1 Kasım seçimleri sonrasında Devlet Bahçeli hakkında yapılan eleştirilerden yola çıkarak kaleme almaya başladığımız bu yazı dizisine, yakın ve uzak çevremizden büyük bir teveccüh olduğunu memnuniyetle izlemekteyim. Bu ilginin pek az bir kısmı ise bu gazetede yayınlanan ilk iki bölüm yazımızın altına yorum olarak yansımıştır. Bu yorumları ilgiyle takip ediyorum ve milliyetçi-ülkücü camianın bir konu hakkında olumsuz dahi olsa eleştirilerde bulunurken nasıl bir saygı ve ciddiyet çerçevesinde hareket ettiğini görerek kıvançlanıyorum. İnşaAllah genel başkanlık yarışı da bu saygı çerçevesinde geçer diye temenni ediyorum.

İkinci yazımızda ( http://www.gazete2023.com/1-kasim-ve-devlet-bahceli-ii-makale,572.html ) sözü edilen  “kırmızı çizgiyle” birlikte 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde MHP yönetiminin hedefinin, tek başına iktidar olmak temennisini bırakmadan meclis çatısı altında yer almak olduğunu belirtmiştik. İşte bu noktada 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra Devlet Bahçeli’nin birçok çevrelerce anlamlandırılamayan hareket tarzı bizce açıklanabilir olmaktadır. Devlet Bahçeli şöyle düşünüyordu:

7 Haziran seçimlerinde alınmış olan % 16,45’lik oy kimilerine göre iktidar anlamına gelse de, Devlet Bahçeli için böyle değildi. Çünkü O, milli iradenin gücünü mümkün olduğunca doğru tespit etmeye çalışmıştı ve yüzdeler, oranlar ne söylerse söylesin O’na göre; mevcut şartlar içinde MHP’nin iktidara gelmesinin vakti değildi. Sayın Bahçeli’nin bu tespitinin doğruluğu ise 1 Kasım 2015 seçimlerinde ortaya çıkmıştır. Son seçim sonuçlarına göre ilkeli duruştan taviz vermeden sabırla yoluna devam eden milli iradenin oranı, oy kullananların % 11,90’ıdır. Kimilerine göre başarısızlık olarak görülen bu oy oranı, aslında Devlet Bahçeli’nin tespitlerindeki ve yol-yöntemindeki başarının adeta bir kanıtıdır.

Gündelik politikanın rüzgarına kapılmadan, geçici oy oranlarının büyüsüne aldanmadan, doğru bilinen yoldan sapmadan ilkeli bir duruş sergilemek her babanın harcı değildir ve fakat Devlet Bahçeli, bunu başarabilmiştir. İki seçim arasında ortaya çıkan kabaca % 4,55’lik oy oranı farkı ise, nispeten çabukça iktidara gelebilmek için ilkelerinden, kutsal bildikleri değerlerden taviz vermeyi vesaire kabul edebilecek bir kesimi temsil etmektedir.

İşte bu kesimin -istemeyerek de olsa- 7 Haziran seçimlerinden sonra ortaya çıkarmış olduğu müşahhas temsilcisi ise Tuğrul Türkeş’tir. Adı geçen kişinin partiden ayrılması da MHP’nin bir zayıflığının göstergesi değil, bilakis ilkelerinde ne kadar sağlam durduğunun bir göstergesidir. Zira Devlet Bahçeli’nin ilkelerine bağlılığının, parti içinde bulunan ve bazı menfaatler elde etmek için iktidar fırsatı kollayan kişilerin sahte sabırlarını tüketecek kadar güçlü olduğunun bir delilidir. Dolayısıyla sabırlı olmayan ve yola çıkıldıktan sonra dönenlerle Devlet Bahçeli’nin işi olmayacağının bir kanıtıdır.

