Birinci yazımızın 1 KASIM VE DEVLET BAHÇELİ - I devamı olan bu ikinci yazımızda Devlet Bahçeli’nin, ilk yazıda izah edilmeye çalışılan hedefine varmaya çalışırken kendisine çizdiği “kırmızı çizgi” ve “MHP, son sözünü daha söylememiştir” sözünün asıl anlamı açıklanmaya çalışılacaktır. Bir sonraki yazımızda ise bu hedefe varmak için kendince nasıl bir yol ve yöntem izlemekte olduğu konusu izah edilecektir.

 

Ancak şimdiden söyleyelim ki yazılarımızda yaptığımız tahlil, Sayın Bahçeli’nin fikri yapısına dairdir ve amacımız O’nun nasıl düşündüğünü anlayabilmektir. Zira bu zihniyet yapısı ne kadar iyi anlaşılabilir ise kendisine yapılacak olumlu ve olumsuz eleştiriler de o kadar sağlam olabilecektir.

 

Evvela Sayın Bahçeli’ye göre mevcut durumu ve Sayın Bahçeli’nin hedefini kısaca tekrar edelim: Türkiye Cumhuriyeti ve bu ülkenin çekirdeğini oluşturan Türk-İslam çizgisindeki onurlu, karakter sahibi, yüzleri hilal gibi nurla parlayan ülkücü duruş damarı kuşatma halindedir. Bu kuşatma esnasında ülkenin yönetimini; kolaylıkla ve çabukça iktidara gelmek isteyen, bu uğurda savundukları değerlerden sapmayı ve dolayısıyla horgörülmeyi yani aşağılanmayı sorun etmeyen, batılın karşısında hakkın yenilgisini içine sindiren bir kesim ele geçirmiştir. Bu kişiler kısaca rüşvet, zillet ve hezimet damarı olarak adlandırılmaktadır.

 

Bu kuşatmayı yarmak için Türk-İslam ahlakına sahip, gerek iktidara gelirken gerekse iktidara geldikten sonra savundukları Türki-İslami değerlerden vazgeçmeyecek olan, kadim doğru (sırat-ı müsatkim) yolunda saf halinde birlik olan ve aralarından seçtikleri rehber ardında yılmadan, yenilgiyi kabul etmeden hakkı batılın karşısında son nefesine kadar savunan “ülkücü duruş” damarının iktidara gelmesi gerekmektedir. Bu özelliklerin haricinde iktidara gelebilmek için sahip olunan sözkonusu değerlerden taviz verilmeyecektir.

 

Çizdiğimiz bu tablo çerçevesinde MHP’nin 7 Haziran ve 1 Kasım 2015 seçimlerindeki hedefi TBMM dışında kalmamaktı. Her ne suretle olursa olsun meclis dışında kalmak, Devlet Bahçeli’nin kırmızı çizgisiydi. Tarif edilmeye çalışılan insan topluluğunun, birarada tutulmasının zorluğu herkesçe takdir edilemeyecek kadar zordur. Bu zorluğa göğüs germeye çalışan Bahçeli, eğer ki MHP’nin meclis dışı kalması gibi bir durumun ortaya çıkması halini ise “MHP, son sözünü daha söylememiştir.” diyerek konuşmasının satır aralarında vermektedir.

 

Ancak gündelik politikanın çizdiği bakış açısından dışarı çıkamayan kişiler, Sayın Bahçeli’nin bu sözünü PKK terörü için söylenmiş bir sözten ibaret sanmaktadırlar. Halbuki MHP yönetimine göre; PKK terörü, çözülmesi nispeten basit bir sorundur diğer bir deyişle MHP’nin son sözünü söylemesini gerektirecek kadar muteber değildir. MHP’nin son sözünü söylemesini gerektirecek şey, devletin ve milletin beka sorunudur. Türk devletinin ve milletinin bekasını sağlayacak olan şey ise MHP çadırı altında toplanmış olan insanların kendilerini meclis çatısı altında temsil edebilmeleridir.

 

Zira Mustafa Kemal Atatürk’ün ve arkadaşlarının kurmuş olduğu TBMM, MHP’lilerce kutsal bir kurum olarak görülmektedir. Bu kurumun içerisinde ancak hakedenlerin bulunması gerektiği düşünülmektedir. Bunu en çok hakedenlerin ise ilkeli duruş sahibi, karakterli insanların olduğu muhakkaktır. Bu noktada MHP’nin meclis dışında kalması, Türk milletinin özünü temsil eden iradenin yok sayılması demek olacağından -günümüzde artık eskisinden farklı olarak- normal karşılanmamaktadır.

 

Ancak bu gerçek, HDP’nin söylemleri nedeniyle açıkça dile getirilememektedir. Çünkü HDP, 7 Haziran seçimlerinden itibaren bağımsız milletvekili adayları çıkarmak yerine siyasi barajı geçmek amacıyla parti olarak seçimlere katılmaya başlamıştır. Bu minvalde de meclis dışında kalmayı kabul etmeyeceklerini belli edercesine bir tavır takınmışlardır. PKK da bu tavıra destek olarak silahlı eylemlerle üstü kapalı bir tehditin varlığını devamlı olarak hissettirmektedir.

