8 Haziran’da bambaşka bir Türkiye’de uyanacağız.

Kararlar vermemiz gerekecek.

Zor kararlar.

Tek başımıza iktidar olmayı arzuluyoruz.

Bunun için gerekli oy oranı yaklaşık % 47.

Böyle bir orana ulaşmamız mümkün mü?

Bu gün için ne yazık ki hayır.

Gerçekçi hedefimiz ne? Yüzde 20’nin üstü. Teşkilatlarımız, Ülküdaşlarımız ve oy veren milliyetçiler 7 Haziran akşamı bu sonucu zafer olarak kutlayacaklar. Biz aldığımız bu sonuca sevinirken aynı zamanda sıkıntılı bir meclis aritmetiği de doğmuş olacak.

Ele avuca gelir tüm öngörüler Akp’nin oy kaybedeceği fikrinde birleşiyor. Yine aynı öngörülere baktığımızda Chp’nin yine yüzde 20-30 bandında oy alacağı fikri ağır basıyor. Durumu muallâkta olan tek parti Hdp.

Hdp, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde batıda alabileceği maksimum oy oranına ulaştı. Demirtaş, batıda soldan taşıyabileceği kadar oyu zaten taşıdı. Buna rağmen yüzde 10 barajını aşamadı.

Hdp’nin barajı aşmasında etkili olacak bölge doğu.

Hdp doğudan ekstra oy alabilir mi?

Alabileceği görüntüsü var. Akp’nin kurucuları, eski vekilleri Hdp listelerinden seçime giriyor.

Dört partili bir meclis oluştuğunda ne olacak?

Cumhurbaşkanı hükümeti kurma yetkisini AKP’ye verecektir.

AKP bize geldiğinde ne diyeceğiz?

Hırsızlık ve yolsuzlukla anılan bu partiyle birlikte olabilmek mide ister.

AKP ile birlikteliğe onay verirsek kamuoyunda ve tabanda büyük eleştirilere maruz kalırız.

İyi de…

AKP’ye kapıları kapattığımızda, HDP’ye gidecekler. Buna mecburlar. Çünkü iktidarı kaybettikleri gün yargılanacaklarını ve edindikleri kirli serveti kaybedeceklerini biliyorlar.

Siz bakmayın Demirtaş ve HDP’nin esip gürlediğine. Özgür iradeleri yok. Kudretten ve demokrasiden yoksunlar. Cezaevindeki bebek katilinin sözünden dışarı çıkamazlar.

AKP istihbaratının emrindeki terörist başı, federasyon, özerklik/yarı özerklik üçgeninde dolana dolana HDP’nin AKP’ye destek vermesini ve hükümet kurulmasını arzulayacaktır.

İşin kötü yanı böyle bir olasılıkta köşeye sıkışmış bir AKP, bölücülerin tüm isteklerine boyun eğer.

AKP ile birlikte olsak isyan bayrağı açacak çevrelerin yanında, AKP’yi reddetmemiz ve olası AKP-HDP ittifakında da bu birlikteliğin sorumlusu olarak Milliyetçi Hareket Partisini gösterecek daha büyük bir yığın var.

Tabanda da ciddi ayrılıklar var. Bir kısım Ülkücü, Chp ile birlikte olursak bir daha Milliyetçi Hareket Partisi ile işim olmaz kıvamında. Peki, Akp ile birlikte olmalı mıyız sorusuna verdikleri bir yanıt da yok. Diğer bir kesim Ülkücü, Akp ile birlikte olursak bir daha asla psikolojisinde. İyi de Chp ile birlikte mi olalım dediğinizde bunu destekledikleri de meçhul. Açılım sürecini destekleyen bir Chp ile yol yürümenin imkânsızlığının da farkındalar.

Tabanımızın bilinçlendirilmesi ve olası her türlü gelişmeye karşı hazır hale getirilmesi gerek.

AKP ile birlikte olmak da, AKP ile birlikte hareket etmemek de sıkıntılı süreçlerin doğmasına sebep teşkil edecek.

Anti propaganda ekipleri olası bir AKP-Hdp ittifakının sorumluluğunu Milliyetçi Hareket Partisi üzerine yıkmaya çalışırken tabanda da neden iktidar ortağı olmadık homurtuları yükselecektir.

AKP ile olası bir ittifak durumunda ise bu sefer homurtular feryada dönüşür.

Hadi diyelim ki AKP hükümeti kuramadı.

