2002 yılında toplumun büyük kesiminin desteğiyle iktidara geldi. 13 yıl sonra ne oldu da aynı toplumun nefretini üzerine çekti?
Hizmet Hareketi ile olan kavgası diyemezsiniz. Çünkü, Hizmet’e gönül verenler dışında, hiçbir siyasi parti, tarikat veya STK bu kavgada Hizmet’e açıktan veya gizli destek vermedi.
O halde toplumun büyük çoğunluğunun AK Parti’ye olan öfke ve nefretin altında yatan psikoloji neydi?
Suriye ve Mısır’da dahil, siyasal İslamcıların içinde bulunduğu en büyük çıkmaz, nemalandığı, yetiştiği, imkanlarından faydalandığı devlet rejimiyle ve o toplumla sürekli kavga halinde olmasıdır. Devletin acımasızlığıyla düştükleri mağduriyet, toplumun merhametine dönüşür ve rejimin mağdurlarına sahip çıkma dürtüsü oluşur. Mağdurların zayıf olduğu dönemde, sakladıkları öfke ve kin duygusu, güç kazandıkça zamanla intikam havasına dönüşür. Destek aldıkları toplumun düşünce ve inançlarını hiçe sayarak, ötekileştirmeye ve yok saymaya başlarlar. Ardından, devlet ve rejimle hesaplaşma dönemi gelir. Dünya realitesinden uzak, hamasi olan bu politikalarla maalesef bütün toplumu derinden etkileyip, büyük mağduriyetlere sebep olacak darbelere, ihtilallere meydan vermiş olurlar.

İhvancılar, Mursi ile bu şekilde iktidara geldi. Kısa sürede hemen kendi kafa yapılarındaki kişilerle kadrolaşmaya gitti. Mısır zaten yarı İslami kanunla idare edilen ülke. Dünyanın en eski İslam Üniversitesi olan Ezher’in şeyhi, protokolde devlet başkanından sonra gelir. Sarayın resmi hafızı ve kurası vardır. Generaller tam tekmil Cuma namazında hazır olurlar. Başörtüsü problem değil, İslam’ı yaşamak alabildiğine serbesttir. Ama İhvan Müslimin, sadece Mısır derin devletini değil, halkını ve Müslüman toplumunu dahi endişeye sevkeden işlerle meşgul oldu.
Örneğin, Mısır meclisinde, İhvanlı bir milletvekilinin, ezan vakti, mecliste oturduğu sandalyeye çıkıp, elini kulağına atarak ezan okumasının dine ve Mısır toplumuna hizmetle ne alakası olabilir? Zaten ezan sesi Mısır’da her yerde inliyordu.
Mısır Hava Yolları’ndaki bir pilotun sakalı göğsüne kadar uzatıp, yolculuk esnasında, uçakta yolcuların gözü önünde paçaları sıvayıp, koridordan abdest almaya gitmesinin İslam’a ve Müslümanlara ne faydası olabilir? İşte siyasal İslam’ın içinden çıkamadığı tuhaf psikoloji budur. Bize dönelim, Ak Parti iktidara mağduriyetlerle geldi. Güçlü olduğunu hissedince, iç politikada daha fazla güç kazanmayı arzu etti. Seçimlerden zaferle çıkmak, güç zehirlenmesine sebebiyet verdi. Artık kendini tutamıyor, muktedir olduğunu sanıyor, önüne gelenle kavga etmeyi politikanın gereği görüyordu. Dış politikada kavga planı ters tepince iç politikada aynı metodu denediler. Ak Parti’ye bu aklı verenler, aslında partinin altını oydu.Dış politikada Suriye ve Mısır, iç politikada Çözüm Süreci ve troller bombasını partinin kucağınıza koydular. Bu yanlış politikalar, dışta ve içte Ak partiyi yalnızlaştırdı. Yalnızlaşmanın suçunu,siyasi parti liderlerine, yönetemedikleri medya kuruluşlarına ve en güçlü potansiyel gördükleri STK’lara yıkmak için algı başlatıldı. Tabanın oyunu korumak düşüşün emaresidir. Politikada tabanın oyunu korumak başarı sayılmaz. 13 yıl iktidarda olup, her hatada suçu başkasına yıkmak, teknik teknolojinin, iletişimin olmadığı asırlarda olur. Yalancının mumu, internet ve elektiriğin olmadığı olmadığı dönemlerde yatsıya kadar yanıyordu. Şimdi 30 saniye sürmüyor. Ak Parti’nin siyasal İslamcılığı bir garip, fikir ve inançtan ziyade, şahsi menfaatlerine uyanlarla kardeş oluyor. Oy veren ne olursa olsun benden, değilse ya kafir, ya da vatan haini, ya alevi, ya bilmem ne? Her kemalin bir zevali vardır. AK Parti bir din değil, bir mezhep değil, bir dava hiç değil. Sadece siyasi bir hareket. Din değil, çünkü bağlayıcı usulleri yok. Dava değil, çünkü temelinde çilesi, gözyaşı, fedakarlığı vecherhangi bir ahlak kriteri yok. Oy alma adına her yolu mübah sayan,’ siyaset bir ütme ve ütülme sanatıdır’ diyen AK Parti yetkililerinin dayandığı temel nedir? Merhum şehit Seyyid Kutup, Komünizm ve Kapitalizm için ‘ aynı hedefe, ayrı yollardan giden, iki zıt beşeri sistem’ der. Siyasal İslamcılar, iktidara gelince, muktedir olduğu hissiyle hemen şımarır, kısırdöngüye girer, önceden tenkit ettiği bütün sistemlerin daha fazlasını yaparak tarih sahnesinden çekilir. Kur’an bütün insanlığa İsrailoğulları misalini verir ve
uyarır, ‘ sakın siz de İsrailoğulları gibi olmayın’ der. Siyasi tarih, yıllar sonra galiba bir yerlere şu notu düşecek; “ Ey siyasete girmeyi düşünen ve siyasetin içinde olanlar, sakın geçmişteki AK Parti gibi olmayın.” Faydanız olmadı mı? tabiî ki oldu. Haksızlık etmeyelim. Sağlıkta insanımızın muayene ve ilaç alma derdi ortadan kalktı. (Gerçi özel hastanelerde yine zor)
Eğitimde okulların insafına kalan ders kitapları meselesi halledildi. Kışın fakirin sobası yandı, karnı doydu. Hasta ve bakıma muhtaçlara maaş verildi, yük hafifletildi. Yollar yapıldı, ulaşım rahatlatıldı.
