Son 15 yılda çiçekler açacak, böcekler uçacak, kırlarda, dağlarda sevgililer el ele dolaşacak hayalleriyle bu ülke insanının hem aklıyla, hem duygularıyla alay edildi.
Batı’da genç kuşakların saf beyinlerine, milli kavramların zararlı olduğu propagandası empoze edilirken, PKK terör
 örgütüne verilen tavizlerle de, doğu gençliği iğfal edildi. 
Elimizde kalan tek atımlık kurşun İslam ve kardeşlik şuuruydu. Onu da Selefi bir örgütle ve yolsuzluklarla perişan ettiler. Müslüman olduğu halde, İslam’dan korkan bir toplum oluştu.
Küçük makam hesapları 
ile, 13 yıldan beri meydanlarda, ne saygı, ne sevgi, ne mukaddesat, ne hürmet demeden, her hakareti mübah görerek kardeşlik şuurunu da zedelediler. Şimdi bu toplumu hangi kriterle dengeleyebileceksiniz? 
7 Haziran’da bir seçim oldu. Milli İrade koalisyon istedi. 8 Haziran sabahı, Türkiye’de bir anda milliyetçilik para etmeye başladı. Düne kadar okullardan andımızı kaldıranlar, İstiklal Marşı’nın her yerde söylenmesinin gereksiz olduğunu söyleyenler, hatta bayrağımızın rengini beğenmeyip, değiştirmeye çalışanlar, PKK’ya terör örgütü diyenleri elindeki medya gücü ile vatan haini ilan edenler, profillerine Osmanlı arması yerleştirenler, bir anda bayrak resimleri koyup, ya devlet başa, ya kuzgun leşe sloganları atmaya başladı.
Fikirler boyacı küpü değil ağalar! Öyle sabah kalkınca milliyetçi veya mukaddesatçı olunmuyor. Arşiv diye bir şey var, önünüze mutlaka çıkıyor. At terli, gitmiyor. Zorlama çatlatırsın.
 Ülkenin başına gelen bu musibetleri, sadece seçim yatırımı olarak düşünmek, çok basit olmakla birlikte, yüce şehitlerimize ve şanlı Türk Ordusu’na hakaret olur.
Belki de kaderin müdahalesi olarak, 
vakt-i merhunu gelmiştir diye düşünmeliyiz. Bu üzücü olaylar AKP yüzünden geldi demek, hem bütün bir camiayı suçlamak, hem de Kader’in iradesini reddetmektir. Ama AKP döneminde olduğu için, essebebike’l fail kaidesince, yani sebep olan yapan gibidir diyerek eleştirmek, yargılamak da hainlik değildir.
 
Sizin bir köy bakkalınız olsa, başına oğlunuzu koysanız, defterleri incelerken, oğlunuzu sürekli müşterilere aldandığınıı görseniz, bir daha kasayı verir misiniz?
Her politik skandal neticesinde sürekli ‘aldatıldık’ bahaneleri
 üretmek,başarısızlık sebeplerini muhalefete veya paralel diye uydurulan bir unsura yüklemek, yönetim zafiyetidir. Devleti idare edenler, mazeret değil, çare üretir. Acıtasyon nutukları değil, bedel verirler.
 
Herkese aldananlar, tekrar aldanmayacağına dair nasıl garanti verebilir?
 
İyi niyetli insan olabilirsiniz, ülkeye iyi şeyler de yapabilirsiniz. Her kemalin, bir zevali vardır. Ama yönetim yeteneğini kaybetmiş siyasi partiler için, artık bayrağı teslim zamanı gelmiştir.
Futbolcudan istenen, rakip takıma suç değil, gol atmak. Her maç kendi kalesine gol atan futbolcunun, her defasında rakip olmasa kendi kaleme gol atmazdım” demesinden daha abes bir şey olabilir mi?

 Doğunun bir ilçesinde, benzin istasyonu işleten 70 yaşında bir amcamız, ağlayarak şunları anlatmıştı: “Ben 40 yıldır benzin istasyonunu işletiyorum. Ve 40 yıldır mekanımda bu al bayrağım dalgalanır. PKK’lılar geldi,bayrağı indireceksin, dedi. Ben de polise gittim. Emniyet amiri bana,’ Hacı amca, şuan çözüm süreci var. Başımızı belaya sokma. Ne diyorlarsa yap’ dedi. Şimdi siz söyleyin, ben nereye baş vurayım.” Doğu’nun insanı PKK’yı sevmezdi. Bu mazlum insanlar, öpmek istediği devlet eliyle, teröristin insafına terk edildi. Şimdi devletin başı süreç bitti diyor, hükümet sözcüleri sürece devam edebiliriz diyor. Doğu insanı kime, nasıl inansın?
 Sn. Yalçın Akdoğan, devleti ve hükümeti temsilen tuhaf bir demeç verdi. ‘ 6-7 Ekim olaylarında her tarafı yakıp yıktılar. Biz bu defa da affedelim dedik. Ama bunlar hiç durmadılar.’
 Siz kimsiniz efendim? 51 kişi ölmüş, devlet ekonomik olarak ciddi kayıplar vermiş, ne demek bu defa da affedelim? Ben sadece 1984-1994 arasında on yıllık İnsan Hakları Derneği’nin raporunu vereyim de PKK’nın 1 aylık değil, 30 yıllık eli kanlı terör örgütü olduğunu hatırlasınlar.
 ”Çatışma ve Operasyon sırasında 244 subay, 621 astsubay, 275 polis, 4.644 er ve korucu, 4.036 sivil vatandaş şehit oldu. 2 savaş uçağımız, 3 helikopterimiz düşürüldü. 5 tank imha edildi.170 subay, 264 astsubay, 400 uzman çavuş, 795 er gazi olarak sakat kaldılar. Ekonomik olarak da 10 yılda PKK’yla mücadeleye ayrılan masraf, GAP projesinin 5 katı.”
Yani PKK sadece 6-7 Ekim’de değil, 30 yıldır silahla mücadele ediyor. Hatta siz Dolmabahçe’de
, sıra gecesi pozları verip, mutabakat metni okurken, PKKaskerimize daha fazla kurşun sıkmanın hesabını yapıyordu.
 
PKK’ya yapılan operasyonlar yeni değil. Her zaman oluyor, olmalı.
 
Bu operasyonda ordumuz, siyasi figüranlardan bağımsız olarak, devlet olmanın gereğini yapıyor. Kimse kusura bakmasın, bu devlet, siyasilerin heyecanına kurban edilecek kadar basit değil. HDP de kendi kaderini kendi belirlemeli. PYD’ye değil, Hakk’a ve Halka dayanmalı. 
İçindeki kandil kriptolarını temizleyip, bütün Kürtlerin partisi olmalı, siyasi oyunları bozmalı. Şuan top yekun PKK ile mücadele zamanı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tevfik AKIN 2 yıl önce

Hakikat bu kadar edebi ve ebedi ifade edilir.
Kalemine yüreğine sağlık Erol ÇALI Hocam.
Yeni tespit ve fikirlerinden müstefit olma duasıyla.