Ve olmaz ya.

Cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini CHP’ye ya da Milliyetçi Hareket Partisine verdi.

Olası bir CHP – Milliyetçi Hareket birlikteliğini de sorgulamamız gerekiyor.

57. hükümet döneminde karşılaştığımız zorluklar ve yaşadığımız mecburiyetlerin sonuçları hala hafızalarımızda.

En haklı davalarımızda bile tabanımız gelişen süreçleri savunamadı, savunmadı.

Bu gün muhalefette Akp’ye karşı geliştirilen stratejilerle sentetik bir yakınlaşma yanılgısında olduğumuz Chp’nin açılım süreci hakkındaki fikirleri olası bir birliktelikte başımıza iş açar.

Bir de Akp’nin anti propaganda teknikleri bu duruma boca edilirse tabanda ciddi sıkıntılar doğacağı aşikar.

Chp ile olası bir birliktelikte 57. hükümet dönemine kıyasla daha vakur ve daha kudretli olacağımızdan eminiz.

Tüm bu hesapları Devlet Bahçeli’nin çok daha ince eleyip sık dokuyarak yapacağı da şüphesiz.

Mesele oluşması muhtemel genel merkez stratejilerinin tabanın sahipleneceği bir düşünce düzlemine taşınabilmesi.

‘ Önce Ülkem ve milletim. Sonra partim ve ben.’

Kabullenilmiş ve içselleştirilmiş bu sloganın sınanacağı günler geliyor.

Meselemiz her ne olursa olsun bize oy veren seçmenleri ve Ülküdaşlarımızı sandıkta olduğu gibi ikinci kez olması muhtemel ittifaklara karşı da hazırlamak olmalı.

İyi de bu günün işi mi bu?

Bu gün olasılıklarla hareket etmek elbette doğru değil.

Fakat 8 Haziran’da hazır olmak adına seçim çalışmalarında Devlet Bahçeli’nin şahsına daha fazla destek, daha fazla kudret yüklemeliyiz. ‘Bize göre’ genel merkez hata dahi yapsa bu dönem asla ve asla dile getirmemeliyiz.

Yerini beğenmeyen adayların, aday listelerinde etkili olamamış teşkilatların sohbetlerinde kısık sesli eleştirileri dahi 8 Haziran’da psikolojik bir buhrana sürüklenmemize neden olur.

Parti içi eleştire kapılarını kapatmış bir teşkilat olarak 8 Haziran sabahında uyanmamız gerek.

Unutmayın ki 7 Haziran’dan sonra yaşanacak tüm olasılıklarda, bu olası ortaklıkların içinde yer alsak da almasak da dışarıdan gelecek eleştirilere zaten teşneyiz.

Bu eleştiriler her halükarda rakip siyasi parti güçleri tarafından körüklenecek. Mesele parti içi eleştiri sürecini askıya alarak bize karşı yöneltilecek olası anti propaganda faaliyetlerine dönük olarak hazırlanmamız.

Genel merkez bu kez parti içi eleştirileri bertaraf etmekle vakit kaybetmemeli. Bu kez taban olarak genel merkeze oluşması muhtemel süreçler noktasında açık çek vermeliyiz.

Genel merkez yetkililerinin de oluşması muhtemel tüm olasılıklarda tabanı ve teşkilatları bilgilendirmesi gerekecek. Gocunmadan, bilindik hataları tekrarlamadan.

Tabanımızın sokakta, kahvede, evde siyasi rakiplerimizin ortaya koyacağı anti propaganda salvolarına cevap verecek kadar konulara vakıf olması sağlanmalı. Ülkücüler gelişmeler hakkında televizyonlardan, ekranlardan haberdar olmamalı.

Tek çıkar yolumuz var.

Ülkücü hareketin içine sinse de sinmese de, Devlet Bahçeli neye karar verirse versin sonuna kadar destek olması gerek.

Gerekirse kan kusmalı ama kızılcık şerbeti içtik demeliyiz.

Uzun ve meşakkatli bir sürece hazır olun.

Bir sonraki seçimlerde tek başımıza iktidar olabilmemizin şartı, bu seçimlerin sonunda şekillenecek meclisten ve bu meclis şekillenirken sokaktaki Ülkücülerin vakur ve sabırlı duruşu.

Bu fırtınayı da atlattığımız gün kardeşlerim. İşte o gün hüküm sırası bize geçecek.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.