Hz. İsa (a.s)’a, ölüleri diriltmekten daha zor olan bir şey var mı diye sormuşlar. O şefkat nebisi de, “Var. O da anlamak istemeyen birine, bir şeyi anlatmaya çalışmak.”demiş.

1950 sonrası çok partili sisteme geçince, CHP’den uzun yıllar canı yanan insanımız, artık kendi kendini idare etme şansı yakaladığını zannetmişti. Çok partili sistemi getirenler, iktidara gelmesi gerekenleri de düşünmüştü. Bu milletin ekseri çoğunluğu Müslüman. (Bir rivayete göre yüzde doksan dokuz diyorlar)
Siyasal İslam projesi, halkı birbirinden ayırmaya ve bölmeye yönelik önemli ve kalıcı bir projeydi. Ayasofya da, bu projeye güç sağlayan bir slogan. Normalde bütün mescitler, siyaset sokulmadığı sürece mukaddestir. Ama bir Müslüman için, yeryüzünde ziyaret edilmesi sevap olan, sınırları harem olan 3 mescit vardır. Kabe, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa. 3 mescit, Allah ve Resulü tarafından mukaddes kılınmış, vahiy kaynaklıdır. Bunun dışında herhangi bir mescide veya mabede kudsiyet atfetmek bid’attır, dinin ruhuna terstir.

Ayasofya mukaddes midir?
Duygusal olmadan, gerçeklere göre konuşmalıyız. M.S 330’da İstanbul Doğu Roma’nın başkenti oldu. O devrin Hristiyanlık ve patriklik merkezleri Antakya, İskenderiye ve Roma idi. Konstantin, başkent İstanbul’a patriklik verilmesini emretti. Bir yerin patriklik olması için, Hz. İsa’nın havarileri veya İncil’i yazan havari talebeleri olmalıydı. Dini kriterlere göre değil, siyasi iradeye göre bir mekana kutsiyet verilmişti. M.S 537’de ise henüz İslam dini zuhur etmemişti. Hristiyanlığın karşısındaki en büyük güç Yahudilikti.
Kudüs’teki Beyt’il Makdis azamet ve ihtişamıyla göz kamaştırıyordu. İmparator Justinianus, 537’de Beyt’il Makdis’e altarnatif diye Ayasofya’yı yaptırdı. Yani Ayasofya siyasi olarak kutsanan bir beldenin, siyaseten yaptırılan kutsi bir mekanı oldu.
Hz. Muhammed (s.a.v)’in müjdelediği mekan, Ayasofya değil, İstanbul’dur. Fethi mukaddes kılan da, İstanbul’un güzelliği değil, İslam adına yapacağı hizmetlerdir.
Fatih Sultan Mehmed’in ısrarla bu mekanı camiye dönüştürmesi, Ayasofya’nın mukaddes oluşundan değil, Doğu Roma’nın siyaseten kalbi haline gelen bu mabedin, artık Müslüman Türk’lerin elinde olduğuna delildir.
Hiç düşündünüz mü, Ayasofya ile ilgili diğer İslam toplumlarından herhangi bir tepki gelmiş midir?
Ayasofya’nın camiden, müzeye çevrilmesi hepimizin hüznüdür. Ama ne hikmettir ki, siyaseten kurulan bu mekan, hala da siyasete malzeme olmaya devam ediyor.
Bu cümlelerimle haşa, fethi küçümsemek niyetinde değilim. Bu tehlikeden Allah’a sığınırım. Ama İstanbul’un fethi ve Ayasofya, ufuksuz insanların, makam sevdasına kurban edilecek kadar da basit bir hadise değildir. Ayrıca fetih kutlamaları Osmanlı’nın yıkılışa başladığı dönemde gündeme getirilmiş, şaşaalı kutlamalar yapılmıştı. Ama II.Abdulhamid, fetih kutlamaları, diğer gayr-i Müslim vatandaşları rencide ediyor diye yasaklamıştır.

Fazilette bir milyon Ayasofya, bir Mescid-i Aksa etmez. Bugün Mescid-i Aksa hür müdür ki, Ayasofya, siyasal İslamcıların sloganı olmuş. Ayasofya ne zaman ibadete açılır?
Bu millet kendi kendini idare ettiği gün, Ayasofya da ibadete açılır. Siyasi İslamcılar yüzde doksan dokuz da oy alıp iktidara geldiği gün değil, hakiki manada muktedir oldukları gün Ayasofya’yı ibadete açabilir…
Ama bu meseleyi sürekli pişirip, huzurunuza getirir, sonra başka bir gündemle sizi teselli ederler. Siz de, gişede sıraya girer, bilet alır Ayasofya’yı müze olarak ziyaret etmeye devam edersiniz.
Unutmayın Ayasofya’dan önce kurtarılacak bir vatan, işkence gören mazlum anneler, uyuşturucu batağındaki genç nesiller ve mağdur insanımız var…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.