2014 yılının Ağustos ayında Cumhurbaşkanlığını bıraktığından beri her seçim ve halk oylaması sürecinde Abdullah Gül ve arkadaşlarının bir araya geldiğini, ofis tuttuğunu, açıklama yapıldığını, falanca partiden falanca vekil ile yola çıktığını okuyoruz.

Nihayetinde seçim bittiğinde elimizde sadece açıklamalar kalıyor. 2015 yılında gerçekleşen Haziran ve Kasım seçimleri, 2017 yılında gerçekleşen Halk oylaması ve 2018 yılında gerçekleşen her seçimde Abdullah Gül hem gündemi meşgul etti hem de birileri onun üzerinden siyaseti dizayn etme niyetini gerçekleştirdi.

Özellikle geçtiğimiz Haziran ayında yaşadığımız seçimlerde özellikle Kılıçdaroğlu’nun dayatması ile Abdullah Gül’ün ‘çatı adayı’ olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerine girmesi millette bir karşılığı olmadığı halde zorlandı.

Hiç şüphesiz Abdullah Gül, Ak Parti’nin kurucularından olması, başbakanlığı ve 2007-2014 yılları arasında gerçekleştirdiği Cumhurbaşkanlığı ile Türk siyasetinin veya onun ait olduğu cenah itibariyle Türkiye siyasetinin önemli isimlerinden birisidir. Türkiye onun Cumhurbaşkanlığı sürecinde çok önemli gelişmelere tanıklık etti.

2007 yılında Cumhurbaşkanı olmadan 3 sene önce, 2004 yılında Annan planı ile KKTC teslim edilirken kendisi Dış işleri Bakanıydı. Bu sürece destek oldu. 2008 yılında başlayan Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Yakamoz ve diğer tüm davalar sürecinde kendisi Cumhurbaşkanıydı.

Sustu, destek oldu. 2010 yılında gerçekleşen Halk oylamasında kendisinin Cumhurbaşkanı olduğu dönemde FETÖ’nün en büyük zaferi ve 15 Temmuz sürecine giden yolun taşlarını döşeyen bir halk oylaması sonucu ile karşılaştık. Kendisi Cumhurbaşkanıydı. Sustu. 2011 yılında FETÖ, kaset kumpasları ile Türkiye’yi dizayn ederken Cumhurbaşkanıydı. Sustu. 2017 yılında halk oylaması sürecinde aktif bir rol oynamak, fikirlerini ifade etmek varken kendi köşesine çekildi.

Konuşamadı. Bu oylamanın Türkiye’yi tek adam rejimine götüreceğini açık bir dil ile ifade edemedi. Sustu, konuşmadı. Destek oldu. 2018 yılının Haziran ayında gerçekleşen seçimlerde CHP ve Saadet Partisinin önünü çektiği bir grup aracılığı ile ‘çatı adayı’ olmak istedi.

Bu isteğini açık bir şekilde dile dahi getiremedi. Helikopter ile kendisini ziyaret eden Hulusi Akar’ın bu ziyaretinin karşısında bile sesini çıkaramadı. Aday olmadığı gibi yine fikirlerini dahi ifade edemedi. 40 yıllık dostu Erdoğan’ın bir hezimet ile karşılaşmasını bekledi. Yine olmadı. Kendisi bu hezimeti göremeyince sahneye yine çıkamadı. Kısaca biz kendisini susan, destek olan Çankaya Noteri olarak tanıdık.

Bugün yerel seçimler arifesinde yeniden ortaya çıkarak ziyaretler yapıyor. Kadim dostları olan Davutoğlu ve Ali Babacan ile poz veriyor. Kendisi 31 Mart seçimlerinde Ak Parti’nin bir hezimet yaşaması halinde, eğer bağlı olduğu odaklar izin verirse muhakkak bir parti kuracak, siyasete dönecektir. Ama dönmemesi hem kendisinin taşıdığı sıfatlar hem de defalarca kazanan cephede bulunan birinin ‘kaybetmemesi’ açısından olumlu olacaktır.

Geçtiğimiz yıllarda yaşanan onca badire karşısında susan, konuşamayan, konuşmayan bir şahsın Çankaya Noterliğinden ‘emekliliğini’ yaşaması en makul ve doğru olanıdır. Türkiye’nin aydınlık yarınlarına inananlara saygı ve sevgilerimle…

Özgü AŞKIN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
F.Deniz 5 ay önce

Sn.Gül'ün üzerinden dönen manipülasyonlar, birilerinin korktugunun göstergesidir. Kabul edin AKP bitti.Devlet büyüğü sn.Bahçelinin desteğiyle kervan yürüyor.Ayazağaya duvar örün olmadı.Hakarete mağruz kaldığı dönemlerde "biz sana makam verdik" laflarıyla dünkü siyasetçi yerine konması, bugün yaptığı "can çekiltirme" hallerinin eticesidir..Şüphede bırakıyor herkesi sn.Gül...