Sayın Bahçeli’nin davasının mimarı Alparslan Türkeş’in sözleriyle söylersek: “Sizlere kolay bir başarı vaat etmiyorum. Kısa zamanda bir iktidar umanlar bizimle yola çıkmasınlar. Yolumuz uzun ve çetindir. Bu yolda karşınıza menfaat teklifleri, tehditler ve daha bir yığın engel çıkacaktır. Bu çetin yolda dayanabilecekler, bizimle gelsinler. Cesur olanlar, kuvvetli olanlar, gerçekten inananlar kafilemize katılsınlar. Ben Türk Milletini,… Türklük şuur ve gururuna, İslam ahlak ve faziletine, yoksullukla savaşa, adalette yarışa, birliğe, kardeşliğe, kısacası hak yolu ALLAH yoluna çağırıyorum.”

Devlet Bahçeli’nin 7 Haziran seçimlerinden sonra takındığı tavır, gündelik politika düşkünleri vasıtasıyla her ne kadar koalisyon görüşmeleri başlığı altına sıkıştırılıp gölgelenmeye çalışılsa da; gerçek şudur ki; Sayın Bahçeli bu süreçte hem mevcut siyasi dinamikleri test etme imkanını bulmuştur hem de bu süreci, MHP içindeki zayıfların elenmesi ve MHP’nin temizlenmesi için bir fırsat olarak görmüştür. Çünkü Sayın Bahçeli en az sayısal-niceliksel değerlere sembolik olarak verdiği önem kadar niteliksel değerlere, kaliteye ve söze de değer vermektedir. 1 Kasım’dan önce katıldığı bir canlı tv programında da söylediği gibi O’na göre; partiden elenenler partiyi belki geçici bir süre niceliksel olarak zayıflamış gösterebilirler ancak bu eleme süreci, uzun vadede partiyi niteliksel olarak kuvvetlendirecektir. 1 Kasım seçimleri de gösteriyor ki Sayın Bahçeli, emeline bir adım daha yaklaşmıştır.

Bütün bu yol ve yöntemi bir cümlede özetlersek; Devlet Bahçeli, partinin iç yapısını oluşturan insanları kemikleşmiş bir Türk-İslam ahlakına sahip kılmaya dönük bir “kurumsallaşma politikası” izlemektedir. Böylece MHP’nin iktidara gelmesi için gereken iç (ülkücü duruş) ve dış (tarihi dokunuş) olmak üzere iki unsurdan birincisini hazır hale getirmeye çalışmaktadır. Zira bu birinci unsur hazır olduğunda, (ikinci unsur olan tarihi dokunuş yani) tarihi görev alma vakti geldiğinde; MHP birden iktidara gelebilecek ve iktidara geldikten sonra da bu insanlar, doğru yoldan sapmadan davalarını güdebileceklerdir. Bu ahlakın kemikleşmemiş, ancak kıkırdaklaşabilmiş ve iktidara gelirkenki dayanıksız halinin örneği ise Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kadrolarıdır. Devlet Bahçeli ise AKP kadrolarıyla aynı hataya düşmek istememektedir.

Birinci yazımızda (http://www.gazete2023.com/1-kasim-ve-devlet-bahceli-i-makale,569.html)  sorduğumuz soruya döner isek; çizilen çerçevede Devlet Bahçeli’nin sözkonusu birinci unsuru hazırlama hedefi son derece mantıklı iken MHP Genel Başkanlık makamına oturmak isteyen kişilerin, bu hedefi değiştirmeleri de doğal olarak beklenemez. O kişilerin farkı veya o kişilerden umulan ancak bu süreci hızlandırmak olabilir ki peki bu mümkün müdür?

Daha evvel de sorduğumuz bu soruya şu ana kadar verilmiş bir cevap yoktur. Zaten izah etmeye çalıştığımız gelişmeleri, bizim bu yazı dizimizde yazdığımız üzere ele alan da pek kişi yoktur. Bir sonraki yazımızda, Sayın Bahçeli’nin Türk halkı gözündeki imajının arka planına dair bir tahlil yapılmaya çalışılacaktır. 