Bunlar yapılırken, siyasiler devletten daha zengin oldu mu, olmadı mı? Evet bunlar milletin hakkı olan, devletin imkanlarının halka sunulmasıydı ve oldu. Bunun için hükümetlere teşekkür edecek değilim. Zira tembel, çalışkana misal olamaz. Geçmişte yapılmadı, siz yaptınız diye, mazi örnek verilmez. Bunları yapmak için seçildiniz. Hükümetler, daha fazla yapacak şeyleri varken, yapmadıklarıyla tenkit edilir. Partiler de bunu din ve şeref meselesi yapmadan, tedbirlerini alıp, hizmetlerini ikiye katlar. Bir milletin karnının doyması ve sosyal ihtiyaçlarının temini zor değil, devlet imkanlarıyla sağlanabilir.
Ama dinine, ahlakına, kültürüne verdiğiniz zararın telafisi asırlar sürer. Dini kurumlara itimat kalmadı, camiler boşaldı, halk alimlere ve hocalara; öğrenci, öğretmenine; veli, eğitim sistemine; iş sektörü, ekonomiye; halk, emniyet güçlerine güvenmiyor.
Halkı bırakın, yargı mensupları dahi artık yargıya güvenmiyor. Bütün değerlerin içinin boşaldığı çok çetin dönem yaşanıyor.
İlerde gençliği başıboşluktan ve anarşiden engelleyecek, manevi güç bulamayacaksınız. Kendinizi kutsallaştırdınız, karşınızdaki herkesi necis ilan ettiniz. Size göre % 60 direk vatan haini, çünkü size oy vermiyor. Şunu iyi bilin %20’si korku ve menfaatten dolayı susuyor, sadece oy veriyor. %20 de ne olduğundan habersiz, algı sarhoşu olmuş. Yani aslında taban da yok. Kuleler iskambilden olursa, basit bir rüzgarla yıkılır. Hükümetler yoğurttan olursa, karton bıçakla dahi yarılır. Etrafa tehdit ve korku yayarak, insanların size döneceğini sandınız. Bu fikri veren, size karşı korkunç nefret duyulmasına sebep oldu. Bu milletin devlete ve devleti idare edenlere karşı sonsuz hürmeti vardı. Onu da tahrip ettiniz. Şehit kutsaldır. Cenazede düşmanın dahi olsa nezaketli davranılır. Dikkat edin, ötekileştirme politikası ile bu duyguyu da öldürdünüz. Birkaç oy için başvurduğunuz kavga politikası iki zümreye yaradı. Silahşör gazeteciler ve trollere. O silahşör gazetecileri ve trolleri kullanmadığınızı sandınız, oysa onlar cepleri düşündüğünden sizi kullandılar, kullanmaya devam ediyorlar. Çünkü Ak Parti’nin saltanatınıza bina etmişler istikballerini. Ne Allah, ne peygamber, ne din, ne şehit ne gazi, ne ahlak, ne töre, ne kültür, ne de kutsal demeden saldırıyor, sizi savunuyormuş gibi yapıyorlar. Toplum size öfke besliyor Bu işe son vermezseniz, emin olun önümüzdeki seçimde çok daha büyük bir sürpriz yaşayacaksınız.
Devleti idare edenlerin vazifesi toplumu birleştirmekti. Ama kullandığınız dil toplumla aranızdaki makası daha fazla ayırıyor. Oy alırız hesabıyla kutuplaştırma politikası güdüyorsunuz, ama inanın ters tepiyor. Devletin genleriyle oynadınız. Bu süreçte, CHP, koalisyon ve meclis başkanlığı seçiminde piyon olmuştur.
MHP seçim öncesi ve sonrası hakkındaki bütün spekülasyonu boşa çıkarmış, dik duruşuyla prensiplerinden taviz vermeyerek, yapmacık koalisyon tiyatrosunda sahne almamıştır. Hakkında yedek lastik benzetmesi yapanlara tarihi ders vermiş, direksiyon nasıl olunur, onu göstermiştir. Sn. Devlet Bahçeli, hayatını devlet ve millet hizmetine adamış bir lider. Ve onu mahcup etmeyecek binlerce evladı var. İnsan arkada temiz miras bırakmak için evlat ister. Sn. Devlet Bahçeli’nin taşıdığı kutsal emanete mirasçı olacak milyonlarca evladı vardır.
Suriye’de iç savaşı yaşamış biri olarak söylüyorum, toplumu germek kolay ama tekrar gevşetmek çok zordur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.