18. yüzyılın sonuna yaklaşıldığında Osmanlı İmparatorluğunun karşılaştığı değişim ve etkileşim karşısında yaşadığı şaşkınlık neyse Türkiye Cumhuriyeti de dünyada yaşanan değişim karşısında aynı şaşkınlığı yaşıyor.

Aradan bir yüzyıl geçmiş olmasına rağmen adeta bir “dejavu”  hissi uyandıran gelişmelere ve tartışmalara şahitlik ediyoruz.

Geride bıraktığımız yüzyılın başlarında Osmanlı’nın karşı karşıya kaldığı ayrılıkçı hareketlerin ve siyasi baskıların neredeyse aynısına maruz kalan Türkiye çeşitli arayışların kucağında savruluyor. 

İmparatorluk çağından milletler çağına geçişte ayakta kalabilmek için farklı görüşleri tartışan ve devleti yaşatmanın yollarını arayan Osmanlı’nın aklına farklı dini ve etnik kimlikleri bir arada tutabilmek için nasıl Osmanlılık geldiyse bugünde adeta küresel bir kuşatma altındaki Türkiye Cumhuriyetinin iktidarını elinde tutanların aklında da kurtuluş reçetesi olarak yeni bir anayasa ve vatandaşlık temelinde bir Türkiyelilik bilinci oluşturma ümidi var.

Oysa o dönem Tanzimat nasıl başarısızlıkla sonuçlandıysa bugünde Tanzimat benzeri yeni anayasa girişimlerinin bizi taşıyacağı akıbet çok farklı olmayacak.

AKP, Tanzimatla eşit Osmanlı yurttaşları oluşturmaya çalışanların torunları gibi.

Yeni bir anayasa ve eşit yurttaşlık temelinde oluşturulacak bir Türkiye’lilik bilincinin bizi bir arada tutacağını zannediyor.

Islahat Fermanı ile sağlanmak istenen siyasal birliktelik başarıya ulaşmadı.

Osmanlı’nın 1876’da ilan ettiği 1. Meşrutiyet’e göre bütün Osmanlı vatandaşları milliyet, ırk ve dinlerine bakılmaksızın eşit sayılmıştı.

Herkes Osmanlıydı.

Ama yetmedi.

2. Abdülhamit herkesi Osmanlılık vatandaşlığında eşitleyen bu anayasayı iptal etti.

Jön Türkler Osmanlılığın Osmanlıyı yaşatmaya yeteceğine inandılar.

Ve 2. Meşrutiyet.

Herkesin ağzında vatandaşların eşitliği sloganı.

Fakat bir evvel ki gibi bu slogan da İmparatorluktan ayrılmış ulusları Osmanlı çatısı altında tutamadı.

Başta Arnavutlar ve Araplar Osmanlıyı terk ettiler.

Dönemin aydınları Osmanlı’nın yaşadığı değişim ve dalgalanmaya çözüm aramak için çıkış yolu aradılar.

Bugün de neredeyse küreselleşmenin dayattığı kimliklerin öne çıkarılması karşısında tartışmalar yaşanıyor.

Çözüm önerileri dile getiriliyor.

Aradaki tek fark Osmanlı’nın son döneminde çözüm arayışları peşinde koşan Osmanlı aydınlarının amacı yıkılış durdurmak, devleti güçlendirmek ve yeniden ayağa kaldırmaktı.

Bugün ise aydın görünümünde küresel işbirlikçiler Türkiye Cumhuriyetinin tasfiyesinden söz ederek  bu yıkıldı yenisi kuralımın etrafında dolaşıyorlar.

Üç Tarzı Siyaset ile Osmanlı’nın yaşaması için ortaya konan düşünceleri analiz eden Yusuf Akçura’nın ele aldığı konuların günümüz Türkiye’sinde de hala canlılığını koruyor olması dikkat çekicidir.

1904’te Kahire’de yayınladığı Üç Tarzı Siyasetin başlıca konuları Osmanlı aydınlarının farklı cephelere bölünerek savundukları Osmanlıcılık, İslamcılık, Türk Milliyetçiliği idi.

O tarihlerde kazanan Osmanlı elitlerinin uygun bulmadığı ve Akçura’nın savunduğu Türkçülük- Türk Milliyetçiliği oldu.

Bugün de Türkiye aynı kavramların etrafında dönüp durmaktadır.

Çağdaşlaşma, Batılılaşma, Osmanlılık, İslamcılık, Türkiyelilik, Milliyetçilik, Ulusalcılık en çok dile doladığımız konular.

Bugün de kazanan Türk Milliyetçiliği olacak.

Yeter ki tarihten ders almasını bilelim.

Karşılaştığımız problemlerin temelinde tarihi doğru okuyamamak olduğunu idrak edelim.

Günümüzde kendilerine fazla ilgi gösterilmeyen Yusuf Akçura ve  Ziya Gökalp Türkiye Cumhuriyetini yaşatmak için olanca güçleri ile gayret gösteren Türk Milliyetçileri için birer Kutup Yıldızı hükmündedir.

Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp Türk Milliyetçileri tarafından ne kadar anlaşılırsa günümüzün Mithat Paşaları, Ali Kemal’leri de o kadar sağlıklı anlaşılacak ve anlatılacaktır.

Türkiye bir “dejavu” yaşamaktadır.

Osmanlıcılık dün Osmanlıyı yaşatamamıştı bugünde Türkiye’yi ayakta tutamaz.

Abdullah Cevdet’in sarıldığı Türkiyelilik çaresi Osmanlının yaralarını iyileştirmedi bugün de çare olamaz.

Türkiye’yi baki kılacak olan Osmanlıcılık, İslamcılık yada Türkiyelilik değil Türk Milliyetçiliğidir.

Bir yüzyıl evvel Yusuf Akçura ve  Ziya Gökalp’in düşüncelerinde,  Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının şahsında Türk Milleti’nin ihtiyaç duyduğu yaratıcı hamleyi açığa çıkaran Türk Milleti bugün aynı hamleyi Ülkücüler eliyle gerçekleştirecektir.

Müjdat ÖZTÜRK


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.