Ancak naçizane bir hatırlatma olarak şunu söylemeliyim ki; değerli okurlar, yazılarımızdan anlamak istediklerini değil, bizim anlatmak istediklerimizi keşfetmelidirler. Bir örnek vermek gerekir ise; içinde bulunduğumuz süreç sonunda genel başkanlığa aday olacak şerefli kimselerin yakınındakilerin, kendi adaylarının “iktidar fırsatı kollayan kişiler” olmadıklarını ispata çalışmalarına gerek yoktur. Türkçe’de “Biz kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz” diye bir deyim vardır ve zaten aklı başında olan herkes kimin ne olduğunun farkındadır. Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle hoşçakalın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet DEMİR 2 yıl önce

milliyetci harekete inanan,inandığımız dava uğruna hala ağır bedeller ödeyen bizler partinin mevcut yönetim anlayışı ile bir yere varamayacağına kanaat getirdik ve bu gidişata dur demek için harekete geçtik,isteyimiz deyişimin gönüllü olarak ve yönetimin içinden başlamasıdır,ancak bunun olamayacağını görüyor ve sizin yazılarınızdanda anlıyoruz ki yüksek siyaset mühendisliyinin toplumda karşılığı yoktur,partinin yönetim anlayışında deyişim gereklidir,mesele parti meselesini aşmıştır,mesele memleket meselesidir kişilerin önemi yoktur,ancak bu deyişim talebinin önüne set kurmaya kalkan statüko yanlıları ve payanda siyasetcilerine tahammülümüz kalmadı,bu deyişim için bedel ödemek gerekiyorsa biz bedel ödemeye alışkınız.

Avatar
ahmet 2 yıl önce

bahçeli seçim günü akşamı eğer öbürleri hükümeti kuramazlarsa cumhurbaşkanı görevi bana versin ben hükümeti kurarım deseydi.ne olurdu 1kasim seçimleri olmazdi olsada mhp en az yüzde 18 oy alirdi.

Avatar
Tuğrul ARIK 1 yıl önce

gerek bu yazıda gerekse öncesi ve sonrasında kaleme aldığımız yazılarda, bir yazı dizisi oluşturmak niyetiyle yola çıktığımız için bütüncül bir yaklaşım geliştirilmiştir. bu minvalde bu yazıda yer alan tespitler, bizim kişisel görüşümüzden çok sayın bahçeli'nin zihni yapısını ortaya koyan tespitlerdir. bahçeli'nin neden kendisini başarılı bulduğunun anlaşılması için onun gibi düşünmek, onun kafasından nelerin geçtiğini saptayabilmek elzemdir.

Avatar
mehmet 2 yıl önce

bir çizgisi dahi olmayanlar biz gömlek deyiştirdik deyip 12 yıldır toplama parti ile iktidar oluyor biz hala üzümün çöpünü armudun sapını ayırıyoruz,geçmişte yaşananlar elbet unutulmaz,unutulmamalı,kurumlar hafızaları ile yaşar,ancak deyişim ve gelişim kaçınılmazdır,hali hazırdaki yönetim anlayışının bu deyişim ve gelişimi sağlayamayacağı ve hareketi iktidara taşıyamayacağı defaatle görüldü,o halde şimdi yapılması gereken geçmişe takılıp kalmak yerine hareketi iktidara taşıyacak kadrolara destek vermek,deyişim ve gelişime kafa yormaktır,mesele kişileri ve partiyi aşmıştır,mesele memleket meselesidir gerisi teferruat... saygılar

Avatar
Abdülhamit Karaca 2 yıl önce

üçüncüsünü yazdığın bu yazidada kaleminin,zekanin,hakkaniyetli duruşunun pırıltılarini ziyadesiyle görme imkanını biz bahşettiğin için selam ve sevgilerimi sunuyorum dr. tuğrul bey.m uhabbetle.ttk

Avatar
tahsin bal 2 yıl önce

biraz fazla iyi niyetli bir analiz olmuş..

Avatar
Attila Çerçi 2 yıl önce

7 haziranda siyaset 3 taş oyununa indirgenmiştir.problem budur gerisi zaten biz birbirimizi tanırızdır.