade eder.

Şihhan karakol komutanına köylüyü de alarak o yıllarda tabur seviyesinde tutulan yakındaki Şenoba’ya çekilmesi emri verildi.

Köylünün bir kısmı bu sırada çoktan köyü terk etmişti.

Zira bunlar terör örgütünün milis gücü olarak isimlendirdiği ve terör eylemlerinde yer alan gündüz külahlı gece silahlı örgüt üyeleriydi.

Yapılacak baskında fiilen yer alma emri alan bu köylü teröristler ailelerini illegal yollardan Irak’ın kuzeyine geçiriyordu.

İleride Mahmur kampı olarak anılacak bölgenin ahalisini işte bu terörist aileleri oluşturur.

Kendileri ise yaklaşan Pkk grubu ile birleşmek üzere öncesinde belirledikleri toplanma bölgelerine doğru yola çıkmışlardı.

Yanlış okumadınız…

Korucularla alakalı ortaya atılan ithamlara bir de bu pencereden bakmanız gerekli. Dağ kadrosu ile birleşerek komşularını öldürmeye karar veren terör yandaşı köylülerden bahsediyoruz.

Bir kısım köylü ise hem devlete güvenmiyor hem de terör örgütünün zulmünden çekiniyordu Bu köylüler aileleri ile birlikte sınırın hemen ötesinde yer alan Zaho’ya kaçtı.

Devlete güvenmemekte ne kadar haklı oldukları AKP iktidarında tescillenecekti.

Zira açılım sürecinde terör örgütü ile ortaklık yürüten AKP’nin bu insanları kaderlerine terk etmesi unutulmamalı.

Bu sırada köylünün önemli bir kısmı ise aileleri ile birlikte karakola sığınmıştı. Karakol komutanı aldığı emirle gece karanlığında köylülerle birlikte yakındaki Şenoba taburuna çekildi.

Karakolun ve köyün boşaltıldığından habersiz terörist unsurlar gece yarısı saldırıyı başlattı. Bu saldırıyı bekleyen Şenoba taburu ağır silahlarını karakol, köy ve köy çevresine tevcihlemişti.

Teröristlerin terk edilmiş karakola ateş açmasıyla birlikte Şenoba’daki 203’lük obüs topları karakol, köy ve köy çevresine yoğun bir ateş başlattı. Terör örgütü pek çok kayıp verirken köy de karakol da harabeye döndü.

90’lı yılların başında benzer pek çok olay yaşandı. Bazıları Şihhan baskınındaki gibi önceden haber alındı. Bazılarında ise kara haberlerle irkildik.

Acısını hala unutmadığımız Taşdelen baskını da bunlardan biriydi.

Gece yarısından sabaha dek süren çatışmada yüzlerce terörist ağır silahlarla Taşdelen’e saldırdı.

Taciz unsurları doçka ve roketlerle karakol binası ve çevre mevzilerini harabeye çevirirken sızma unsurları ileri üs bölgesini düşürdü.

UH-1’lerin kullanıldığı o yıllarda helikopterlerimiz çatışma alanına yaklaşamazken teröristlere karşı askerlerimiz ile birlikte köylülerimiz de mücadele veriyordu.

Bu çatışmada köylülerimize telsizden,

* Köyünüzü başınıza yıkacağız diyen terör örgütünün grup başı Taşdelen köyünü de harabeye çeviriyordu.

Tam da burada altının çizilmesi gereken bir husus daha var.

Kürt asıllı tüm vatandaşlarımızı terör ile ilintilendirerek düşmanlık besleyen bir insanın namusundan şüphe etmek gerek.

Bizler batıda rahat koltuklarımızda ahkâm keserken bu kahraman ve asil insanlar devletin ve milletin bölünmezliği ve binlerce yıllık asil kardeşliğimizi yaşatmak uğruna kutsal bir mücadelenin destanlaşan erleridir.

Asla unutmamamız gereken bir gerçek var ki, MHP’nin Diyarbakır il başkanı Manisalı, MHP Şırnak il başkanı Trabzonlu, Bingöl il başkanı Edirneli değildir. Türk milliyetçiliğinin yıkılmaz kaleleri bu gün Diyarbakır’dır, Şırnak’tır, Van’dır, Hakkari’dir. Kardeşliğimizin umudu ve geleceği bu asil yürekli Ülküdaşlarımız sayesinde hep taze, hep diri kalacaktır.

Batıda bu canilere destek verenler ise şunu bilmelidir.

Bu coğrafyada insanların kafasını kesmeyi IŞİD değil Pkk icat etmiştir.

