Cahiliye döneminde bazı aileler, fakirlik veya namussuzluk korkusundan dolayı kız çocuklarını 3-4 yaşına gelince diri diri toprağa gömüyorlardı. Bu vahşi olayı gerçekleştirirken, vicdanlar adeta iflas etmişti. Toplum içinden bir tanesi çıkıp, bu işe dur diyemiyordu. Zavallı annelerin gözyaşları nehir olup çağlıyor, “bizi bu vahşetten kurtaracak bir el yok mu acaba?” diye garip garip semalara bakıyordu. Derken kumdan ayın on dördü bir Zat (sav) zuhur etti. Efendimiz (sav)’in gelişiyle, bedeviyet medeniyetle tanıştı. İnsan, yaratılış manasını keşfetti. Efendimiz (sav) ile medeniyet 23 yılda, % 25’ten % 50 seviyesine çıkarken, 14 asırdan beri insanlık, medeniyete ancak % 25 katkı sağlamış ve % 75’e yükseltebilmiştir. Asrımız, teknoloji, bilim ve akıl asrı olurken, ahlakın ve vicdanın diri diri toprağa gömüldüğü asır olmuştur. Özellikle İslam ülkelerinin, medeniyetin sadece tekniğini, yani arabasını, bilgisayarını, konfor ve lüksünü aldığını, bilim, akıl ve ahlakından nasiplenmediğine şahit olmaktayız.

Cahiliye’ye rahmet okutacak mel’anet ve vahşetlerin, Müslüman toplumlarda yaşanması, İslam dininin, Müslümanın hayatına ne kattığı tartışmasına yol açmaktadır. Cahiliye ve putperest toplumlarda din olmasa dahi, norm ve kültürleri o toplumun hayatına bazı kriter ve yaptırımlar getirmekteydi. Allah’a iman yoktu, ama kültürel bir din yaşanmakta ve kurallara riayet edilmekteydi. Müslüman toplumlarda ise gelenekler dine uydurulur. Din, hem Allah’ı görüyormuş gibi, hem de Allah seni görüyormuş inancıyla yaşanınca yaptırım özellik kazanır ve hayata hayat katar. Kur’an’ın tarif ettiği, Peygamberlerin tebliğ ettiği din de budur. Namaz, Oruç, Hac Müslümana ne katıyor? Namaz kötülüklerden alıkoymuyorsa, bu namaza ve dine ne ad vereceğiz?

Müslüman toplumların temel çıkmazı nedir?

Yaklaşık 3 asırdan beri, muasır medeniyet seviyesine ulaşamayan Müslümanlar, Batı’yı yakalamaktan ümidini kesince, Müslüman olmanın avantajıyla avunmuş, kaçırdığı batı treninin arkasından küfür ederek vicdanını rahatlatmaya çalışmıştır. Medeniyeti maddiyattan ibaret düşünen Müslüman toplumlar, fakirlik ve geri kalmışlığın ezikliğini din tesellisi ile gidermeye çalışmış, tek hedefi Batılılar gibi imkan sahibi olmuştur. Müslümanın eline maddi fırsatlar ve yetki geçince, arzu ve istekleriyle din arasında kalmıştır. Fakirlik ve eziklik günlerine dönmekten korkunca, Allah yokmuş gibi davranmış, dini, kendi hayatına uydurmayı tercih etmiştir. Allah’ın hesap edilmediği, geleneklerin de bağlayıcı olmadığı Müslüman toplumlar, farkında olmadan Allahsız bir din yaşamaya başlamıştır. Cahiliye ve Putperestlerin de dini Allahsızdı. Ama hiç değilse geleneksel töreleri vardı. Ama Müslüman toplum, hem Allah’ın razı olduğu dini yaşamayıp, hem de gelenekten koptuğu için, bağlayıcı kriteri nefsi olmuştur. Bir kademe ötesi ise, maddi şımarıklığın etkisiyle, dine ihtiyacı yokmuş gibi davranmasıdır. Müslümanlar güç elde ettiklerinde, ahlaki altyapıları, dini ve örfi değerleri olmayınca, her şeyi kendilerine mübah görmektedirler. İslam’a hizmet ediyorum diye yola çıkıp, İslam’ı kendi arzularına hizmet ettirirler. Böylece din, hem kültür, hem propaganda aracı olur. Dini kurumlar açarak, slogan atarak vicdanını rahatlatır. Ardından alacağı desteği ve menfaatini hesap eder. Bütün bunları yaparken Allah yokmuş gibi rahat ve huzur içinde yapar. Namaz kılar, iyi Müslüman görünür, ama çocukları istismar ederken, kimse görmediği için, Allah’ın da onu görmediğini düşünür. Allahsız Müslümanlık işte böyle bir şey. Sevap işlerken, Allah varmış gibi, günah işlerken Allah yokmuş gibi davranırlar. “Ve kim, nefsinin kusurlarını örtmeye çalıştıysa (nefsini temize çıkarmaya çalıştıysa) hüsrana uğramıştır.” (Şems Suresi-10.Ayet)
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mustafa kara 1 yıl önce

özellikle yazınızın son cümlesi"sevap işlerken Allah varmiş gi̇bi̇,günah i̇şlerken yokmuş gi̇bi̇"davranmak olayin özü aslinda...