 

Özetlersek, bu konunun iki ayağı vardır. Birincisi, MHP’nin yani milli iradenin meclis dışında kalmasının sözü dahi edilemeyecek derecede kabul edilemez olduğudur. İkincisi ise bunu açıkça dile getirmek gerekse bile HDP ile aynı söylemi paylaşmamak adına bu konunun açıkça dile getirilemeyeceğidir. Bu üstü kapalılık halini kimse garipsememelidir. Çünkü siyaset, kuralları olan bir satranç oyunu gibidir ve taraflar hamlelerini bu kurallar çerçevesinde yapmaktadırlar.

 

Sonuç olarak, ilk yazımızda bahsettiğimiz Sayın Bahçeli’nin ve yönetiminin hedefinin iktidar olmadığı hususu umarım böylece daha bir netlik kazanmıştır. Hedef, ancak meclise girebilmekti ve bu da gerçekleştiği için MHP yönetimi hedefine ulaşmış olarak kendisini doğal olarak başarılı görmektedir. Fakat bu gerçeği, HDP ile aynı çizgiye düşmemek için açık açık söyleyememektedir. Bu nedenle yönetime karşı yapılan parti içi muhalefeti anlamsız bulmakta ve sert tepki göstermektedir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet DEMİR 1 yıl önce

sayın yazar her iki yazınızıda okudum yüreyinize kaleminize sağlık,bu ülkenin birliyi dirliyi ve selameti için kafa yoran,mücadele eden,bedel ödeyen her kişi baş tacı,lakin siyaset ve ülke yönetimi kişilere ve keyfi kararlara bırakılamaz,hele mhp gibi ülkenin sigortası konumundaki bir partide kişilerin önemi yoktur mhp dava ve ideoloji partisidir,bu davaya inanmış ve şu zamana kadar hiçbir şahsi menfaat beklemeden mücadele vermiş ülkücü irade olarak bizler artık parti yönetiminde köklü bir deyişimin gerekli olduğunu düşünüyoruz,parti yönetiminin irademize saygı göstermesini ve gereyini yapmasını yani seçimli olağanüstü kongreyi toplamasını bekliyoruz,aksi halde karalıyız biz gereyini yapacağız

Avatar
göktürk bozkurt 1 yıl önce

sayın yazar kusura bakmayın ama bu zorlama ve inanmadan yazılan genel başkan ve genel merkezi savunma içgüdüsüyle kaleme alınan yazızı hiç mantıklı bulmuyorum. bir lider 18 yıldır partiyi yönetecek girdiği her seçimde yenilecek, 1 kasım da 2 miting 3 tv programını saymıyorum bile, tüm seçimleri bir inceleyin tabela partileri küçük partilerde dahil en az miting yapan en az tv programına çıkan en az çalışan bir lider ve yönetim kendi öz ülkücü kardeşini dışlayan partiden uzaklaştıran biraz farklı ses çıkartan teşkilatları anında fesheden bir anlayış başarısızlıkta ve az çalışmakta tek başına iktidar bunun hiç bir mantıklı izahı olamaz kimse kusura bakmasın havuz medyasını bu son dönemde bir takip edip inceleyin acaba ne oldu ne değişti de daha önce yerin dibine soktukları züriyetsizlikle yavru muhalefet olmakla eleştirdikleri aşağıladıkları bahçeliyi savunmaya başladılar ?

Avatar
Tuğrul ARIK 13 ay önce

sayın bahçeli birkaç gün önce yapmış olduğu yazılı açıklamada, kendisine muhalif olan cephelerin amaçlarını, "mhp'siz siyaset, mhp'siz meclis" olarak tanımlamıştır. bizim yaklaşık üç ay önce kaleme almış olduğumuz bu yazıda, işte bahçeli'nin kırmızı çizgisinin pkk olmadığı, mhp'siz meclis olduğu konusu bahçeli'nin satır arası okumalarından çıkarılarak irdelenmiştir.

Avatar
Hamza BURAN 1 yıl önce

sayın devlet bahçelinin mhp genel başkanı olarak ve ülkücü hareketin lideri olarak gerek yaptığı hizmetler gerekse ülke ve milletin sorunları karşısında ülkücü duruşu takdire şayandır.ancak gelişen ve büyüyen ülkücü hareketin yeni ve genç arkadaşları neden görmezden gelmektedir?ayrıca siyaset çok boyutlu bir ortamdır reklam basın yayın konularında neden ciddi çalışmalar yapılmamaktadır? ayrıca devlet bahçeli neden fırat çakıroğlunun cenazesine katılmamıştır? çünkü her ülkücü kıymetlidir.gerek iş yaşamında gerekse memur,işçi sadece ideolojisinden dolayı mağduriyete ve bir çok zulüme göğüs gererken hareketin kurmayları neden sessiz kalmaktadır?

Avatar
Abdülhamit Karaca 1 yıl önce

kalbinde Allah korkusu ve ülkcü terbiyenin tüm katmanlarini kendinde barindiran münevver bir ülkücünün ghünümüz hadise ve çabalamalara olan analatik gücü yüksek muhteşem yazisini zevkle ve iştyahla okuma bahtiyarlığını yaşatin bize değerli ülküdaşim tuğrul bey.Allah razi olsun senden...ttk