Taşdelen baskınında teröristler pek çok mevziiyi ele geçirir. Batıda şehit cenazelerinde infial yaratabilmek için bu adi, bu şerefsiz yaratıklar, şehitlerin başlarını keserek farklı başları farklı bedenlerin yanına bırakırlar.

Neticesinde bu terör saldırılarında kimi zaman Pkk tarafından yakılan, kimi zaman çatışmalarda harap olan ve kimi zaman da mahkûmda kalması nedeniyle boşaltılan köyler devlet tarafından çatışmaların ardından yeniden inşa edilir.

Eski Şihhan köyünün yaklaşık 500 metre ilerisinde ve çok daha güvenli bir mevkide devlet tarafından yeni Hilal köyü kurulur. Tamamen devlet tarafından yapılan yeni evler kahraman köylülere hediye edilir. Eski kerpiç evlerin yerini modern yapılar alırken bu köylere sağlık ocakları, postaneler, modern ve yeni gereçlerle donatılan okullar da ilave edilir.

Teröristlerin yıktığı Taşdelen de devlet tarafından çok daha korunaklı bir bölgede inşa edilir. Bugün Şırnak’tan çıkıp Yekmal-Yemişli tarafına giderseniz modern evleri ile Yeni Taşdelen köyünü görürsünüz.

Saldırıların ardından devlete güvenemeyen, aynı zamanda terör örgütünün zulmünden de çekinerek Irak’ın kuzeyine kaçan köylülere de bu yeni köylerde evler tahsis edilir ve dönüşleri sağlanır.

Taşdelen’ de de, Işıkveren’ de de, Hilal’de de kısacası doğunun hemen-hemen tamamında durum budur.

Köylerine dönemeyen ve özellikle batıda boşaltılmış köy masallarını dillendiren insanların büyük bölümü bu baskınlarda Pkk saflarına katılan teröristler ve teröristlerin ailelerinden oluşmaktadır.

Köylünün, güvenlik gerekçesiyle kapatılan yaylalarından, ekime uygun alanlarından kazanacağı paranın kat be kat fazlası gerek o bölgedeki askeri birliklerin ihtiyaç duyduğu alımların köylülerden yapılmasıyla, gerek bağlanan korucu maaşlarıyla telafi edilir. Bölge insanı mağdur edilmek şöyle dursun kelimenin tam manası ile ihya edilir.

Peki, bu gün boşaltılmış köylerden yakınan insanların hepsi terörist mi?

Açıkça söylemek gerekirse küçük bir azınlık da bölgede yaygın olan aşiret ve kan davalarının mağduru. Kan davalı oldukları hasımlarını, köy korucusu olduklarında yerinden yurdundan süren kötü niyetli köylülerin olduğu da saklanılmamalı.

Başa sardığımız bu günlerde terör yandaşları kirli bir propaganda ile boşaltılış köy masallarını ve insan hakları ihlallerini gündeme taşımaya çalışacak.

İnsan hakları gibi kutsal ve evrensel bir düşünceyi bu insanlık düşmanı katillerin eline terk etmemek için Güneydoğu’da neler olduğunun detaylarıyla bilinmesi ve kamuoyu tarafından siyasi görüş ayrılıkları bir tarafa bırakılarak sahiplenilmesi gerek.

Yıllarca teröre karşı kahramanca mücadele veren özel harekat mensuplarını ‘ Sarkık bıyıklı ‘ olarak tanımlayan şirretlere, kendilerinden önce teröre karşı verilen mücadeleyi bir terörist kıvamında eleştiren AKP’lilere rağmen bugün o bölgede mücadele veren askerimizin ve emniyet mensuplarımızın desteklenmesi elzem.

Bu noktada düşüncelerimizi statükoyu savunmak olarak yorumlayan sözde entelektüellerin de bilmesi gereken net bir şey var.

Bu coğrafyada özgür bir hayat sürebilmek ve insanca yaşayabilmek için güçlü bir devlete ve orduya ihtiyacımız var.

Devletin, ordunun ya da siyasi herhangi bir grubun özgürlüklerimizi kısıtlamasına karşı tepki koymamız ne derece insani bir erdemse, elindeki silahla insanlarımızı öldüren yaratıklara karşı dik durmamız da barışa, kardeşliğe ve özgürlüğümüze olan düşkünlüğümüzdendir.

Suriye’de, Irak’ta masum halkın yaşadıklarını göre-göre hala kafa kesen teröristlere destek vermenin insani hiçbir karşılığı olamaz. HDP’yi ya da Pkk’yı desteklemeniz arasında hiçbir fark yok.

İnanın ki bu ülkenin namuslu insanları, IŞİD’i savunan manyaklarla, kafa kesen Pkk’yı ve siyasi uzantısını destekleyenler arasında hiçbir fark görmüyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.